38 Yıllık Evliliğimiz Bir İhanetle Bitti
“Eğer bunu okuyorsan artık her şey bitmiş demektir. Sana yalan söyledim ama bu seni kaybetmemek içindi. Doktorlar gerçeği anlattığında iki seçeneğim vardı. Ya seni korku içinde bırakacaktım ya da seni benden nefret ettirerek uzaklaştıracaktım. İkincisini seçtim.” Gözyaşlarım akmaya başladı. “Senin benimle kalıp bu süreci yaşamanı istemedim. Kendini feda etmeni istemedim. Bu yüzden seni incittim. Çünkü biliyordum… nefret bazen sevgiden daha güçlü bir kopuş sağlar.” Devamını zor okuyordum. “Beş yıl boyunca seni uzaktan izledim. İyi olduğunu görmek bana yetti. Eğer bu bir ihanetse… evet, sana ihanet ettim. Ama seni korumak için.” Kağıt elimden düştü. Dizlerim titredi. Kadın sessizce konuştu: “Ben hastanedeki hemşireydim. O süreçte onunla tanıştım. Size olan sevgisini her gün gördüm.” “Peki neden bana söylemedi?” diye fısıldadım. Kadın gözlerimin içine baktı. “Çünkü o zaman siz onu bırakmazdınız.” Bu cümle içimi parçaladı. Haklıydı. Asla bırakmazdım. Ama o… benim bunu yaşamamı istememişti. Cenaze alanına baktım. Toprak artık her şeyi saklıyordu. Beş yıl boyunca taşıdığım öfke bir anda çöktü. Yerine ağır bir gerçek geldi. Ben onu ihanetle hatırlamıştım. O ise beni sevgiyle bırakmıştı. O gün anladım ki bazen en büyük fedakârlıklar, en yanlış görünen kararların arkasında saklıdır. Ve bazen bir insan… seni kaybetmeyi göze alacak kadar çok sevebilir.