Lüks bir restoranda hesabı ödemeyi reddetti
Yüzümü yavaşça sildim. Sakin değil ama kontrollüydüm. Doğrudan gözlerinin içine baktım. “Peki,” dedim alçak sesle. Sonra çantama uzandım… Kartım için değil. Telefonum için. Ellerim hafifçe titriyordu ama zihnim berraktı. Ağlayıp sızlayarak onlara istedikleri o sahneleri vermeyecektim. Yavuz, kazandığını düşünerek tatmin olmuş bir halde arkasına yaslandı. Müzeyyen Hanım her saniyenin tadını çıkararak bizi izliyordu. Garsonu çağırdım. “Müdürle görüşmek istiyorum,” dedim. “Ve güvenlik talep ediyorum.” Garson tereddüt etti, ıslanmış yüzüme baktı, sonra başıyla onaylayıp hızla uzaklaştı. “İşi daha da zorlaştırma Leyla,” diye uyardı Yavuz. Onu görmezden geldim. Banka uygulamamı açıp ekranı ona gösterdim. “Benden kullanmamı beklediğin kart, ortak hesabımıza bağlı,” dedim. “Ve o hesabın asıl kaynağı benim gelirim. Aşağılanmak için üzerine bir de para ödemeyeceğim.” Yavuz’un özgüveni sarsıldı. “Ne demeye çalışıyorsun?” diye sordu. “Ödemiyorum,” diye cevap verdim. “Ve bu yaptığının sonuçları olacak.” “Kimse sana inanmaz,” diye çıkıştı. “Kazaydı.” “Kazaların yanında tehditler savrulmaz,” dedim. Birkaç dakika sonra müdür, güvenlikle birlikte geldi. “İyi misiniz?” diye sordu. “Hayır,” diye cevap verdim. “Ve kamera kayıtlarının incelenmesini istiyorum.” Müzeyyen Hanım araya girmeye çalıştı ama müdür onu nazikçe durdurdu. “Müşteriyi dinlemem gerekiyor.” Başımı salladım. “Bu hesapta yanlış ücretlendirmeler var ve ayrıca darp şikayetinde bulunmak istiyorum.” Yavuz öfkeyle ayağa fırladı ama güvenlik görevlisi araya girerek sessiz bir sınır çizdi. Hesap düzeltilirken avukatıma mesaj attım. “Saldırıya uğradım. Kamera kayıtları var. Tavsiyene ihtiyacım var.” Cevabı anında geldi: “Sakin kal. Görüntüleri muhafaza etmelerini sağla. Hiçbir şeye imza atma. Gerekirse polisi ara.” Bu mesaj beni kendime getirdi. Düzeltilmiş hesap geri geldiğinde tekrar Yavuz’a baktım. “Bu yaptığından sonra gerçekten ödeyeceğimi mi sandın?” Sesini kısarak üzerime eğildi. “Beni rezil ediyorsun.” Hafifçe gülümsedim. “Bana böyle davranabileceğini sandığın an sen zaten kendini rezil ettin.” Sonra fısıldadı: “Eğer polisi ararsan, biteriz.” Bakışlarımı ondan ayırmadım. “Benim de tam olarak istediğim bu.” Ve tam orada, herkesin gözü önünde, 112’yi tuşladım. O gece sadece bir akşam yemeği son bulmadı. Her şey bitti. Çünkü yıllar sonra ilk kez sessiz kalmadım. Kendimi seçtim.