Babam, tam 43 yıl boyunca annemin bütün maaşını aldı

“Tahir’i anlamak istiyorsanız yüzüne bakmayın…”Annemin yıllar önce söylediği o cümle, metal kutunun kapağı açıldığı anda zihnimde yeniden yankılandı. Hepimiz masanın etrafına toplanmıştık. Kimse konuşmuyordu. Kutunun içinde tomar tomar para görmeyi bekliyordum. Belki eski banka dekontları… Belki gizli borçlara ait evraklar… Belki de babamın yıllardır annemden sakladığı başka bir hayatın izleri. Ama karşımızdaki manzara bunların hiçbirine benzemiyordu.Kutunun üst kısmında sararmış zarflar, banka cüzdanları, tapu fotokopileri ve yıllara göre ayrılmış küçük defterler vardı. Annem ilk defteri eline aldı. Kapağında yalnızca bir tarih yazıyordu: 1983. Babam sessizce sandalyeye oturdu. “İlk maaşından başladım,” dedi. Ben kaşlarımı çattım. “Neye başladın?” Babam cevap vermek yerine anneme baktı. Annem defteri açtı. İlk sayfada annemin o yıl aldığı maaşlar tek tek yazılmıştı. Her maaşın karşısında başka bir rakam vardı. “Kira.” “Elektrik.” “Pazar.” “Çocukların okul masrafı.” Altında ise daha küçük bir bölüm bulunuyordu: Meral’in geleceği için ayrılan para. Şaşkınlıkla babama baktım. “Bu ne demek?” Babam derin bir nefes aldı. “Annenin parasını hiçbir zaman tamamen harcamadım.” İçimde yıllardır taşıdığım öfke bir anda kabardı. “Ama elinde hiç para bırakmıyordun!” “Biliyorum.” “Yeni bir kaban bile alamadı!” Babam başını önüne eğdi. “Onu da biliyorum.” Sesim yükseldi. “O zaman neden?” Annem elini koluma koydu. “Önce dinle.” Babam ayağa kalktı ve kutunun en altından büyük kahverengi bir dosya çıkardı. İşte başta bahsettiği dosya buydu. Masaya koydu. Üzerinde annemin adı yazıyordu: