Annemin hastane masraflarını ödeyebilmek için

BÖLÜM 2 Cemil’in elini öyle bir öfkeyle ısırdım ki ağzıma kan tadı geldi. Acıyla küfredip geri çekildi. O an fırsatı bulup onu ittim ve komodinin üzerindeki lambayı yere düşürdüm. Lamba büyük bir gürültüyle parçalandı. Ses bütün konağın içinde yankılandı. Kapıya doğru koştum ama kapı dışarıdan kilitlenmişti. Tuzaktaydık. Birkaç saniye sonra kapı sertçe açıldı. Neriman Hanım karşımda duruyordu. Saçı kusursuzdu, sabahlığında tek bir kırışıklık bile yoktu; sanki saatlerdir kapının önünde bekliyormuş gibiydi. Arkasında Cemil’in karısı Aysel görünüyordu. Yüzü kireç gibi bembeyazdı. Ben titreyerek Cemil’i işaret ettim. Neriman Hanım’ın polisi çağırmasını bekliyordum. Ama o kadının ağzından çıkan sözler kanımı dondurdu. “Ne büyük rezalet bu, Zeynep!” diye bağırdı sahte bir öfkeyle. “Bu eve geleli bir gece oldu, şimdiden kayınbiraderini baştan çıkarmaya mı çalışıyorsun?” Cemil, gömleğini düzelterek utanmazca başını eğdi. “Anne, bir ses duydum. Murat’a bir şey oldu sandım. İçeri girince bu kadın bana saldırdı,” dedi soğukkanlılıkla. “Benden faydalanmaya çalıştı.” Nutkum tutulmuştu. Bu kadar büyük bir pişkinlik karşısında nefes alamadım. Yerde kıvranan Murat’a baktım. Neriman Hanım onu kaldırmaya bile tenezzül etmedi. Koşup ağzındaki bezi çıkardım. Gözyaşlarımı durduramıyordum. Ertesi gün Neriman Hanım bütün aileyi topladı. Amcaların, halaların, kuzenlerin önünde beni aşağılayıp küçük düşürdüler. “Sinirleri bozuk” bahanesiyle kimliğimi ve telefonumu elimden aldılar. Sonra da bana imzalattıkları sözleşmeyi çıkardılar. Meğer Neriman Hanım borcu sahte masraflar ve faizlerle katlamıştı. Eğer konuşursam, kaçmaya kalkışırsam annemin teneke çatılı küçük evine haciz göndereceklerini ve tedavisini kestireceklerini söylediler. Artık resmen tutsaktım. Sonraki aylar cehennem gibi geçti. Beni evin hizmetçisine çevirdiler. Cemil her karşılaştığımızda yüzüme alaycı bir gülümsemeyle bakıyor, hiçbir şey yapamayacağımı bilmenin keyfini çıkarıyordu. Ama hesaba katmadıkları iki şey vardı. Birincisi, acı insanı daha zeki yapıyordu. İkincisi ise Cemil’in karısı Aysel’in de artık bu cehennemden bıkmış olmasıydı. Bir gece mutfakta bulaşıkları yıkarken Aysel eski bir tuşlu telefonu gizlice önlüğümün cebine bıraktı. “Kayda al ve sakla,” diye fısıldadı gözlerime bakmadan. “Çocuklarımı artık bu canavardan koruyamıyorum.” O günden sonra evin içinde dolaşan sessiz bir gölgeye dönüştüm. Telefonu bazen salonun minderlerinin altına, bazen saksıların arkasına, bazen mutfağa saklıyordum. Neriman Hanım’ın hizmetçilere beni yalnız bırakmamalarını emrettiğini kaydettim. Cemil’in annemin “sadakayla yaşadığını” söyleyerek benimle alay ettiği anları kaydettim. Ama asıl darbe sıcak bir mayıs öğleden sonrasında geldi. Telefonu kereste atölyesindeki ofise gizlemiştim. Cemil ve Neriman Hanım rakı içip para yüzünden tartışıyordu. Bir anda Cemil bağırmaya başladı: “Bana baskı yapma anne! Dört yıl önce olanları anlatırsam sen de benimle batarsın! Elektrikli testerenin güvenlik sistemini ben bozdum, evet! Ama Murat’ı babamın mirasından çıkarmak için emri veren sendin! Ellerini senin açgözlülüğün yüzünden kaybetti! Şimdi de ya Zeynep konusunda beni korursun ya da hepimizi mahvederim!” O gece odada Murat’la birlikte kaydı dinlerken ikimiz de ağladık. Murat ellerini bir kazada kaybetmemişti. Kendi ailesi onu miras için sakat bırakmıştı. Murat gözleri öfkeyle kıpkırmızı olmuş halde bana baktı ve başını salladı. Bu aileyi yıkmanın zamanı gelmişti. Fırsat kısa süre sonra ayağımıza geldi. Murat’ın babasının ölüm yıl dönümü için büyük bir mevlit okutulacaktı. Bütün akrabalar, imam, zengin dostlar ve kasabanın ileri gelenleri konağın büyük salonunda olacaktı. Neriman Hanım o günü beni tamamen susturmak için seçmişti. Herkesin önünde bana bir belge imzalatacaktı; sözde kendi isteğimle bütün evlilik haklarımdan vazgeçtiğimi ve “akıl sağlığımın yerinde olmadığını” kabul edecektim. Elinde evrak ve kalemle bana doğru yürüdü. Salon sessizliğe gömülmüştü. Ama onun bilmediği bir şey vardı. Aysel’in eski telefonunu gizlice evin hoparlör sistemine bağlamıştım. Havadaki gerilim nefes kesiyordu. Ya şimdi… ya da asla.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.