Emir yavaşça merdivenlerden indi

Bütün bedenime bir soğuk yayıldı. —Buraya mı? Murat başını salladı. —O yüzden bekleyemezdim. Merdivenlere baktım. Korku şekil değiştirdi. Artık sadece oğlumun bize verebileceği zarar değildi. Onun hayatının çektiği karanlık da evimizin kapısına dayanmıştı. —Bunu geldiğinden beri neden söylemedin? —Önce onu evden çıkarmayı kabul etmeni sağlamam gerekiyordu. Bunu baştan söylesem onu yine korumaya çalışacaktın. Acıttı, çünkü doğruydu. Üst katta kapı sertçe çarptı. Emir siyah bir sırt çantasıyla aşağı indi. Gözleri kızarmıştı, yüzü sertleşmişti. Artık çocuk gibi değildi. Ama bir canavar gibi de değildi. Sadece çok kötü bir çizginin kenarında duran bir insandı. —Tamam —dedi. Murat ayağa kalktı. —Gidiyoruz. Emir bana baktı. Sarılmamı bekliyordu. Bunu gözlerinden gördüm. Ben de istiyordum. Küçükken yaptığım gibi onu kucaklayıp “her şey düzelecek” demek istiyordum. Ama nasıl yapacağımı bilmiyordum. Yine de kalkmadım. —Önce kahvaltı yap —dedim. Kaşlarını çattı. —Ne? —Gideceksin. Ama aç karnına değil. Yüzü çok küçük bir an kırıldı. Çantasını yere bıraktı ve sessizce oturdu. Murat ayakta kaldı, tetikteydi. Ona bir tabak koydum. Menemen, fasulye, üstünde yumurta. Çay koydum, şekersiz, büyüdüğünden beri sevdiği gibi. Emir çatalla titreyen bir el uzattı. Üç lokma yedi. Sonra durdu. —Anne. Bakmadım. —Söyle. Uzun süre sustu. —Dün gece korktum. Çatal tabağa çarptı. —Sana vurduğumda… ilk anda hiçbir şey hissetmemekten korktum. Nefesim kesildi. Murat yumruklarını sıktı. Emir devam etti, sesi kırılarak. —Sonra yukarı çıktım ve senin ağlayacağını düşündüm. Ya da kapıyı çalacağını. Ya da konuşmak isteyeceğini. Ama hiçbir şey yapmadın. Ve bu beni daha çok kızdırdı. Çünkü sanki artık umursamıyormuşsun gibi geldi. Bir gözyaşı istemsizce aktı. —Seni o kadar çok önemsiyorum ki, seni artık kurtarmayı bıraktım. Emir ağzını kapattı. Sonunda ağladı. Güzel bir ağlama değildi. Kırık, öfkeli, düzensizdi. İçinden pas sökülür gibi. Ben onu kucaklamadım. Sessizce oturup ağladım. Çünkü bazen bir çocuğu sevmek, onun acısını ilk kez gerçekten ona bırakmaktır. Sonra kapı zili çaldı. Üçümüz de başımızı kaldırdık. Murat kapıya baktı. —Birini mi bekliyorsun? Başımı salladım. Zil tekrar çaldı. Daha uzun. Emir bembeyaz oldu. —Açma. Murat ona döndü. —Kim? Emir cevap vermedi. Zil üçüncü kez çaldı. Ardından kapıya üç sert yumruk indi. Dışarıdan bir erkek sesi geldi. —Emir. İçerde olduğunu biliyoruz. Oğlum sandalyeyi devirecek kadar hızlı kalktı. —Anne, açma —dedi, bu kez gerçek bir korkuyla. Ev sanki küçüldü. Murat telefonunu çıkardı. —112’yi arıyorum. Ama numarayı tuşlamadan önce dışarıdan başka bir ses geldi. Sakin, neredeyse nazik. —Hanımefendiyle bir derdimiz yok. Sadece oğlunuzun borcu için geldik. Emir tekrar ağlamaya başladı ama bu kez çocuk gibi. —Özür dilerim —diye fısıldadı— Özür dilerim anne. Kapıya baktım. Sonra oğluma. Ve anladım ki onu evden çıkarmak sadece başlangıçtı. Gerçek karanlık şimdi zili çalıyordu. Murat numarayı aradı. Ben mutfak çekmecesinden büyük bıçağı aldım. Kimseye saldırmak için değil. Sadece ilk kez kendimi korumam gerektiğini anladığım için. Dışarıdan yumruklar devam etti. İçeride Emir dizlerinin üstüne çöktü. —Anne, yardım et —dedi. Bıçağın sapını sıkı tuttum. Ona baktım. Kalbim kırık ama artık uyanıktı. —Sana yardım edeceğim Emir —dedim— Ama eskisi gibi değil.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.