Aşağılanmaya Karşı Cesur Bir Direniş
Yüzümü yavaşça sildim. Sakin değildim ama kontrollüydüm. Doğrudan gözlerinin içine baktım. “Peki,” dedim sessizce. Sonra çantama uzandım… Kartım için değil. Telefonum için. Ellerim hafifçe titriyordu ama zihnim berraktı. Onlar için ağlamayacak veya bağırıp çağırarak istedikleri o sahneyi onlara vermeyecektim. Mert kazandığını düşünerek kibirle arkasına yaslandı. Müzeyyen Hanım her saniyenin tadını çıkararak izliyordu. Garsonu çağırdım. “Müdürle konuşmak istiyorum,” dedim. “Ve güvenlik gelsin.” Garson tereddüt etti, ıslanmış yüzüme baktı, sonra başıyla onaylayıp hızla uzaklaştı. “Bunu daha kötü hale getirme Leyla,” diye uyardı Mert. Onu duymazdan geldim. Banka uygulamamı açtım ve ekranı ona gösterdim. “Kullanmamı beklediğin o kart ortak hesabımıza bağlı,” dedim. “Ve o hesaptaki paranın çoğu benim gelirimden oluşuyor. Beni aşağılamanın bedelini ben ödemeyeceğim.” Mert’in özgüveni sarsıldı. “Ne demeye çalışıyorsun sen?” diye sordu. “Ödemiyorum,” diye yanıtladım. “Ve bu yaptığının sonuçları olacak.” “Kimse sana inanmaz,” diye çıkıştı. “Kazaydı.” “Kazalar tehditle birlikte gelmez,” dedim. Birkaç dakika sonra müdür, güvenlikle birlikte geldi. “İyi misiniz efendim?” diye sordu. “Hayır,” diye cevap verdim. “Ve kamera kayıtlarının incelenmesini istiyorum.” Müzeyyen Hanım araya girmeye çalıştı ama müdür onu nazikçe durdurdu. “Müşteriyi dinlemem gerekiyor.” Başımı salladım. “Bu hesapta yanlış ücretlendirmeler var ve darp sebebiyle şikayetçi olmak istiyorum.” Mert öfkeyle aniden ayağa kalktı ama güvenlik, sessiz bir sınır çizerek bir adım yaklaştı. Hesap düzeltilirken avukatıma mesaj attım. “Darp edildim. Kamera kayıtları var. Tavsiyene ihtiyacım var.” Cevap anında geldi: “Sakin kal. Görüntüleri muhafaza etmelerini sağla. Hiçbir şeye imza atma. Gerekirse polisi ara.” Bu mesaj beni kendime getirdi. Düzeltilmiş hesap geri geldiğinde Mert’e tekrar baktım. “Gerçekten bu yaptığından sonra ödeyeceğimi mi sandın?” Üzerime eğilerek sesini alçalttı. “Beni rezil ediyorsun.” Hafifçe gülümsedim. “Bana böyle davranabileceğini sandığın an sen zaten kendini rezil ettin.” Sonra fısıldadı: “Eğer polisi ararsan, biz biteriz.” Bakışlarımı ondan ayırmadım. “Benim de tam olarak istediğim bu.” Ve tam orada, herkesin gözü önünde 112’yi tuşladım. O gece sadece bir akşam yemeği bitmedi. Her şey bitti. Çünkü yıllar sonra ilk kez sessiz kalmadım. Kendimi seçtim.