Ağabeyi Gerçeği Söylediği İçin Ona Saldırdı
“Abin sana bunu yaptı çünkü ne zaman susman gerektiğini bilmiyorsun.” Nermin Hanım, acil serviste hemşireye bu cümleyi söylediğinde Melis yatağın üzerinde hareketsiz yatıyordu. Sol dizi ciddi şekilde yaralanmıştı. Hemşire ona üçüncü kez aynı soruyu sordu: “Bunu sana biri mi yaptı?” Nermin Hanım yine kızının yerine cevap verdi. “Hayır, merdivenden düştü.” Ancak hemşire Melis’in gözlerinden gerçeğin başka olduğunu anladı. Melis bütün gücünü toplayıp fısıldadı: “Bana ağabeyim vurdu.” O an odadaki hava değişti. Melis, otuz bir yaşında İstanbul’da özel bir sağlık şirketinde adli denetçi olarak çalışıyordu. Hayatı boyunca rakamlara insanlardan daha fazla güvenmişti. Çünkü rakamlar bahane üretmez, gerçeği saklamak için “aile” kelimesini kullanmazdı. Ağabeyi Emre ise çocukluğundan beri yaptığı hataların sonuçlarından kaçmayı başarmıştı. Bir şey kırdığında anneleri onun stresli olduğunu söylerdi. Para kaybolduğunda acil ihtiyacı olduğu anlatılırdı. Melis soru sorduğunda ise suçlanan çoğu zaman kendisi olurdu. Bir gün Emre şık bir takım elbiseyle Melis’in ofisine geldi ve masasına gösterişli bir düğün davetiyesi bıraktı. Bir ay sonra Ece isimli varlıklı bir iş insanının kızıyla evlenecekti. Ancak nişan yemeğinde yaşanan küçük bir olay her şeyi değiştirdi. Ece’nin çantasından yere düşen belgelerin arasında eski bir evlilik belgesi vardı. Belgede Emre’nin adı, Kader isimli başka bir kadınla yan yana yazıyordu.