Doğum Günü Yemeğinde Kızıma Atılan Tokat
Kocam Murat, gözlükleri olmadan, gömleği çorba lekesi içinde dışarı koştu. Sürekli restorana doğru bakıyordu; sanki pastaya batmış annesi, arabada titreyen iki yaşındaki kızından daha önemliydi. “İçeri dönmen gerek,” dedi nefes nefese. “Annemi herkesin içinde rezil ettin.” Sürücü kapısını tutarak yüzüne baktım. “Annen kızımıza vurdu mu, vurmadı mı?” Yüzünü ovuşturdu. “Annemin öfkelendiğinde nasıl olduğunu biliyorsun…” Cevabı buydu işte. İki yıl boyunca, her aile toplantısının farklı olacağına dair verdiği sözlere inanıp her hakareti sineye çekmiştim. Bir ay önce artık ona inanmayı bırakmış, önemli evraklarımın fotokopilerini çekmiş, kendi maaşımdan bir birikim hesabı açmış ve kızıma küçük bir sığınma çantası hazırlamıştım. O gece restoranı terk ettikten sonra Kadıköy’de yaşayan yakın arkadaşım Aslı’nın evine gittim. Aslı kapıyı açtı, kızımın yanağındaki izi gördü ve “İstediğin kadar burada kalabilirsin,” dedi. Kızımı yatırdıktan sonra telefonum titremeye başladı. Murat’tan 13 mesaj gelmişti. Annemize saldırdığımı, ailemizi küçük düşürdüğümü yazıyordu. Ancak tek bir mesajında bile kızımızın durumunu sormamıştı. Tam ona cevap yazacakken, masanın karşı tarafında doğum günü mumlarını videoya çeken görümcem Cansu’dan bir mesaj geldi: “Bence videonun tamamını izlemelisin…” Ekrana tıkladım ve videoyu başlattım. Olay anından birkaç saniye öncesiydi. Kayınvalidem kızıma doğru eğilmişti. Ama videoda gözüme çarpan ve midemi bulandıran asıl şey tokat değildi. Kocamın, tokat atılmadan hemen önce annesinin kulağına fısıldadığı o korkunç sözleri duyduğumda beynimden vurulmuşa döndüm…Videoyu geriye sarıp üç kez tekrar izledim. Duyduklarıma inanmak imkansızdı. Kayınvalidem elini kaldırmadan hemen önce kocam Murat annesine doğru eğiliyor ve kısık bir sesle şöyle fısıldıyordu: “Anne, sana herkese rezil olmadan burada yapma demiştim!” “Yapma” demiyordu. “Kızıma dokunma” demiyordu. Sadece “Herkesin içinde yapma” diyordu! O an anladım ki kocam kızımın şiddet görmesine karşı değildi; sadece bunun başkaları tarafından görülmesinden rahatsız oluyordu. İki yıldır “Huzurumuz bozulmasın” diyerek beni bastırdığı her anın arkasında devasa bir yalan yatıyordu. Telefonum tekrar ışıldadı. Murat’tan yeni bir mesaj gelmişti: “Eğer bu gece kızımı eve getirmezsen, annem polise gidip senden darp şikayetinde bulunacak!” Ekrana bakıp acı bir tebessüm ettim. Kontrolü kaybettiklerinde hemen tehditlere sarılmaları ne kadar da tipikti. Hiç duraksamadan cevap yazdım: “İstediği yere şikayet etsin! Elimde annenin kızıma vurduğu net video kaydı var. Senin de ‘Herkesin içinde yapma’ diye fısıldadığın ses kaydı elimde. Yarın sabah ilk iş polise çocuk istismarından suç duyurusunda bulunuyorum ve boşanma davamı açıyorum.” Ekrandaki yazışma baloncukları bir belirdi bir kayboldu. Cevap vermeye çalışıyordu ama beklemedim. Numarasını engelledim, telefonun ekranını kapattım. Bir ay önce kenara para koyarken kendimi suçlu hissetmiştim ama bu gece o kararlarım kızımın ve benim özgürlüğüm oldu. Kocam, beni tehditlerle yeniden o karanlık eve çekeceğini sanıyordu. Ancak geri dönmek, kızıma şiddeti kabullenmeyi öğretmek demekti. Buna asla izin veremezdim. Yatağa, kızımın yanına uzandım. Minik beline sarıldım. İki yıl sonra ilk kez oda tamamen sessizdi. Ve hayatımda ilk kez, kızımla birlikte tamamen güvende olduğumuzu biliyordum.