DOWN SENDROMLU KIZ KARDEŞİMLE EVLENDİ

Hemşire uzaklaşınca Baran bana döndü. “Fakat sana anlatmadığım bir şey daha var.” “Daha ne olabilir?” Baran gözlerini kapattı. “İkizlerin biyolojik annesi Bahar.” Bir an ne diyeceğimi bilemedim. “Az önce çocuk sahibi olamayacağını söyledin.” “Normal yollarla olamazdı.” Sonra gerçeği anlattı. Bahar yıllar önce tedavi görmüş, yumurtalıklarından alınan hücreler özel bir merkezde saklanmıştı. Yıllar sonra doktorlar yeni bir tedavi yöntemiyle bunun mümkün olabileceğini söylemişti. Bahar bana bundan hiç bahsetmemişti. Çünkü başarısız olursa umutlanmak istemiyordu. Ama başarılı olmuştu. İkizlere hamile kalmıştı. Ve bunu öğrendiğimde neden Baran’ın gözlerinin korkuyla dolduğunu anlamıştım. “Peki sen neden bunu bana şimdi söylüyorsun?” Baran cebinden başka bir kâğıt çıkardı. “Çünkü Bahar ameliyata girmeden önce bunu bana verdi.” Kâğıdı açtı. Bu kez birkaç satırdan oluşan bir mektuptu. Bahar’ın el yazısını tanıyordum. İlk satırı görünce ağlamaya başladım. “Sevgili kardeşim…” Daha fazlasını okumakta zorlandım. Baran mektubu elimden almadı. Bekledi. Ben devam ettim. “Eğer bunu okuyorsan, demek ki korktuğum şey başıma geldi.” Gözlerim bulanıyordu. “Bunca yıl seni koruduğunu düşündüm. Ama aslında seni benim yüzümden üzmekten korktum. İnsanların bana bakışlarını gördüğümde, senin de bir gün bana aynı gözlerle bakmandan korktum.” Mektubu göğsüme bastırdım. Baran sessizce ağlıyordu. Okumaya devam ettim. “Baran’la evlenmemin sebebi senin düşündüğün gibi değildi.” Kalbim duracak gibi oldu. Yıllarca içimde taşıdığım o eski şüphe yeniden ortaya çıktı. Baran’ı neden sevdiğimi, onun neden beni değil Bahar’ı seçtiğini düşündüğüm o geceler… Mektupta devamı vardı. “Baran seni de çok seviyordu. Bunu biliyordum.” Gözlerimi kapattım. “Bir zamanlar onunla evleneceğini düşündüğünü de biliyordum. Ama sana hiçbir zaman kızmadım. Çünkü sen benim kardeşimsin. Ve seni kaybetmekten hep korktum.” Yutkundum. Sonra son satırlardan biri beni tamamen sarstı. “Baran bana evlenme teklif ettiğinde, ona tek bir şart koştum.” Başımı kaldırıp Baran’a baktım. “Ne şartı?” Baran gözlerini kaçırdı. Mektubun devamını okudum. “Baran bana evlenme teklif ettiğinde, ona tek bir şart koştum.” Başımı kaldırıp Baran’a baktım. “Ne şartı?” Baran gözlerini kaçırdı. Dudakları titriyordu. Mektubun devamını okudum. “Benden önce kardeşimi düşünmesini istedim.” Nefesim kesildi. “Eğer bir gün aramızda bir seçim yapmak zorunda kalırsan, onu seç. Çünkü seni kaybetmekten değil, kardeşimi kaybetmekten korkuyorum.” Gözyaşlarım artık durmuyordu. Mektubun bir sonraki satırına geçtim. “Seninle evlenirken tek korkum, kardeşimin kendisini yalnız hissetmesiydi. Çünkü sen onun hayatında sadece benim eşim değildin. Bir zamanlar onun kalbinde çok özel bir yerin olduğunu biliyordum.” Baran başını eğdi. O an yıllardır yanlış hatırladığım bütün anılar birer birer gözümün önünden geçti. Onun bana söylediği sözler… Bahar'ın sessiz bakışları… Baran'ın benden uzak durduğu o dönem… Hepsini yanlış anlamıştım. Mektubu okumaya devam ettim. “Belki bir gün bana kızacaksın. Belki neden bazı şeyleri senden sakladığımı anlamayacaksın. Ama bilmeni isterim ki seni hiçbir zaman küçümsemedim. Seni korumak isterken seni incitmiş olabilirim.” Elimi ağzıma kapattım. “Sen benim küçük kardeşim değilsin artık. Sen benim en büyük gücümsün. Eğer bir gün ben olmazsam, çocuklarıma anneleri gibi değil, teyzeleri gibi değil… Bahar'ın kardeşi gibi sahip çık.” Mektup burada bitmiyordu. Son cümleyi gördüğümde ellerim yeniden titremeye başladı. “Ve eğer ikizlerimi