İhanet, Bebek ve İntikam

3. Bölüm Güneşten yanmış ve gürültülü bir şekilde eve döndüler. Oturma odasındaki kameradan izlerken Murat, Münevver’in üstü açık arabasını bahçeye sürdü; ikisi de gülüyor, ellerinde parlak alışveriş çantalarıyla duruyorlardı. Münevver geniş bir hasır şapka ve benim çalınmış güneş gözlüklerimi takmıştı. “Umarım bu iş bitmiştir,” dedi arabadan inerken. “Bu akşam Leyla’nın küçük oyunlarıyla uğraşamam.” Murat sırıttı. “Sadece zamana ihtiyacı vardı.” Sonra kilitleri gördü. Gülümsemesi silindi. Münevver anahtarı iki kez denedi. “Bu da ne?” O daha kapıyı çalamadan dış kapı açıldı. Siyahlar içinde, kış kadar soğuk ve sakin bir halde orada duruyordum. Arkamda avukatım, iki polis memuru ve Selin vardı. Murat’ın beti benzi attı. “Leyla?” Münevver sinirle yanımdan içeri bakmaya çalıştı. “Bebek nerede?” Kimse kıpırdamadı. Soru, havada bir duman gibi asılı kaldı. Murat çantaları elinden düşürdü. “Ömer salı sabahı öldü,” dedim. Ağzı açıldı ama tek bir ses bile çıkmadı. Münevver’in eli göğsüne gitti. “Hayır. Hayır, bu imkansız. Sadece soğuk algınlığıydı.” Selin öne çıktı, sesi cam kadar keskindi: “Vücudu oksijensizlikten morarmıştı. Acil müdahaleye ihtiyacı vardı. Siz bunu geciktirdiniz.” Murat sendeleyerek geri gitti. “Leyla, bilmiyordum.” Telefonumu ona doğru çevirdim ve videoyu oynattım. Benim sesim: Oğlun nefes alamıyor. Münevver’in sesi: Lohusa histerisi. Murat’ın sesi: Belki de hepimiz biraz sakinleşmeliyiz. Polisler ifadesiz bir şekilde izlediler. Murat yüzünü kapattı. Münevver telefona hamle yaptı. “Bu özel hayat!” Avukatım gülümsedi. “Kredi kartları da öyle.” Polislerden biri Münevver’den arkasını dönmesini istedi. Güldü—gerçekten güldü. “Gelinimin kartını kullandım diye beni tutuklayamazsınız.” “Dolandırıcılık, hırsızlık, tıbbi acil durum sırasında engelleme ve olası çocuk güvenliğini tehlikeye atma,” dedi polis memuru. Kadının kahkahası yarıda kesildi. Murat fısıldadı: “Anne?” Ona bir zarf uzattım. “Tebligatın burada.” Zarfı açarken elleri titriyordu. Boşanma. Mal varlığı dondurma kararı. Acil durum dilekçesi. Tazminat davası. Eğer ortada hâlâ korunacak bir çocuk olsaydı, tam velayet kararı da orada olacaktı. Yıkılmış bir halde kafasını kaldırdı. “Leyla, lütfen. Oğlumu kaybettim.” “Hayır,” dedim. “Sen onu terk ettin.” Münevver’i kelepçelerken çığlık atmaya başladı; bana dengesiz, zalim ve nankör diyordu. Komşular dışarı çıktı. Telefonlar kayda girdi. İlk defa herkes onu tam olarak olduğu gibi gördü. Murat, lüks çantaların yanına, bahçeye çöktü. Çantalardan biri patlamış, içinden ipek eşarplar ve ön kolumdan daha uzun bir makbuz dökülmüştü. “Her şey bunun içindi,” dedim sessizce, “beş günlük cennet tatili için.” Arkamdaki boş kapı eşiğine baktı. Ve nihayet bedeli anladı. Altı ay sonra evi sattım. Görüntüler viral olduktan ve dolandırıcılık kanıtları yadsınamaz hale geldikten sonra Münevver suçunu itiraf etti. Murat, seyahat için çalıntı fon kullandığı şirketi tarafından öğrenilince işini kaybetti. Boşanma temiz, sert ve kesindi. Deniz kenarına taşındım; Bodrum’a değil, sabahların dürüst hissettirdiği sakin, gri bir kıyıya. Her pazar, kollarımda katlanmış küçük mavi bir battaniyeyle suya doğru çıplak ayak yürüyorum. Ömer’in adını rüzgara fısıldıyorum. Kazanmış sayılmam. Hiçbir intikam onu geri getiremez. Ama Münevver sabıka kaydıyla ve yıkılmış krallığıyla yaşıyor. Murat, ailesinin olduğu yerdeki sessizlikle yaşıyor. Bense özgür yaşıyorum. Huzurla. Güçlü bir şekilde. Bir daha asla zayıf düşmeden.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.