İntikam Hikayesi ve Miras
2. Bölüm Sonraki iki saat boyunca benim sessizliğimi yenilgi sanıp üzerime geldiler. Müzeyyen Hanım eşyalarımız için poşetler getirilmesini emretti. Gökhan, ben eşyalarımı toplarken oda oda beni takip edip yorumlar yapıyordu. “Gümüş çerçeveleri alma,” dedi. “Onlar aile yadigârı.” Demir’in Ömer’i omuzlarına aldığı, ikisinin de yağmurun altında güldüğü bir fotoğrafı aldım ve dikkatlice çantama yerleştirdim. Gökhan kapı eşiğini kapattı. “Beni duydun mu?” “Duydum.” Beni süzdü. “Her zaman fazla sakindin. Demir bunun asalet olduğunu sanırdı. Ben ise daha iyisini biliyordum.” Ömer arkamda tedirgince kıpırdandı. O an içimde bir şeyler değişti. Diz çöktüm ve oğlumun sırt çantasının fermuarını çektim. “Pencerenin kenarına otur tatlım. Geçen arabaları say.” “Ama anne…” “Bana güven.” Başını salladı ve uzaklaştı. Gökhan onun gidişini izledi ve laf arasında, “Demir’in bazı şeyleri hiç sorgulamaması ne tuhaf,” dedi. Oda bir anda sessizliğe gömüldü. Yavaşça ayağa kalktım. “Dikkatli olmalısın,” dedim. “Yoksa ne olur?” diye cevap verdi. “Sahne mi çıkaracaksın?” “Hayır,” dedim. “Enerjimi boşa harcamam.” Alt katta Müzeyyen Hanım, duyabileceğimden emin olarak telefonda yüksek sesle konuşuyordu. “Evet, çok trajik. Ama Demir baskı altındaydı. O kadın onu izole etti. Neyse ki Gökhan, o kadın her şeyi almadan önce düzeltilmiş belgeleri buldu.” Düzeltilmiş belgeler. Demir’in çalışma odasına girdim. Çekmeceler açılmış, kağıtlar saçılmıştı; ama diplomasının arkasındaki kasa el sürülmemiş duruyordu. Demir’in aylar önce bana söylediklerini hatırladım: “Eğer bir şey olursa, sakın tartışma. Sadece izle.” Şifreyi girdim. İçeride küçük bir bellek, mühürlü bir zarf ve Demir’in saati vardı. Üçünü de aldım. Gökhan arkamda belirdi. “O nedir?” “Sizin gözden kaçırdığınız bir şey.” Gergin bir şekilde yaklaştı. “Onu bana ver.” “Hayır.” Koluma uzandı ama geri çekildim. O sırada evin önünden Ömer’in sesi yükseldi: “Anne!” Dışarıda far ışıkları belirdi. Sonra bir tane daha. Bahçeye arabalar giriyordu. Ön kapı açıldı. İçeriye vakur ve kendinden emin bir kadın girdi. Müzeyyen Hanım fısıldadı: “Selma?” Selma Karadağ —Demir’in avukatı— doğrudan bana baktı. “Leyla,” dedi. “O sende mi?” Başımı salladım. Gökhan’ın özgüveni bir anda yok oldu.