Ama bir gün gizli bir kamera kurmaya karar verdim

Seçeneğim yoktu. Kabul ettim. Gerçek bir düğün olmadı. Sadece imzalar, soğuk bakışlar ve garip bir sessizlik. Ve daha ilk gece büyük bir hata yaptığımı anladım. Gece yatak odasının kapısı sessizce açıldı. Bu sesi duyup uyandım. Kapı aralığında duruyordu, bana bakıyordu ve elinde küçük bir hap vardı. — Bunu içmelisin, — dedi sakin bir şekilde. — Böylece paran babana ulaşacak. Bir şey sormaya çalıştım ama sadece baktı. Duygusuzca. İçtim. Birkaç dakika sonra tuhaf bir güçsüzlük hissettim ve uyudum. Sabah hiçbir şey hatırlamıyordum. Hiçbir şey. Ve her gece böyle devam etti. Gelirdi, hapı verirdi ve ben uyuyakaldım. Ama en garip olan şey başka bir şeydi. Beni hiç ellemedi. Açıklanabilecek bir şey yapmadı. Gündüz neredeyse hiç görünmüyordu, az konuşuyordu, garip bakıyordu. Ama içimde korku büyüyordu. Uyurken neler olduğunu bilmiyordum. Ve bir gün anlaşmayı bozmak istedim. Gizli bir kamera kurdum. Bunu yaparken ellerim titriyordu. Eğer fark ederse sonuçların korkunç olacağını biliyordum. Ama gerçeği bilmem gerekiyordu. O gece her zamanki gibiydi. Geldi, hapı içtim ve uyudum. Ertesi gün, gittiğinde, odaya kilitlendim ve kaydı açtım. Başta olağanüstü bir şey yoktu. Sakin bir şekilde yatıyor, uyuyordum. Birkaç dakika geçti. Kapı açıldı. İçeri girdi. Yavaşça yatağa yaklaştı. Yanıma oturdu. Ekrana bakarken donup kaldım. Bana doğru eğildi… ve saçlarımı okşamaya başladı. Çok dikkatli. Neredeyse nazikçe. Ama bunun yanlış bir yanı vardı. Yüzü… garip, rahatsız edici bir şekilde gülümsüyordu. Kaydı kapatmak istedim ama yapamadım. Yanımda oturmaya devam etti. Ve sonra beni tamamen dehşete düşüren bir şey oldu.telefonunu çıkarıyor ve beni çekmeye başlıyor, yavaşça yatağın etrafında dolaşıyor, açı seçiyor, sanki bu normal bir işmiş gibi, sonra kamerayı tripoda yerleştiriyor ve dizüstü bilgisayarını açıyor. Ekranda bir site beliriyor ve nefesim kesiliyor — onlarca, yüzlerce video, aynı oda, aynı ışık, aynı pozlar, sadece farklı kızlar, ve altta sürekli bir yorum ve bağış akışı var, insanlar bunun için para ödüyor, bilinçsiz bir şekilde yattığımızı izlemek için, tamamen savunmasız. O anda anladım ki, işte böyle zengin oldu, ben ilk değilim ve muhtemelen son da değilim, ve tüm bu “şartlar” sadece beni burada tutmak için bir tuzaktı. Ellerim titremeye başladı, ama sonuna kadar izlemeye kendimi zorladım, çünkü her şeyi, en ince ayrıntısına kadar anlamam gerekiyordu. Video bittiğinde artık bir saniye bile kalamayacağımı biliyordum. En gerekli eşyaları hızlıca topladım, belgeleri, telefonu aldım, anlaşmayı bozabileceğimi düşünmeden, çünkü artık anlaşmanın hiçbir değeri yoktu ve kalırsam, benden önceki kızlar gibi kaybolurdum. Evden çıkmasını bekledim, pencereden izledim, arabasının kapıların arkasında kaybolmasını izledim ve o anda içim korkudan sıkıştı, çünkü sadece bir şansım olduğunu anladım. Sessizce evden çıktım, ses çıkarmamaya çalıştım, her hareket zor geliyordu, kalbim o kadar hızlı atıyordu ki tüm odada duyulacak gibi, ama durmadım, kapıyı açtım ve kelimenin tam anlamıyla sokağa fırladım. Kapıdan çıktığımda soğuk hava yüzüme çarptı. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Tek bildiğim, o eve bir daha asla dönmemem gerektiğiydi. Sokağın başına kadar neredeyse koşarak gittim. İlk gördüğüm taksiyi durdurdum. Şoföre, "Lütfen beni en yakın karakola götürün," dedim. Sesim titriyordu. Ellerim hâlâ kontrolsüzce sallanıyordu. Telefonumu çıkarıp kameradaki görüntüleri tekrar açmak istedim ama parmaklarım ekrana dokunmaya bile korkuyordu. Karakola vardığımda her şeyi anlattım. Başta anlattıklarıma inanmakta zorlandılar. Ancak bilgisayarımdaki görüntüleri izlemeye başladıklarında odadaki sessizlik değişti. Polis memurlarından biri görüntüyü durdurdu. "Bu adamın adı ne?" diye sordu. Adını söyledim. Memurun yüzündeki ifade bir anda değişti. "Bu adam hakkında daha önce de şikâyetler gelmişti. Ancak hiçbir şikâyet somut delille desteklenememişti." O an dizlerimin bağı çözüldü. Demek ki yalnız değildim. Benden önce de başka kadınlar vardı. Polisler hemen harekete geçti. Evine baskın düzenlenmesi için gerekli işlemler başlatıldı. Ben ise ifademi vermek üzere orada kaldım. Saatler sonra telefonum çaldı. Arayan hastanedeki doktordu. "Merak etmeyin," dedi. "Babanızın ameliyatı başarılı geçti. Şu anda yoğun bakımda ama durumu