Her Şeyini Kaybettiğinde Karısı Onu Terk Etti
Ve şimdi hayatını değiştiren adam, dünyanın istemediği biri gibi karşısında oturuyordu. Fatma onun yanına sıcak bir yemek bıraktı. — Tavuk tandır ve pilav. Yarın yine aynı saatte gelin. Mustafa şaşkınlıkla baktı. — Neden bunu yapıyorsun? Fatma arabasını düzeltirken arkasını dönmeden cevap verdi: — Çünkü ben devam edecek gücü bulamadığımda, bana siz yardım etmiştiniz. Ertesi gün Mustafa yine aynı banka geldi. Ama Fatma yalnız değildi. Siyah bir araçtan koyu gözlüklü, beyaz gömlekli bir adam indi. Elinde kalın bir dosya vardı. Fatma adamı işaret etti. — Mustafa Bey, bu Murat Kaya. Ve sanırım bunu görmeniz gerekiyor. Mustafa dosyayı açtı. İlk belgeyi gördüğü anda göğsündeki nefes kesildi. Çünkü dosyanın içinde, hayatını mahveden ihaneti tersine çevirebilecek kanıtlar vardı… Adamın adı artık Murat Kaya idi. Adli muhasebeci, vergi hukuku uzmanı bir avukat ve Fatma Yılmaz’ın yemek tezgâhının yedi yıllık sadık müşterisiydi. Her perşembe günü pilavlı tavuk tandır sipariş eder, yanında ekstra ekmek ve ayrı sos isterdi. Çünkü ona göre: — Mide eskisi kadar güçlü değil ama gurur hâlâ yerinde. Fatma ona her şeyi anlatmamıştı. Sadece yıllar önce hayatını değiştiren adamın şimdi bir park bankında yıkılmış hâlde oturduğunu söylemişti. Ve belki de onun tek başına düşmediğini… Murat dosyayı parkın beton masasının üzerine bıraktı. Mustafa Arslan şüpheyle baktı. — Bu nedir? Murat ilk sayfayı açtı. — Sizin şirketinizi beceriksizliğiniz yüzünden kaybetmediğinizi gösterebilecek belgeler. Mustafa Bey, sizi içeriden çökertmişler. Mustafa donup kaldı. Aylar boyunca başarısızlığın utancını sırtında taşımıştı. Gazete manşetlerine katlanmıştı. Alaylara katlanmıştı. Telefonlarını açmayan insanlara katlanmıştı. Bir zamanlar ona kardeşim diyen ortakları artık onu tanımıyormuş gibi davranıyordu. Kendi kardeşleri bile: — Fazla güvendin. demişti. Belki de haklıydılar. Ama güvenmek başka şeydi. Pazardaki bir mal gibi satılmak başka. Murat dizüstü bilgisayarına bir bellek taktı. İki saat boyunca eski sözleşmeleri, banka transferlerini, e-postaları ve yedek dosyaları incelediler. Sonra ilk darbe geldi. Kemal Demir, tam yedi adet sahte şirket kurmuştu. Hepsi sosyal konut projelerinden para alıyordu. Hepsinin kulağa hoş gelen isimleri vardı. Yeni Yuva. Anadolu Kökleri. Aile Geleceği. Yarının Evleri. Ama hiçbiri tek bir tuğla bile koymamıştı. Para şirketler arasında dolaşıyor, ardından Bodrum, Antalya ve İstanbul’daki lüks projelere aktarılıyordu. Mustafa dişlerini sıktı. — O şerefsiz beni kullandı. Murat cevap vermedi. Belgeleri okumaya devam etti. Sonra ikinci darbe geldi. Mustafa’nın kişisel mal varlıklarını teminat gösteren sözleşmeler bulunmuştu. Ancak bazı imzalar eski belgelerden kopyalanıp dijital olarak eklenmişti. Murat ekranı işaret etti. — Burada açıkça sahtecilik var. Mustafa eliyle ağzını kapattı. Aylar sonra ilk kez sadece üzüntü hissetmedi. Öfke hissetti. Ama üçüncü darbe hepsinden ağırdı. Murat “Koruma Planı” adlı bir dosya açtı. Başta sıradan bir mali evrak gibi görünüyordu. Ancak birkaç dakika sonra dört yıl önce kurulmuş bir vakıf fonu ortaya çıktı. Birinci yararlanıcı: Meryem Arslan. Dolaylı yönetici: Kemal Demir’e bağlı bir şirket. Mustafa gözlerini kırpmayı unuttu. Fatma da olduğu yerde donup kaldı.