O kadını gördüğüm anda donup kaldım

O kadını gördüğüm anda donup kaldım… çünkü kocam için kendi paramla aldığım 4 milyon liralık arabanın içinde oturuyordu. Ama nefesimi kesen şey, kocamın gündüz vakti onun beline sarılması değildi. Asıl beni mahveden, kadının yüzünü dönüp bana bakmasıydı… çünkü onu tanıyordum. Evliliğimin böyle biteceğini hiç düşünmemiştim. Üç yıl boyunca maddi manevi destek olduğum adamın bana böylesine acımasızca ihanet edeceğini de. Ama mesele sadece aldatma olsaydı… Belki bu kadar delirmenin eşiğine gelmezdim. O öğleden sonra… Bir iş toplantısından planlanandan erken dönüyordum. Her şey tamamen normaldi. Ta ki tanıdık arabayı bir bahçeli kafetin önünde görene kadar. Siyah renkli Audi. Plakasını ezbere bildiğim araba. Murat’ın doğum gününde, tam dört milyon lirayı kendi hesabımdan havale ederek aldığım araba. Yavaşladım. İlk başta yanlış gördüğümü sandım. Ama hayır. Direksiyondaki kişi Murat’tı. Benim kocam. Kalbim deli gibi atmaya başladı. İçimde kadınların en çok korktuğu o his yükseldi. Kötü bir şey olduğunu anladığınız o his… Arabayı kenara çektim. Sonra sessizce aşağı indim. Bulunduğum yerle araba arasında sadece birkaç metre vardı. Yüzlerini seçebilecek kadar yakın… Kalbimin parçalanacağını hissedecek kadar yakın… Genç bir kadın ön koltukta oturuyordu. Oldukça dikkat çekici giyinmişti. Saçları hafif dalgalıydı. Makyajı kusursuzdu. Gülüyordu. Hem de çok mutlu bir şekilde. Ve Murat… Ona öyle bakıyordu ki… Uzun zamandır bana hiç öyle bakmamıştı. Olduğum yerde kaldım. Kulaklarım uğulduyordu. Ne konuştuklarını duyamıyordum. Ama kadının elini Murat’ın elinin üzerine koyduğunu gördüm. Murat elini çekmedi. Hatta gülümsedi. Eve geldiğinde sürekli “Çok yorgunum” diyen adam… Şimdi başka bir kadının yanında mutluluktan parlıyordu. Telefonumu sımsıkı tuttum. Ellerim titriyordu. Koşup gitmek istedim. Kapıyı açıp ikisine de bağırmak istedim. Ama yapmadım. Kendimi zorla sakin tuttum. Sonra kamerayı açtım. Tak. Tak. Tak. Her fotoğraf… Kalbime saplanan başka bir bıçak gibiydi. Bir anda kadın Murat’a doğru eğildi. Murat da ona yaklaştı. Aralarındaki mesafe artık hiçbir açıklamaya ihtiyaç bırakmıyordu. Birkaç fotoğraf daha çektim. Sonra arkamı dönüp yürüdüm. O anda beni gören biri olsaydı… Muhtemelen çok sakin olduğumu düşünürdü. Ama değildim. Yürürken içimdeki dünya yıkılıyordu. Üç yıl… Tam üç yıl boyunca onun yanında durmuştum. Evin masraflarını ben ödedim. Elektrik, kira, faturalar… Her şeyi ben karşıladım. Ailesine bile maddi destek oldum. Hiç hesap yapmadım. Arkadaşlarım defalarca: “Sen kocanı fazla şımartıyorsun,” dedi. Ben ise hep gülüp: “O benim eşim,” dedim. Şimdi düşününce… Kendimden utanıyorum. O gece Murat eve saat dokuza doğru geldi. Her zamanki haliyle. Elinde deri çantası. Üniversitede saygın bir akademisyen görüntüsü… Kapıdan içeri girdi. Bana baktı. Sonra sordu: — Yemek yedin mi? Neredeyse gülecektim. Öğleden sonra metresine sarılan adam… Şimdi karşıma geçip bana yemek yiyip yemediğimi soruyordu. Uzun uzun yüzüne baktım. Murat huzursuz olmaya başladı. — Neden öyle bakıyorsun? Sesimi sakin tutmaya çalıştım. — Yarın müsait misin? Bir an duraksadı. Sadece bir saniye. Ama ben fark ettim. — Neden? — İki aileyi akşam yemeğine çağırmak istiyorum. Bakışları değişti. Endişelendiğini anladım. Ama benim her şeyi bildiğimi bilmiyordu. — Durup dururken mi? — Çağıramaz mıyım? — Olur tabii… Gülümsedi. Ben de gülümsedim. İkimiz de rol yapıyorduk. Ama sadece birimiz ihaneti biliyordu. O gece hiç uyumadım. Sabaha kadar salonda oturdum. Fotoğraflara tekrar tekrar baktım. Her baktığımda biraz daha canım yandı. Sonra bir detay dikkatimi çekti. Kadının yüzünü yakınlaştırdım. Dikkatlice baktım. Bir kez. İki kez. Üç kez. Bir yerden tanıyordum. Hem de çok iyi. Ama çıkaramıyordum. Ta ki sabaha karşı aniden yerimden fırlayana kadar. Bedenim buz kesmişti. Yok artık… Hayır… Bu olamazdı… Eğer düşündüğüm kişi gerçekten oyduysa… Bu yaşananlar düşündüğümden çok daha korkunçtu. Ertesi gün iki aile de geldi. Büyük bir akşam sofrası hazırladım. Türk aile sofralarında olduğu gibi… Sarma, börek, kebap, pilav, mezeler… Herkes bunun sıradan bir aile yemeği olduğunu sanıyordu. Sadece ben gerçeği biliyordum. Bugün bu evlilik bitecekti. Yemek boyunca gülümsedim. Tabak uzattım. Çay doldurdum. Murat da normal davranmaya çalışıyordu. Cebimdeki telefonda ise her şeyi mahvedecek fotoğraflar duruyordu. Yemekten sonra ayağa kalktım. Kumandayı aldım. Televizyonu açtım. Sonra kocama döndüm. Uzun yıllardan sonra ilk kez ona tam adıyla hitap ettim.