kucağıma alamazsam, onlara benim onları ne kadar sevdiğimi anlat. Onlara annelerinin hiçbir zaman eksik olmadığını söyle. Çünkü ben onların annesiyim. Bunu kimse değiştiremez.” Kâğıt ellerimin arasından kaydı. Başımı kaldırdım. Baran ağlıyordu. “Bahar bunu ameliyata girmeden önce mi yazdı?” Başını salladı. “Evet.” “Peki neden bana vermedin?” “Çünkü sana bunu vermek, onun benden istediği şeyi yapmak değildi.” “Ne istemişti?” Baran cebinden küçük, beyaz bir zarf daha çıkardı. “Bunu da ancak doktor ameliyattan sonra iyi haber verirse açmamı söyledi.” Kalbim yeniden hızlandı. “Ne yazıyor?” Baran zarfı bana uzattı. Bu kez zarfı açarken ellerim daha sakindi. İçinden küçücük bir ultrason görüntüsü çıktı. Arkasında tek bir cümle vardı: “Onlara ilk gördüğüm gün söz verdim. İkisini de dünyaya getireceğim.” Gözlerimi kapattım. Tam o anda ameliyathanenin kapısı yeniden açıldı. Doktor dışarı çıktı. İkimiz de ona doğru koştuk. “Doktor, kardeşim?” Doktor maskesini indirdi ve yorgun ama sakin bir gülümsemeyle bize baktı. “Ameliyat başarılı geçti.” Dizlerimin bağı çözüldü. Duvara tutundum. “Bahar iyi mi?” “Şimdilik yoğun bakımda olacak. Ama hayati tehlikeyi atlattı.” Baran derin bir nefes aldı. Ben ise ağlayarak güldüm. Yıllardır ilk kez içimdeki bütün korkuların yerini tarifsiz bir huzur kapladı. Doktor uzaklaştıktan sonra Baran'a döndüm. “Çocuklar?” Baran gülümsedi. “Onlar da iyi.” O an Bahar'ın mektubunu göğsüme bastırdım. Saatler sonra yoğun bakımın camından onu gördüm. Yorgundu. Solgundu. Ama yaşıyordu. Yanına girmeme izin verdiklerinde elini tuttum. Gözlerini yavaşça açtı. Beni görünce hafifçe gülümsedi. “Okudun mu?” Başımı salladım. “Her şeyi.” Gözlerinden bir damla yaş süzüldü. “Bana kızdın mı?” Elini daha sıkı tuttum. “Hayır.” Bir süre sustum. Sonra alnına eğilip fısıldadım: “Bana bir daha kendini korumak için benden hiçbir şey saklama.” Bahar gözlerini kapattı. “Çok korktum.” “Ben de.” “Ya çocuklar?” Gülümsedim. “Onlar seni bekliyor.” Bahar'ın gözlerinden yaşlar süzüldü. “Gerçekten mi?” “Gerçekten.” Bir süre sonra Baran da içeri girdi. Bahar ona baktı. Baran yatağın kenarına oturdu. “Başardın,” dedi. Bahar gülümseyerek başını salladı. “Hayır,” dedi. “Biz başardık.” O gece hastanenin koridorunda otururken yıllardır taşıdığım bütün yanlış anlamaların aslında tek bir şeyden doğduğunu fark ettim. Sevgi. Bahar beni kaybetmekten korktuğu için susmuştu. Baran onu üzmekten korktuğu için saklamıştı. Ben ise onları kaybetmekten korktuğum için bazı gerçekleri hiç sorgulamamıştım. Ama bazen insanları korumak için saklanan sırlar, gerçeğin kendisinden daha ağır olurdu. Aylar sonra Bahar çocuklarını kucağına aldığında yanındaydım. İkizlerden biri onun parmağını tuttu. Bahar ağlamaya başladı. Ben de ağladım. Baran ise birkaç adım geride sessizce bizi izliyordu. Bahar bana baktı. “Bak,” dedi. “Sözümü tuttum.” İkizlere baktım. Sonra kardeşime. “Evet,” dedim. “Ama artık onlara senin sözünü değil, kendi hikâyelerini anlatacağız.” Bahar gülümsedi. Ve o an anladım: Bazı aileler kan bağıyla kurulmaz. Bazıları ise kan bağından çok daha güçlü bir şeyle ayakta kalır. **Birbirini bırakmama sözüyle.** Bahar çocuklarına sarıldı. Ben de üçünü birden kucakladım. O gün, yıllardır taşıdığım bütün soruların cevabını bulmuştum. Bahar hiçbir zaman eksik değildi. Sadece kendisini eksik sanmasına neden olan insanların arasında yaşamıştı. Ve artık bunu ona kimse hissettiremeyecekti. Çünkü yanında biz vardık. Ve bu kez hiçbirimiz birbirimizden hiçbir şey saklamayacaktık.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.