ANNEMLE BABAM ÖLDÜKTEN SONRA

Sosyal hizmet görevlileri beni dinlemek yerine genç ve sorumsuz biri olduğumu düşünüyor, söylediklerimi yeterince ciddiye almıyordu. Sonra bir öğleden sonra Melis’i almaya her zamankinden erken gittim. Bisikletimin lastiği yolda patlamıştı. Figenlerin evine vardığımda açık pencerenin altında çömelip lastiği tamir etmeye başladım. Tam o sırada içeriden duyduğum konuşma kanımı dondurdu. “Şu velayeti bir alalım, sonra kızı yatılı okula göndeririz,” diye söylendi Figen. “Burada durmasına tahammül edemiyorum. Sürekli ablam için ağlayıp duruyor. Bıktım artık.” “Biraz daha sabret,” dedi Yalçın. “Alacağımız parayı düşün. Para bizim kontrolümüze geçtiğinde bir daha çalışmamıza bile gerek kalmayacak.”Ellerim titremeye başladı. Ama sesimi çıkarmadım. Birkaç dakika bekledim, sonra sanki hiçbir şey duymamışım gibi kapıyı çaldım ve Melis’i alıp eve götürdüm. Ertesi gün son duruşma yapılacaktı. Hâkim, Melis’in bundan sonra benimle mi yoksa Figen ve Yalçın’la mı yaşayacağına kesin olarak karar verecekti. Figen mahkemeye son derece şık giyinmiş, yüzünde çoktan kazanmış gibi kendinden emin bir gülümsemeyle geldi. “Umarım bunu fazla uzatmayız,” dedi. “Kızım Melis’le bugün yapacak çok işimiz var.” Ona baktım ama cevap vermedim. Çünkü Figen’in bilmediği bir şey vardı.Bir gece önce duyduğum konuşmanın ardından boş durmamıştım. Mahkeme salonunda Figen’in yüzündeki kendinden emin ifadeye bakarken aklımdan geçen tek cümle buydu. Yanımda oturan Melis iki eliyle montumun kolunu tutuyordu. Küçücük parmaklarının titrediğini hissedebiliyordum. Gözlerini Figen’den kaçırıyor, başını sürekli bana doğru eğiyordu. Hâkim dosyalara göz gezdirirken Figen’in avukatı ayağa kalktı. “Sayın hâkim,” dedi, “müvekkillerim küçük Melis’e düzenli, güvenli ve maddi açıdan güçlü bir hayat sunabilecek durumdalar. Berkay ise henüz on dokuz yaşında. İki işte çalışıyor ve kardeşine yeterli zamanı ayırması mümkün görünmüyor.” Figen başını üzgünmüş gibi eğdi. “Ben sadece yeğenimin iyiliğini istiyorum,” dedi.İçimden bağırmak geldi. Ama sustum. Çünkü gerçeklerin konuşması için birkaç dakika daha gerekiyordu. Hâkim bana döndü. “Berkay, eklemek istediğin bir şey var mı?” Ayağa kalktım. “Var, sayın hâkim.” Figen gözlerini devirdi. Çantamın fermuarını açtım ve içinden telefonumu çıkardım.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.