Hastanede Beşizlerini Kucağına Aldı
“Kim?” Doktor kâğıdı masanın üzerine bıraktı. Kadın ismi görünce yüzünün rengi değişti. Çünkü o isim, tam yirmi üç yıl önce hayatından çıkan bir kadına aitti. Kadın titreyen dudaklarla fısıldadı: “Bu mümkün değil…” Adam ona döndü. “Sen bu kadını tanıyor musun?” Kadın cevap vermedi. Doktor şaşkınlıkla ikisine bakıyordu. Adam bu kez sesini yükseltti. “Tanıyor musun?” Kadın gözlerini kapattı. “Evet.” “Kim?” Kadın uzun süre sustuktan sonra tek bir cümle söyledi: “O, benim kız kardeşim.” Adamın elindeki bebek hafifçe kıpırdadı. “Senin… kız kardeşin mi?” Kadın başını salladı. “Yirmi üç yıl önce ortadan kayboldu. Herkes öldüğünü düşündü.” Doktor araya girdi. “Peki neden bebeğin bilekliğinde onun adı var?” Kadın ağlamaya başladı. “Çünkü…” Cümlesini tamamlayamadı. Adam yatağın kenarına oturdu. “Çünkü ne?” Kadın yüzünü ellerinin arasına aldı. “Çünkü yıllar önce bana bir sır verdi.” “Ne sırrı?” Kadın gözyaşlarını silip kocasına baktı. “Eğer bir gün geri dönerse… bana değil, çocuklarıma geleceğini söylemişti.” Adam donup kaldı. “Çocuklarına mı?” Kadın başını salladı. “Benim çocuk sahibi olamayacağımı biliyordu.” Adamın yüzündeki ifade değişti. “Bir dakika…” Doktor da şaşkınlıkla onları dinliyordu. Kadın derin bir nefes aldı. “Yıllarca herkes bebek sahibi olamayacağımı düşündü. Ama ben ve eşim tedavi gördük. Sonunda hamile kaldım. Beşizler olduğunu öğrendiğimizde dünyanın en mutlu insanları olduk.” Adam bebeklere baktı. “Peki kız kardeşin bunun neresinde?” Kadın cevap vermeden önce kapının dışından bir hemşirenin sesi duyuldu. “Doktor bey…” Herkes kapıya döndü. Hemşire içeri girdi. Elinde eski bir dosya vardı. “Arşivden bunu bulduk.” Doktor dosyayı aldı. İlk sayfaya baktığında kaşları çatıldı. Sonra kadına döndü. “Hanımefendi…” “Evet?” “Bu bebeklerin beşi de sizin doğum kaydınızda görünüyor.” Kadın şaşırdı. “Evet, zaten benim bebeklerim.” Doktor başını iki yana salladı. “Hayır. Demek istediğim bu değil.” Dosyayı çevirdi. “Bu kayıt yirmi üç yıl öncesine ait.” Kadının nefesi kesildi. Doktor devam etti: “Yirmi üç yıl önce burada bir kadın beşiz doğurmuş.” Adam ayağa kalktı. “Kim?” Doktor dosyadaki ismi gösterdi. Kadın birkaç saniye boyunca kâğıda baktı. Sonra dizlerinin bağı çözüldü. Çünkü dosyada yazan isim, kayıp kız kardeşinin ismiydi. Ve dosyanın altında tek bir not vardı: “Bebekler aileye teslim edilmedi.” O an kadın, kucağındaki bebeklere baktı. İçlerinden biri gözlerini açtı. Ve küçük eliyle kadının parmağını tuttu. Kadın ağlayarak fısıldadı: “Demek seni yıllardır arayan ben değildim…” Doktor şaşkınlıkla sordu: “Ne demek istiyorsunuz?” Kadın gözlerini bebekten ayırmadan cevap verdi: “Ben kız kardeşimi aradığımı sanıyordum. Meğer bütün hayatım boyunca onun çocuklarını arıyormuşum.” Fakat kimsenin henüz bilmediği çok daha büyük bir gerçek vardı. Çünkü arşivdeki dosyanın son sayfasında, yirmi üç yıl önce yazılmış tek bir cümle daha bulunuyordu: “Çocuklardan biri hâlâ hayatta ve nerede olduğunu yalnızca bir kişi biliyor.” Ve o kişinin adı… Doktorun kendi adıydı.