Allah size bir yükten kurtarıyordur

BÖLÜM 2 Annem ertesi gün Trabzon’dan geldi. Saçları dağınıktı, gömleğini ters giymişti ve aceleyle toparladığı temiz kıyafetlerle dolu bir çanta taşıyordu. Beni hastane yatağında, tansiyonum saat başı kontrol edilirken ve yüzüm şişmiş halde görünce ağzını kapattı. —Kızım… neden haber vermedin? —Seni endişelendirmek istemedim —yalan söyledim. Saçımı okşadı, çocukken yaptığı gibi. —Anne, haber versen de vermezsen de endişelenir. Kısa süre sonra görümcem Ece de geldi. Sessizce odaya girdi ve yatağımın yanına bir şişe su bıraktı. —Beni affet —dedi gözleri dolu dolu—. O gün ambulansı ben aramalıydım. —Sen en azından yardım etmeye çalıştın. Ece kapıya bakarak fısıldadı, sanki biri duysun istemiyordu. —Elif… Mehmet hakkında bilmediğin şeyler var. Sormama fırsat kalmadan doktor Salgado içeri girdi. Netti: eve dönmem yasaktı, dışarıdan yemek kabul edemezdim, strese giremezdim. İkizler ancak benim stabil kalmamla hayatta kalabilirdi. —Vücudunuz alarm veriyor —dedi—. En küçük ihmal bile riskli. O gün Mehmet elinde bir buket çiçekle geldi. Yüzünde suçlu bir ifade vardı. —Özür dilerim Elif. Donup kaldım. Annem ciddi olmadığını söyledi. —Beni orada bıraktın. —Bu kadar ciddi olduğunu bilmiyordum. —Nefes alamadığımı söyledim. Cevap vermedi. İkizleri söylediğimde yüzünde mutluluk değil, garip bir gerginlik gördüm. —İkiz mi? —diye tekrar etti—. Emin misin? —Doktor kesin söyledi. Dudaklarını sıktı. —Bu çok fazla, Elif. O cümle içime bir şey sapladı. Sonraki günlerde iyi davranmaya çalıştı. Taze meyve suları, jelatinler, doğranmış meyveler getirdi. Ama doktor Salgado hastane dışı hiçbir şeyi yasakladı. Mehmet sinirlendi. —Hepsi sağlıklı şeyler, doktor hanım. —Normal bir hasta için olabilir. Elif için değil. O çıkınca doktor kapıyı kapattı. —Size bir şey sormam lazım. Bayılmadan önce çay, bitki, ilaç gibi bir şey içirdiler mi? Tüylerim diken diken oldu. —Kayınvalidem yemekte bir çay yapmıştı. Şişlik ve tansiyon için dedi. Doktor ifadesini değiştirmedi ama not aldı. —Tahlillerde olmaması gereken bir madde çıktı. Kesin konuşamam ama artık kimsenin verdiği hiçbir şeyi içmeyin. O gece uyuyamadım. Dikkatimi dağıtmak için dizüstü bilgisayarı açtım. Sonra silinmiş e-postalar klasörünü gördüm. Benim hesabımdan gönderilmiş gibi görünen bir mail vardı. Sonra silinmişti.Konu: “Az kaldı.” Ellerim titreyerek açtım. “Paola, annem doğuma kadar sabretmemi söylüyor. Sonra boşanma isteyeceğim ve seninle gideceğim. Ama doğumdan önce bir şey olursa her şey daha kolay çözülür. Elif beni kendine bağlamak için hamile kaldı. Hayatımı onun yüzünden kaybetmek istemiyorum. O çocuk için de.” “O çocuk.” İkizleri bile bilmiyordu. Satırları gözlerim kararana kadar okudum. Paola sıradan biri değildi. Sevgilisiydi. Ve Fatma Hanım bunu sadece bilmekle kalmamış, yönlendirmişti. Ece’yi aradım. 20 dakika içinde geldi, içeri girmeden ağlıyordu. —Paola’yı biliyordum —itirafta bulundu—. Ama bu maili bilmiyordum. Annem çok ağır şeyler söylüyordu ama bunun bu noktaya geldiğini… —Ne diyordu? Ece yutkundu. —Eğer bebeklere bir şey olursa, Mehmet yeniden başlayabilir diyordu. Dünyam başıma yıkıldı. Annem o gece gidip yüzleşmek istedi ama doktor durdurdu. —Şimdi değil. Elif yaşamalı. Bebekler yaşamalı. Önce kanıt, sonra yüzleşme. Bu yüzden rol yaptım. Mehmet geldiğinde gülümsedim. Bebekleri sorduğunda “durumları hassas” dedim. Fatma Hanım hastaneye “torununa ördüğü battaniye” ile geldiğinde sakin bir sesle düzelttim: —Torunlarınıza. Rengi attı. —Ne güzel —dedi—. Ne büyük bir nimet. Ama parmakları çantayı sertçe sıkıyordu. O gece Ece bana bir ses kaydı gönderdi. Fatma Hanım ile Mehmet mutfakta konuşuyordu: “Artık hastaneye bir şey götürme. Orada kamera var. Çıkmasını bekle. Evde daha kolay hallederiz.” Kaydı üç kez dinledim. Annem öfkeyle ağladı. Ben ağlamadım. Çünkü artık ertesi gün Mehmet, “acil durum olursa” diye imzalatmak için evraklarla geldi. Ve o evrakların arasında, çocuklarım hakkında karar verme yetkisini Fatma Hanım’a veren bir belge vardı. İmzalamadım. Sadece başımı kaldırdım ve sordum: —Neden doğmadan önce her şeyi elimden almaya bu kadar acele ediyorsun? Eğer Elif sen olsaydın, o anda mı yüzleşirdin yoksa daha fazla kanıt mı toplardın? Çünkü son kısım, her şeyin kimin yüzünden olduğunu ortaya çıkaracak…
Copyright © 2015. All Rights Reserved.