Oğlum nişanlısını eve getirdi

“Onu daha önce gördüm.” “Olamaz,” dedi oğlum. “Hayatında ilk kez bugün tanıştın.” “Hayır,” dedim. “Bugün ilk kez yüz yüze tanıştım.” İkisi de sessizleşti. Yıllardır unutmaya çalıştığım bir anı zihnimde yeniden canlandı. Yaklaşık sekiz yıl önceydi. Çalıştığım muhasebe şirketine yaşlı bir kadın gelmişti. Kadın gözyaşları içindeydi. Birikimlerinin tamamını internet üzerinden tanıştığı kişiler tarafından dolandırıldığını anlatıyordu. Polis raporları hazırlanırken bazı belgeleri inceleme fırsatım olmuştu. Dolandırıcıların kullandığı sahte kimliklerden biri genç bir kıza aitti. Fotoğrafı hâlâ aklımdaydı. Çünkü kızın yüzü olağanüstü derecede akılda kalıcıydı. Ve o fotoğraftaki kişi… Bodrumdaki kızdı. Oğlum şaşkınlıkla başını salladı. “Bu mümkün değil.” “Ben de önce öyle düşündüm.” Kocam kaşlarını çattı. “Sadece bir fotoğrafa dayanarak mı polisi çağırdın?” “Hayır.” Ceren adını duyduğum anda her şey netleşmişti. Çünkü o zaman kullanılan sahte kimlikteki isim de Ceren’di. Aynı yüz. Aynı isim. Aynı gülümseme. Oğlum sinirle saçlarını karıştırdı. “Bu bir tesadüf olabilir.” Tam o sırada bodrumdan gelen ses değişti. Artık öfkeli bağırışlar yoktu. Sessizlik vardı. Bu sessizlik beni daha çok korkuttu. Dakikalar sonra polis geldi. İki memur durumu dinledi. Biri aşağı inip Ceren’le konuşurken diğeri bizimle kaldı. Kendimi aptal gibi hissediyordum…… Ya gerçekten yanılıyorsam? Ya oğlumun hayatının en mutlu gününü mahvetmişsem? Yaklaşık on dakika sonra aşağıdaki polis memuru yukarı çıktı. Yüzündeki ifade değişmişti. “Bayan hanım,” dedi bana. “Bu kişi hakkında bazı kayıtlar bulduk.” Oğlumun yüzü bembeyaz oldu. “Ne kaydı?” Polis memuru doğrudan cevap vermedi. “Kimlik bilgileriyle ilgili tutarsızlıklar var.” Bodrum kapısı açıldı. Ceren yukarı çıkarıldı. Artık eskisi kadar sakin görünmüyordu. “O kadın yalan söylüyor,” dedi. Ancak polislerden biri elindeki tablete bakıyordu. “Hanımefendi, bize verdiğiniz doğum tarihiyle resmi kayıtlardaki tarih uyuşmuyor.” Ceren cevap vermedi. “Üstelik kullandığınız soyadının son iki yılda değiştirildiği görülüyor.” Oğlum ona döndü. “Bu ne demek?” Ceren’in gözleri bir anlığına kaçtı. İşte o anda ilk kez gerçekten korktuğunu gördüm. Polis memuru konuşmaya devam etti. “Bu tek başına suç değildir. Ancak farklı şehirlerde açılmış bazı soruşturmalarla bağlantılı olabileceğinizi gösteren bilgiler mevcut.” Oturma odasında ölüm sessizliği oluştu. Sonunda Ceren derin bir nefes verdi. Sonra oğluma baktı. “Ben sana yalan söylemek istemedim.” “Ne hakkında?” Ceren gözlerini kapattı. “Geçmişim hakkında.” Polisler dikkatle onu izliyordu. “Yıllar önce yanlış insanlarla birlikteydim. Kimlik dolandırıcılığı yapan bir grubun içindeydim.” Oğlumun yüzündeki ifade kırılmıştı. “Bana neden anlatmadın?” “Çünkü seni kaybetmekten korktum.” Ceren ağlamaya başladı. Anlattıklarına göre genç yaşta kandırılmış, suç şebekesi için çeşitli sahte hesaplar açmış, daha sonra soruşturmalar başlayınca gruptan ayrılmıştı. Hakkında kesinleşmiş bir ceza yoktu. Fakat bazı dosyalar hâlâ inceleniyordu. Bu yüzden geçmişini herkesten saklamıştı. Özellikle de yeni tanıştığı insanlardan. Polisler gerekli bilgileri aldıktan sonra onu karakola davet ederek evden ayrıldılar. Kimse tutuklanmamıştı. Kimse kelepçelenmemişti. Ama o gece oğlumun dünyası tamamen değişmişti. Saatler sonra mutfakta tek başıma otururken oğlum yanıma geldi. Bir süre konuşmadı. Sonra sessizce sandalyeye oturdu. “Biliyor musun,” dedi, “sana çok kızmıştım.” Başımı eğdim. “Hâlâ biraz kızgınım.” Bunu hak ettiğimi düşündüm. Ancak devam etti. “Ama galiba beni korumaya çalışıyordun.” Gözlerim doldu. “Ben sadece gerçeği öğrenmek istedim.” Oğlum pencereye baktı. “Ben de.” O gece ne düğün tarihi konuşuldu ne de nişan yüzükleri. Sadece gerçekler vardı. Ve bazen bir aileyi kurtaran şeyin sevgi değil, zor da olsa sorulmuş doğru sorular olduğunu ilk kez o gece anladık.