Anahtarın Ardındaki İsim

1. Bölüm — Giriş Annemin ölüm döşeğindeyken bana verdiği o eski anahtarı avucumda ısıttım, ama içimi ısıttığı yoktu. Yıllarca süren soğukluk, küçük düşürmeler ve terk edilmişlik hissi, o anahtarın metalinde benim için ağırlık olmuştu. Neden şimdi? Neden bankada bir kasa? Neden beni öfkeyle büyüten bir kadının böyle bir şey bırakmaya hakkı vardı? Hastane odasının loş ışığında yüzünün çizgileri beni hatırlattı: her çizgi bir kırgınlık, her nefes bir bedel gibiydi. ‘‘Sana bırakıyorum,’’ dedi. Sesi kadar soğuktu; ama bakışında bir tuhaflık, bir teslimiyet vardı. O anahtarı alırken ellerim titredi, aklımda binbir soru. Bir haftadan kısa süre sonra bankanın önündeydim. Dışarıda bahar vardı ama benim içimde kış bitmemişti. Kasayı açtığımda içinden çıkanlar bir yerimde öfke, bir yerimde şaşkınlık yarattı. En önde duran, resmi kaşeli bir doğum belgesiydi. Belgeyi ilk gördüğüm anda dizlerim boşaldı; bütün geçmişim yerle bir oldu. Doğum yerim, tarih, ve ‘‘anne’’ kısmında yazan isim… Hiç tanımadığım bir isim. Tanıdık olan tek şey, belgenin kenarına annemin el yazısıyla yazılmış kısa bir nottu: ‘‘Gerçeği öğrenmeye cesaretin varsa devam et.’’ Zarfın içinde yalnızca belge yoktu: sararmış bir fotoğraf, iki sayfa el yazısı ve bir küçük kart vardı. Fotoğrafta beni doğuran kadın, elinde bir bebekle gülümsüyordu; fotoğrafın arkasında ise bir tarih ve bir yer: eski bir mahallenin adı. Bana öğretilen her şey sarsılmıştı.