Otobüste küstah bir genç adam

O gün otobüs öylesine kalabalıktı ki insanlar virajlarda düşmemek için birbirlerine tutunmak zorundaydılar. İçeride seslerin uğultusu vardı; bazıları tartışıyor, bazıları telefonlarına bakıyor, bazıları ise sessizce sıkışıklığı göğüsleyip bekliyordu. Bir durakta, bastonlu yaşlı bir kadın yavaşça içeri girdi. Çok dikkatli hareket ediyordu, sanki her adımı büyük bir çaba gerektiriyordu. İnsanlar biraz çekildi, ama neredeyse hiç boş yer yoktu. Ve birden birini fark etti — genç adamın yanında bir boş yer vardı. Adam, bacaklarını genişçe açmış şekilde yayılmış oturuyordu ve yanındaki koltukta çantası duruyordu. Üstelik bacağını öyle bir şekilde uzatmıştı ki, koridorun neredeyse yarısını kaplıyordu. Kendinden memnun bir şekilde bakıyordu, sanki otobüs sadece ona aitmiş gibi. Yaşlı kadın yaklaşarak, neredeyse fısıldayarak, şöyle dedi: — Genç adam, lütfen çantanızı kaldırır mısınız… oturmak istiyorum. Adam başını bile çevirmedi. Hiçbir şey duymamış gibi davrandı. Kadın bir saniye durdu, sonra sadece yer açmak için çantasına dikkatlice uzandı. Tam o sırada adam aniden sıçradı, sanki biri onu itmiş gibi, ve bağırdı: — Ne yapıyorsun?! Eşyalarıma dokunmana kim izin verdi?! Hemen polisi arayacağım! Otobüs sessizleşti. İnsanlar etrafa bakmaya başladı. — Sadece oturmak istedim… —kadın şaşkın bir şekilde cevap verdi—. Burası boş, ben ilk önce rica ettim… Adam tepeden bakarak alaycı bir şekilde gülümsedi ve soğuk bir sesle dedi: — Bu koltuk dolu. — Peki, kim doldurdu? —kadın sessizce sordu. Adam düşünmeden, küstah bir gülümsemeyle cevapladı: — Benim ayağım. Bu sözlerden sonra, ağır ayağını koltuğa demonstratif bir şekilde koydu ve ekledi: — Hem zaten… sizden yaş kokusu geliyor. Yanınıza oturmak istemiyorum. Otobüste ağır bir sessizlik çöktü. Bazıları gözlerini indirdi, bazıları dudaklarını sıktı, ama kimse müdahale etmedi.