Eşimi yıllar önce kaybettikten sonra oğlum
Elimdeki bebek telsizine bakarken gözyaşlarımın akmasına izin vermedim. Yıllarca döktüğüm gözyaşları, yuttuğum haksızlıklar ve kimse kırılmasın diye içime attığım bütün o yorgunluklar artık son bulmalıydı. İçimdeki o fedakâr, her şeye boyun eğen, kendi hayatını başkalarının ayakları altına seren kadın o an, o loş otel odasında öldü; yerine değerini bilen, sınırlarını çizen yeni bir kadın doğdu. Derin bir nefes aldım, telsizi cebime koydum ve çocukların uyuduğu yatağa doğru yürüdüm. Torunlarım mışıl mışıl uyuyordu. Onları canımdan çok seviyordum, bu yaşananların suçlusu elbette ki bu masum yavrular değildi. Ama Selin’in bu saygısızlığına boyun eğersem, yıllarca kocamı kaybettikten sonra tırnaklarımla kazıyarak kurduğum o onurlu hayatı ayaklar altına almış olacaktım. Hemen odadaki telefondan resepsiyonu aradım. Otelin sunduğu profesyonel çocuk bakım hizmeti olup olmadığını sordum. Tahmin ettiğim gibi, otelin pedagoglar eşliğinde hizmet veren son derece lüks ve güvenli bir çocuk kulübü, aynı zamanda özel bakıcı servisi vardı. Saatlik ücreti oldukça yüksekti ama o an parayı ya da faturaları düşünecek durumda değildim. Hemen iki özel bakıcı talep ettim. Bakıcılar odaya geldiğinde, çocukları güvenle onlara teslim ettim. Ancak planım henüz yeni başlıyordu. Çocukları teslim etmeden hemen önce oğlum Emre'yi aradım. Telefonu açtığında sesindeki o alışılmış rahat tavır, benim buz gibi sesimi duyunca yerini bir endişeye bıraktı. Ona olan biteni, karısının beni buraya "hediye" bahanesiyle getirip nasıl bir emrivakiyle odada bıraktığını tek tek anlattım. Emre duyduklarına inanamadı. "Anne, Selin bana tamamen farklı anlatmıştı, senin çocuklarla baş başa zaman geçirmek için bu tatili özellikle istediğini söyledi!" dedi. Gerçeği öğrendiğinde sesi mahcubiyetten titriyordu. Ona, "Oğlum, ben sizin çocuklarınıza bakıcı değilim. Onları sevmem, hayatımı onlara adamam gerektiği anlamına gelmez. Karına bu dersi benim vermem gerekiyordu, sen lütfen bu işe sakın karışma." dedim ve telefonu kapattım. Ardından resepsiyona indim. Selin’in benim için "sözde" ödediği ama aslında beni bedava bakıcı olarak getirdiği odanın hesabına, otelin sunduğu en kapsamlı, en pahalı "VIP Spa, Masaj ve Termal Arınma" paketini yazdırdım. Ayrıca çocukların özel bakıcı masraflarını da doğrudan Selin’in üzerine açılan faturaya eklettim. Görevliye gülümseyerek, "Gelinim bu tatili tamamen benim için organize etti, hiçbir masraftan kaçınmamamı, kendimi kraliçeler gibi hissetmemi özellikle tembihledi." dedim. Sonraki dört saat boyunca hayatımda hiç hissetmediğim bir huzuru yaşadım. Buhar odasında, o güne kadar nefes almayı bile unuttuğumu fark ettim. Yıllarca kışın soba yakmaktan, mutfakta saatlerce yemek yapmaktan, evi çekip çevirmekten sertleşen ellerim, o gün ilk defa nemlendiricilerle, sıcak yağlarla tanıştı. Sıcak termal sularda bedenimdeki o yılların birikmiş yorgunluğu akıp giderken, aromaterapi masajıyla ruhumun düğümleri çözüldü. O şezlonga uzanıp taze sıkılmış meyve suyumu yudumlarken, sadece bir anne ya da babaanne değil, her şeyden önce bir 'insan' olduğumu hatırladım. Kendi isteklerimi ertelememenin, kendime değer vermenin ne kadar iyileştirici olduğunu ilk kez iliklerime kadar hissettim.