stabil." Telefon elimden düşecek gibi oldu. Babam yaşıyordu. Onu kurtarmak için kendimi feda ettiğimi sanmıştım. Ama şimdi hem babamın hem de kendi hayatımın kurtulması için başka bir mücadele vermem gerekiyordu. Ertesi sabah polislerden haber geldi. Adamın evinde yapılan aramada çok sayıda kayıt cihazı, bilgisayar ve farklı kadınlara ait görüntüler bulunmuştu. Üstelik yalnızca yatak odasında değil, evin başka bölümlerinde de gizli kameralar vardı. Ancak asıl korkunç gerçek henüz ortaya çıkmamıştı. Bilgisayardaki kayıtların arasında benim görüntülerimden önce çekilmiş bir video vardı. Polisler videoyu izlerken bir ayrıntı dikkatlerini çekmişti. Adam, her gece bana verdiği hapı yalnızca uyumam için kullanmıyordu. Hapın ne olduğunu ve bana ne yaptığını anlamak için yapılan incelemelerde, içeriğinde doktor kontrolü dışında kullanılması tehlikeli olabilecek sakinleştirici maddeler bulunduğu belirlendi. Daha sonra başka bir ayrıntı ortaya çıktı. Adamın bilgisayarında benimle ilgili bir dosya vardı. Dosyanın adı yalnızca ismimden oluşuyordu. İçinde babamın hastane kayıtları, borçlarımız, yaşadığımız evin fotoğrafları ve hatta günlük alışkanlıklarımın yazıldığı notlar bulunuyordu. Beni tesadüfen seçmemişti. Beni uzun zamandır takip ediyordu. Babamın hastalandığını öğrendiğinde ise bunu kendi planı için bir fırsata dönüştürmüştü. Polisler birkaç gün sonra beni yeniden ifadeye çağırdı. Bu kez ellerinde başka bir belge vardı. Adamın eski telefonundan kurtarılan mesajlarda, benimle ilgili bir konuşma bulunmuştu. Mesajı yazan kişi, onun yıllardır birlikte çalıştığı bir kadındı. Mesajda şöyle yazıyordu: "Bu kız diğerlerinden farklı. Babası için her şeyi yapar. Kaçmaya çalışmayacağından emin ol." O cümleyi okuduğumda içimde bir şey koptu. Beni çaresizliğimden yakalamışlardı. Ama artık korkmuyordum. Çünkü elimde onların en çok saklamak istediği şey vardı: Gerçek. Aylar süren soruşturmanın ardından adam ve ona yardım eden kişiler hakkında dava açıldı. Başka kadınlar da ortaya çıktı. Bazıları yaşadıklarını ilk kez anlatabiliyordu. Bazıları ise yıllardır korkudan sessiz kalmıştı. Ben de mahkemede ifade verdim. Karşıma çıktığında gözlerimin içine bakamadı. Bir zamanlar bana para uzatırken hissettirdiği o üstünlük duygusu yüzünden kaybolmuştu. Hâkim bana son kez söz verdiğinde ayağa kalktım. "Ben babamı kurtarmak için o evliliği kabul ettim. Siz benim çaresizliğimi satın aldığınızı sandınız. Ama bir şeyi unuttunuz. Benim korkmam, susacağım anlamına gelmiyordu." Mahkeme salonundan çıktığımda babam beni bekliyordu. Henüz tam olarak iyileşmemişti. Yavaş adımlarla yanıma geldi ve ellerimi tuttu. "Kızım, benim yüzümden neler yaşadın?" diye fısıldadı. Gözlerim doldu. "Senin yüzünden değil baba. Seni yaşatmak için yaptım. Ama artık kimsenin benim hayatımı elimden almasına izin vermeyeceğim." Babam beni kendine çekip uzun süre sarıldı. O gün anladım ki bazen insan birini kurtarmak için kendini tehlikeye atabiliyor. Fakat çaresizlik, kimsenin bir başkasının hayatı üzerinde hak sahibi olduğu anlamına gelmiyor. Aradan bir yıl geçti. Hayatımız yavaş yavaş normale döndü. Babam sağlığına kavuştu. Ben de yaşadıklarımı geride bırakabilmek için psikolojik destek almaya başladım. Bir gün telefonuma bilinmeyen bir numaradan mesaj geldi. Mesajda sadece şu yazıyordu: "Senin sayende ben de konuşmaya karar verdim. O adamın evinde çalışan kadınım. Sana anlatmam gereken bir şey daha var." Mesajın devamını açtığımda nefesim kesildi. Kadın, adamın evindeki kayıtları yıllardır sakladığını ve polise verdiğimiz görüntülerden çok daha fazlasını bildiğini söylüyordu. Son cümlesi ise bütün bildiklerimi yeniden sorgulamama neden oldu: "Seni o evliliğe götüren kişi sandığın kadar yabancı değildi. Babanın eski arkadaşı, senin aileni yıllardır tanıyordu. Çünkü babanın sakladığı bir sır vardı." Telefonu elimden bıraktım. Babamın yanına gittim. " Baba, sana bir şey soracağım. O adamla geçmişte aranızda ne yaşandı?" Babamın yüzündeki renk bir anda soldu. Uzun süre konuşmadı. Sonra gözlerini kaçırarak tek bir cümle söyledi: "Ben onunla ilgili sana yıllar önce anlatmam gereken bir şeyi sakladım kızım…" Ve o an, yaşadığım bütün korkuların aslında çok daha eski bir hikâyenin parçası olabileceğini anladım. Çünkü bazı sırlar yıllarca saklanır, ama bir gün mutlaka kapıyı çalar.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.