üyükannemin Biriktirdiği Parayı Annem

Büyükannem Benim İçin Yıllarca Para Biriktirmişti, Ama Öz Annem Hepsini Çalmıştı. Gerçeği Ortaya Çıkardığımda İse Ailemle İlgili Korkunç Bir Sır Öğrendim... BÖLÜM 1 “Telefonu kapat! Kızın sadece parayı değil, yıllardır sakladığımız sırrı da öğrenmiş!” Annemin telefonundan duyduğum bu sözler karşısında olduğum yerde donakaldım. Konuşan kadının sesini tanıyordum. Annemin kız kardeşi, yani teyzem Necla'ydı. “Ne sırrı?” diye bağırdım. “Benden ne saklıyorsunuz?” Annem cevap vermedi. Yalnızca telaşlı bir fısıltı duydum. Ardından telefon kapandı. Direksiyonun başında birkaç dakika hareketsiz oturdum. Kalbim öylesine hızlı atıyordu ki nefes almakta zorlanıyordum. Benim adım İdil. Yirmi dört yaşındayım. Dört yaşımdan beri annem yerine koyduğum büyükannem Makbule'nin yanında büyümüştüm. Bana her doğum günümde verdiği banka dekontları, onun sevgisinin en somut kanıtıydı. Yirmi yıl boyunca benim için biriktirdiği para tam 800.000 TL'ye ulaşmıştı. O paranın her kuruşunda büyükannemin emeği vardı.Ama annem Sevil, birkaç ay önce bütün parayı çekmişti. Üstelik büyükannem o sırada hastanede yaşam mücadelesi veriyordu. Bu ihaneti öğrendiğimde ilk iş olarak büyükannemin eski dostu avukat Fikret Bey'i aramıştım. Banka kayıtlarını incelemiş, annemin büyükanneme ait eski bir vekâletnameyi kullanarak işlem yaptığını öğrenmiştik. Fikret Bey'in hazırladığı belgeleri küçük bir çantaya koyup annemin iş yerine göndermiştim. Çantada banka dökümleri, vekâletnamenin bir kopyası ve hakkında başlatacağımız hukuki sürecin bildirimi vardı. Ama teyzemin telefonda söylediği sözler her şeyi değiştirmişti. Artık mesele yalnızca para değildi. Benden saklanan başka bir gerçek vardı. Hemen Fikret Bey'i aradım.“Annemin haberi olmayan başka bir şey öğrendiniz mi?” diye sordum. Bir süre sessiz kaldı. Sonra beklemediğim bir cevap verdi. “İdil, aslında bugün seni arayacaktım. Büyükannenin bana emanet ettiği bir zarf var. Ölümünden sonra vermemi istemişti. Ama içinde yazılanları ancak banka hesabında bir sorun çıkarsa öğrenmen gerektiğini özellikle söyledi.” “Ne yazıyor?” “Bunu telefonda konuşamayız. Hemen ofisime gel.” Yarım saat sonra karşısındaydım.Fikret Bey masasının çekmecesinden sararmış, üzerinde büyükannemin el yazısı bulunan bir zarf çıkardı. Zarfın üzerinde yalnızca şu yazıyordu: Benim güzel İdil'ime. Bir gün annenin gerçek yüzünü öğrenmek zorunda kalırsan bunu oku. Ellerim titreyerek zarfı açtım. İçinden üç sayfalık bir mektup ve eski bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafta genç bir adam vardı. Kucağında küçük bir kız çocuğu tutuyordu. O çocuk bendim.Adamı daha önce hiç görmemiştim. Mektubun ilk satırlarını okuduğumda gözlerim doldu. Canım torunum, sana hayatın boyunca bir yalan söylemek zorunda kaldım. Bunun için beni affetmeni istiyorum. Annen seni dört yaşında bana bıraktığında sana babanın sizi terk ettiğini söyledik. Ama gerçek bu değildi. Baban seni hiçbir zaman terk etmedi. Fotoğrafı ellerime aldım. Çocukluğum boyunca babamın adını bile doğru dürüst öğrenememiştim. Annem onun sorumsuz biri olduğunu, doğduğumdan kısa süre sonra ortadan kaybolduğunu söylerdi. Büyükannem ise ne zaman babamı sorsam gözlerini kaçırırdı.Şimdi nedenini anlıyordum. Mektubu okumaya devam ettim.