Düğünün ertesi sabahı, kayınvalide elinde bastonla gelini uyandırmaya geldi
BÖLÜM 2 Hastaneye vardıklarında Elif hemen acil servise alındı. Emre, üzeri kan lekeli kıyafetiyle duvara yaslanmıştı. Fatma Hanım elindeki tesbihi sıkarak sürekli aynı şeyi söylüyordu: “Ben bilerek yapmadım… ben nasıl bilebilirdim…” Emre ilk kez annesine öfkeyle baktı. “Gece karın ağrısı var demişti.” Fatma Hanım başını kaldırdı. “Doktora neden götürmedin?” Emre’nin gözleri doldu. “Sabah bakarız dedim… ev işi var dedik…” Sessizlik aralarına duvar gibi girdi. Bir süre sonra doktor çıktı. “Hasta yakını kim?” “Benim.” “Çok fazla kan kaybı var. Durumu kritikti ama müdahale ettik.” Emre nefessiz kaldı. “O iyi olacak mı?” Doktor ağır bir nefes aldı.“Eşiniz hamile.” Emre dondu. “Ne?” “Gebelik riskli. Önümüzdeki saatler kritik.” Fatma Hanım bir sandalyeye çöktü. Elif’in günlerdir karnını tuttuğu anlar gözünün önüne geldi. Doktor devam etti: “Tıbbi geçmişinde iki düşük var. Bu gebelik yüksek riskliydi. Dinlenme, kontrol ve ağır işten uzak durması gerekiyordu.” Emre başını ellerinin arasına aldı. “Ben nasıl bir eşim…” Fatma Hanım’ın kulaklarında kendi sözleri yankılandı: “Gelin, mutfağa geç.” “Misafire çay yap.” “Bu evde hasta olunmaz.” Bir süre sonra Elif gözlerini açtı. Çok zayıftı. “Susarsam… her şey düzelir sandım…” Fatma Hanım dizlerinin üzerine çöktü ve ağladı. Ama ertesi sabah doktor Emre’yi yanına çağırdı. “Testlerde gebelik için tehlikeli bir ilaç etkisi görüldü. Bu ilaç evden verilmiş olabilir.” Emre’nin içi buz kesti. “Kimin verdiğini biliyor musunuz?” Doktor cevap vermedi. Emre geri döndü. Koridorun sonunda Fatma Hanım başı eğik duruyordu. Ve o an Emre, gerçeğin henüz bitmediğini anladı.