Anneannenin Gizli Yalanı

"Böyle evler sonsuza kadar değerini korumaz Emel. Birkaç yıl sonra kimse yüzüne bile bakmaz. Ödeyemeyeceğin masraflarla baş başa kalırsın." "Yalnız kalmaktansa borçla kalmayı tercih ederim," dedim sessizce. Bu onu bir anlığına susturdu. Gözlerim koridora, Leyla Anneannemin odasına doğru kaydı. Keriman Teyze bakışlarımı takip etti. "Tören için giyecek bir şeye ihtiyacın olacak. Resmi bir şey, değil mi? Yakında yapılacak." "Tören umurumda değil." "Anneannenin umurunda olurdu," dedi Keriman Teyze usulca. "Git eşyalarına bir bak. Leyla’nın çok güzel kıyafetleri vardı." Bunu söyleyiş tarzı hoşuma gitmemişti ama yine de ayağa kalktım. "Git eşyalarına bir bak." Anneannemin odası şimdi daha soğuk geliyordu. Sanki odası onun varlığını çoktan unutmuştu. Dolabı yavaşça açtım, tanıdık kokusunu içime çektim. Bir an için sanki hâlâ oradaymış da girmemem gereken yerleri karıştırdığım için bana kızacakmış gibi hissettim. "Tamam, tamam, biliyorum," diye mırıldandım. "Özel hayat önemlidir." Birkaç elbiseyi kenara ittim ve durdum. En arkada daha önce hiç görmediğim bir elbise kılıfı vardı. "Bu yeniymiş," dedim sessizce. "Özel hayat önemlidir." Onu dışarı çıkarıp fermuarını dikkatle açtım. İçinde yumuşacık, mavi bir elbise vardı. "Olamaz..." Elbiseyi kaldırdım; kumaşı ellerimde o kadar hafifti ki sanki o eve ait değilmiş gibiydi. "Bu senin mezuniyet elbisen..." diye fısıldadım. "Gerçekten bunca zaman saklamışsın." Aynada elbiseyi üzerime tuttum. Tam oluyordu. Neredeyse kusursuzca. Arkadan Keriman Teyze kapıda belirdi. "Ah, şu elbise." "Gerçekten bunca zaman saklamışsın." "Bunu görmüş müydün?" "Bir kez," dedi. "Çok uzun zaman önce. Kimsenin ona dokunmasına izin vermezdi." Aynaya geri döndüm. "Cenazede bunu giyeceğim." Keriman Teyze hemen başını salladı. "Biraz elden geçmesi lazım ama ben tam adamını tanıyorum. Elleri çok narindir. Sürekli böyle eski parçalarla çalışır." Omuz silktim. "Peki." "Cenazede bunu giyeceğim." Biraz fazla tatlı bir şekilde gülümsedi. "Sana adresini yazarım. Onu seveceksin." Kâğıdı tutan parmaklarının nasıl gerildiğini fark etmedim. Ya da bana doğru eğildiğinde leylak kokusunun neden daha baskın geldiğini. Tüm düşündüğüm elbiseydi. Onu giymenin, anneannem sanki gerçekten gitmemiş gibi hissettirebileceğiydi. Bu elbisenin, aslında onu hiç tanımadığımı kanıtlayacak ilk şey olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Leylak kokusu daha da ağırlaşmış gibiydi. Şehir merkezindeki terzi dükkânı sanki ezelden beri oradaymış gibi görünüyordu. Tabelası solmuş, vitrini tozlanmıştı ve kapının üzerindeki zil içeri girdiğimde çok yüksek bir sesle çaldı. "Hemen geliyorum," dedi içeriden bir erkek sesi. İçeri bir adım attım ve o kokuyu hemen fark ettim. Kumaş, eski ahşap... ve leylak. Keriman Teyze’nin sürdüğü parfümün aynısı. "Bu çok tuhaf," dedim fısıltıyla. "Tanıdık bir koku." Kumaş, eski ahşap... ve leylak. Keriman Teyze’nin sürdüğü parfümün aynısı. "Pek sayılmaz," dedi adam içeri girip ellerini bir bezle silerek. "Bu kasabadaki kadınların yarısı leylak kokar. Sanırım her şeye siniyor." "Peki." Hafifçe gülümsedi. "Sen Emel olmalısın." Kaşlarımı çattım. "Evet... siz nereden—" "Keriman Hanım önceden aradı. Adım Kemal Usta." "Bir elbise getirdim," dedim, dikkatle uzatarak. "Keriman Hanım önceden aradı." Kemal Usta elbiseyi iki eliyle aldı. "Vay canına," dedi kumaşı incelerken, "bu her gün görebileceğiniz bir şey değil." "Anneannemindi. Leyla Hanım." Kemal Usta bir saniyeliğine duraksadı. "Leyla... Evet. Hatırlıyorum onu." "Onu tanıyor muydunuz?" "Küçük kasaba işte. Yolun bir şekilde kesişir." Kemal Usta bunu söylerken yüzüme bakmadı. O elbiseyi daha yakından incelerken ben oturdum. "Onu tanıyor muydunuz?" "Törende mi giyeceksin?" diye sordu Kemal Usta. "Evet. Öyle olsun isterdi diye düşündüm." "Duygusalca. Eskilere tutunmayı her zaman severdi." Bu pek bir övgü gibi gelmemişti kulağa. "Bana bundan hiç bahsetmemişti," diye ekledim. "Mezuniyetinden falan. Pek ona göre bir hareket değil." Kemal Usta parmaklarını eteğin kenarında gezdirdi. "İnsanlar her zaman hikâyenin tamamını anlatmazlar. Bazen bazı kısımları çıkarırlar." "Bana bundan hiç bahsetmemişti." "Bu çok tuhaf bir tabir." "Öyle mi?" Kemal Usta boyunu kontrol ederek kumaşı düzeltti. "Şimdi onun evinde mi yaşıyorsun?" "Evet."
Copyright © 2015. All Rights Reserved.