Aile İlgisizliği ve Kanser Hikayesi

Ayağa kalktı. "Çocuğunu buna mı alet ettin? Bu inanılmaz derecede manipülatif bir davranış." Oda çok hızlı hareket ettiğimde dönse de battaniyeyi dizlerimden ittim. "Siz benim evime gelip kemoterapi gören bir kadından, ihtiyacın olmayan bir araba için kredi notunu riske atmasını istediniz." "Araba benim ihtiyacım!" "Senin bu arabaya ihtiyacın var," diye çıkıştım. "Isıtmalı koltukları olan gıcır gıcır bir SUV’ye." Annem kâğıdı o kadar sert katladı ki neredeyse yırtılacaktı. "Ceyda, kimse seni incitmeye çalışmıyor. Aileler birbirine yardım eder." Bu kelimeler o kadar sert çarptı ki gerçekten gülmeye başladım—acı, çatlak, çirkin bir kahkaha. "Aile mi?" dedim. "Hangi kısmı aile gibi hissettirdi? Hastane otoparkından aradığımda senin kurdele oyunlarıyla meşgul olduğunu söylediğin an mı? Yoksa Melis’in yanıma gelmek yerine mesaj attığı an mı? Belki de aile dediğin şey; ilk kemoterapimde, ikincisinde, cerrahi konsültasyonumda, biyopsi takibimde süren o sessizlikti—" "Aman lütfen," diye sözümü kesti Melis. "Çiçek gönderdik ya." O sırada yan kapıdan elinde bir tepsi yemekle giren Deniz, antrede durakladı. Manzarayı tek bir bakışta süzdü—meyve tabağı, oğlum, annemin yüzü—ve elindeki tepsiyi yavaşça tezgâha bıraktı. "Sonra mı geleyim?" diye sordu. "Hayır," dedim. Annem zoraki bir gülümsemeyle ona döndü. "Peki siz kimsiniz?" "Yanında olan biriyim," diye cevap verdi Deniz. Ardından gelen sessizlik odayı paramparça etti. Rıza boğazını temizledi. "Belki de yanlış bir zamandı." "Öyle de denebilir," dedi Deniz. Annem onu görmezden gelip tekrar bana döndü, mağdur rolüne bürünmüştü. "Bizi bir yabancının önünde bu kadar küçük düşürdüğüne inanamıyorum." Ona baktım. "Siz kendinizi küçük düşürdünüz." Efe yanıma yaklaştı, bacağıma yaslandı. Elimi omzuna koydum ve o an içimde bir şeyler yerine oturdu. Artık öfke kalmamıştı. Öfke hâlâ anlaşılmayı umut ederdi. Bu ise netlikti. "Melis," dedim sessizce, "imzamı alamayacaksın." Kollarını kavuşturdu. "İyi. Unut şu krediyi." "Zaten unutacağım. Ve dürüst olmak gerekirse, artık senin acil durum rehberin, yedek cüzdanın veya planların suya düştüğünde hatırladığın o sorumlu ablan olmayacağım." Annemin gözleri kısıldı. "Hasta olduğun için aşırı tepki veriyorsun." "Hayır. Sadece bir ailem olsun istediğim için yıllardır her şeyi alttan alıyordum." Bu sözler hedefine ulaştı, bunu görebiliyordum. Melis çantasını kaptı. "Hadi gidelim anne. Kurbanı oynamak istiyor." "Kurbanı mı oynuyor?" diye çıkıştı Deniz. "Kadın kanser!" Melis arkasına döndü. "Bu aile hakkında hiçbir şey bilmiyorsun." Denise kollarını bağladı. "Yeterince biliyorum." Rıza, "Hadi çıkalım," diye mırıldandı ama annem elinde notla bir süre daha bekledi. Yumuşamamı, özür dilememi, bozduğu şeyi düzeltmemi beklediğini fark ettim. Hayatım boyunca hep bunu yapmıştım. Ama bu sefer değil. "Gitmeniz gerekiyor," dedim. Annem donup kalmıştı. "Bizi evden mi kovuyorsun?" "Evet." Dudaklarını birbirine bastırdı. "Bir gün annenle böyle konuştuğun için pişman olacaksın." Gözlerinin içine baktım. "Bir gün, insanların beni hiç niyetleri olmayan bir şekilde sevmeleri için onlara yalvardığım için pişman olabilirim."