Kocamın Eski Kanepede Sakladığı Sırrı

O cümleyi bir kez daha okudum. Sonra bir kez daha. Ragıp'ın tanıdık el yazısı gözlerimin önünde dalgalanıyordu. Masanın diğer ucunda oturan genç adam hiçbir şey söylemeden bekledi. İkinci satıra geçtiğimde boğazım düğümlendi. “Lalin'in o gün neden evden çıktığını sana doğru anlatmadım. Sana, arkadaşına uğramak için çıktığını söyledim. Oysa kızımız benimle tartışmıştı. Üstelik tartışmamızın sebebi düşündüğünden çok daha büyüktü.” Sandalyenin kenarına tutundum. Ragıp bana yıllar boyunca aynı hikâyeyi anlatmıştı. Lalin bir arkadaşına uğrayacak, sonra eve dönecekti. Geçirdiği trafik kazası yüzünden bir daha dönememişti. Genç adam usulca, “İsterseniz sizi yalnız bırakayım,” dedi. Başımı kaldırmadan, “Biraz daha kalır mısınız?” diye fısıldadım. Oturmaya devam etti. Ben de sayfayı çevirdim. Ragıp şöyle yazmıştı: “Lalin'in başka bir şehirdeki sanat ve restorasyon programına kabul edildiğini biliyordum. Bana belgelerini gösterdiğinde sevinmek yerine öfkelendim. Güvenli bir meslek seçmesini istiyordum. Benim tanıdığım dünyadan uzaklaşmasından korkuyordum. Ama ona korktuğumu söylemedim. Hayallerini küçümsedim.” Gözlerimi kapattım. Lalin'in odasında saatlerce çizim yaptığını hatırladım. Eski mobilyaların ayaklarını, ahşap sandıkların işlemelerini, sokakta gördüğü tarihî kapıları çizerdi. Bir gün bana yırtılmış koltukları onarmayı öğrenmek istediğini söylemişti. Ben de gülümseyerek, “Sen istersen taşları bile konuşturursun,” demiştim. O konuşmayı unutmuştum. Ragıp unutmamıştı. Mektuptaki satırlar devam ediyordu: “Bana, annemle konuşacağım, dedi. Buna izin vermeyeceğimi söyledim. Söylemeye hakkım olmayan şeyler söyledim. Kızımızın hayatını onun yerine seçebileceğimi sandım. Lalin de bana bir gün kendi kararlarını vereceğini söyledi.” İçimde yıllardır kapalı duran bir kapı açılıyordu. Lalin'in ölümünden sonra Ragıp'la aynı acıyı yaşadığımızı düşünmüştüm. Meğer o, benim bilmediğim başka bir yük de taşıyormuş. Sonraki sayfada bir itiraf daha vardı. “Evden çıkmadan önce sana bir mektup yazmış. Onu sonra, odasını toplarken buldum. Mektubun üzerinde adın vardı. Sana vermem gerekiyordu. Ama okuduğunda son tartışmamızın gerçek sebebini öğrenmenden korktum. Onu senden sakladım. Her geçen gün gerçeği söylemek daha da zorlaştı.” “Bana ait bir mektup mu varmış?” diye kendi kendime sordum. Genç adam masadaki pakete baktı. “İçinde başka zarflar da var,” dedi. “Ben açmadım.”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.