Ailenin Gerçek Yüzü Ortaya
Şirketimi 15 milyon dolara sattım. Sonra annem, "Kocanın ailesine iflas ettiğini söyle," dedi. Mantığını anlamamıştım ama dediğini yaptım. Ertesi sabah olanlar, annemin aslında ne kadar bilge olduğunu bana tam olarak kanıtladı... Dış kapının yumruklanması sabah saat 06:12'de başladı ve hiç kesilmedi. "Aç kapıyı! İçeride olduğunuzu biliyoruz!" Şirketimi 15 milyon dolara satmıştım. Sonra annem, "Kocanın ailesine iflas ettiğini söyle," dedi. Nedenini anlamamıştım ama onu dinledim. Ertesi sabah olanlar, annemin aslında ne kadar bilge olduğunu bana tam olarak gösterdi... Dış kapının yumruklanması sabah saat 06:12'de başladı ve hiç kesilmedi. "Aç kapıyı! İçeride olduğunuzu biliyoruz!"Merdivenlerin ortasında donakaldım, telefonum hâlâ elimdeydi. Annemin bir gece önceki sesi zihnimde yankılanıyordu: Kocanın ailesine iflas ettiğini söyle. Tartışma. Sadece yap. O an annemin abarttığını düşünmüştüm. Yazılım şirketimi üç gün önce tam on beş milyon dolara satmıştım. Vergiler, yasal giderler ve yatırımcı ödemelerinden sonra bile hayal edemeyeceğim kadar çok param kalmıştı. Kocam Deniz alnımı öpmüş ve buna "bizim taze başlangıcımız" demişti. Anne ve babası aniden daha nazik, daha sıcak davranmaya başlamış; akşam yemeklerine davet etmek için can atar olmuşlardı. Bana o yapmacık, tüylerimi ürperten tavırlarıyla "kızımız" diyorlardı. Yine de annemin tavsiyesine uydum. Onlara anlaşmanın bozulduğunu, davaların kapıda olduğunu ve hesaplarımın dondurulduğunu söyledim. Şimdi ise birileri kapımı kırmaya çalışıyordu. Deniz, beti benzi atmış ve nefes nefese yatak odasından fırladı. "Kim o?" Ben cevap veremeden, kayınvalidem Berrin'in sesi ahşap kapıyı keskin bir biçimde delip geçti. "Emel! Hemen aç şu kapıyı! Konuşmamız lazım!" Lazım. İstiyoruz değil, lazım. İçimi bir ürperti kapladı. Deniz, annesinin daha önce hiç böyle bir ses tonuyla konuştuğunu duymamış gibi bana bakıyordu. Ardından kayınpederim Rıza’nın alçak ve öfkeli sesi duyuldu. "İşi olması gerekenden daha fazla zorlaştırma." Kapıdan geriye doğru çekildim. "Polisi ara." Deniz kımıldamadı. "Deniz," diye fısıldadım, bu kez daha yüksek sesle, "polisi ara." Kapıya baktı. Sonra bana. Ve o korkunç saniye içinde, gözlerinde korku yerine tereddüt gördüm. Kapı kilidi şiddetli bir darbeyle sarsıldı. Çerçevenin yanındaki ahşap çatladı. Telefonum annemden gelen bir mesajla aydınlandı: