Evlat Edinme

“Yusuf, iyi misin?”
Gözlerini ekrandan ayırmadan, “Sadece yorgunum. Uzun bir gündü,” dedi.
“Mutlu musun… Yani, gerçekten mutlu musun?”
Bilgisayarını biraz sertçe kapattı. “Hande, biliyorsun ki mutluyum. Bunu biz istedik, değil mi?”Başımı salladım ama içimde bir şeyler düğümlendi.
Bir öğleden sonra çocuklar sonunda aynı anda uyudu. Nefes almak için koridorda parmak uçlarımda yürürken Yusuf’un çalışma odasından gelen kısık, neredeyse yalvaran sesini duydum.
“Ona yalan söylemeye devam edemem. Onunla bir aile kurmak istediğimi sanıyor…”
Elim ağzıma gitti. Benim hakkımda konuşuyordu. Kalbim küt küt atarak kapıya iyice yaklaştım.
“Ama çocukları bunun için evlat edinmedim,” dedi Yusuf, ağlamak üzereydi. Bir duraksama, ardından sert bir hıçkırık geldi.
Daha fazlasını öğrenme ihtiyacıyla olduğum yerde donup kaldım. Sesi daha da kısıldı.
“Bunu yapamam Selim Bey. Ben gittikten sonra gerçeği kendi başına çözmesini izleyemem. O daha fazlasını hak ediyor. Ama ona söylersem… paramparça olur. Bütün hayatını bunun için bıraktı. Sadece, sadece yalnız kalmayacağını bilmek istedim.”
Bacaklarımın bağı çözüldü. Ellerim öyle titriyordu ki kapı pervazına tutunmak zorunda kaldım.
Yusuf şimdi açıkça ağlıyordu. “Ne kadar dediniz doktor bey?”
Bir sessizlik oldu.
“Bir yıl mı? Sadece bir yılım mı kaldı?”
Kapının ardındaki sessizlik uzadı, Yusuf tekrar ağlamaya başladı.
“Bunu yapamam Selim Bey.”
Sendeleyerek geri çekildim. Dünya yerinden oynamış gibiydi. Nefes almaya çalışarak tırabzana tutundum.
Kendi gidişini planlıyordu. İşimi bırakmama, anne olmama ve tüm hayatımı zaten içinde olmayacağını bildiği bir gelecek üzerine kurmama izin vermişti.
Gerçekle benimle birlikte yüzleşecek kadar bana güvenmemiş, ikimiz adına kararı o vermişti.
Çığlık atmak istedim. Bunun yerine doğruca yatak odamıza gittim, kendim ve ikizler için birer çanta hazırladım ve kız kardeşim Ceren’i aradım.
“Bu gece bizi yanına alır mısın?” Sesim bana bile yabancı geliyordu.
Soru sormadı. “Hemen misafir odasını hazırlıyorum.”