Kredi kartlarını iptal ettin mi? — diye tekrarladı Elif, bu kez daha alçak sesle. Murat gözleri öfkeyle parlayarak ona döndü. — Sana ne bundan? Elif yarım adım geri çekildi. O hareket bana herhangi bir itiraftan daha fazlasını anlattı. Elif onun hayatındaki yeni kraliçe değildi. Murat’ın korkutmaya başladığı bir sonraki kadındı. — Evet — dedim ben. — Hepsini iptal ettim. Sonuçta onlar benim kartlarımdı. Murat çenesini sıktı. — Ev için kullanılıyordu. — O zaman artık ihtiyacın yok. Çünkü burada yaşamıyorsun. Nermin Hanım sesini yükseltti. — Oğlum da bu eve katkıda bulundu! Kollarımı kavuşturdum. — Bir airfryer, bir Bluetooth hoparlör ve üç aylık vaatler getirdi. Hepsi dördüncü kutuda. Selin gülmemek için ağzını kapattı ama annesinin bakışı onu anında susturdu. Murat bana doğru bir adım attı. — Ayşe, beni zorlama. Eskiden bu cümle sesimi kısmama yeterdi. O gün garajdaki güvenlik kamerasını işaret ettim. — Her şey kayıt altında. Olduğu yerde durdu. Bazı erkeklerin cesareti, ortada kanıt olmadığı sürece sürer. Elif önce kameraya, sonra kutulara, sonra da Murat’a baktı. — Bana bu evin sana ait olduğunu söylemiştin. Ortaya çöken sessizlik muhteşemdi. Acı vericiydi, evet. Ama muhteşemdi. Murat hızla ona döndü. — Öyle demedim. — Dedin — diye karşılık verdi Elif. — Ayşe’nin ayrılık süreci tamamlanana kadar bir süre daha burada kalacağını söyledin. Evi birlikte aldığınızı söyledin. Gülmeden edemedim. — Ayrılık mı? Ne kadar yaratıcı. Dün geceye kadar ayrıldığımızı bilmiyordum. Üstelik bunu bir mesajla öğrendim. Nermin Hanım araya girdi. — Elif, ona kulak asma. Ayşe her şeyi çarpıtır. — Nüfus kayıtlarını da ben mi çarpıttım? — diye sordum. Herkes bana baktı. Kutulardan birinin içinden bir dosya çıkardım. Murat’ın yüzü bembeyaz oldu. — O da ne? — Evlilik cüzdanımız ve resmi kayıtlarımız. Hâlâ geçerli. Ne boşanma var ne mahkeme kararı ne de yasal ayrılık. Hiçbir şey. Elif donup kaldı. — Ama… biz dün evlendik. — O zaman tebrikler — dedim. — Sadakatsiz biriyle evlenmekle kalmadın, aynı zamanda hâlâ evli bir adamla evlenmiş oldun. Murat patladı. — Saçmalama! — Ben söylemiyorum. Avukat söyleyecek. Elif yüzüğünü yavaşça çıkardı. İnce, sade bir altın yüzüktü. Pahalı bir kuyumcudan alınmış gibi durmuyordu. Aceleyle satın alınmış gibiydi. — Bana boşanmanın çoktan sonuçlandığını söylemiştin — diye fısıldadı. Murat’ın sesi bir anda değişti. Yumuşadı. Tatlılaştı. Bir zamanlar beni “son bir borç daha ödeyelim” diye ikna ettiği sesin aynısıydı. — Aşkım, bu sadece bir prosedür. Ayşe hâlâ öfkeli. Seni şüpheye düşürmeye çalışıyor. O an tuhaf bir şey hissettim. Tam olarak merhamet değildi. Ama bir tanıdıklık hissiydi. Elif’in yüzünde yıllar önce kendi yüzümde gördüğüm ifadeyi gördüm: Utanç, korku ve her şeyin mantıklı bir açıklaması olduğuna inanma isteği. Çünkü aksi halde kandırıldığını kabul etmek zorunda kalırsın. — Elif — dedim. — Murat’ın hâlâ benim kredi kartlarımı kullandığını biliyor muydun? Elif yavaşça başını salladı. — Bana şirket kartları olduğunu söylemişti. — Antalya seyahatini benim seyahat kartımla ödediğini biliyor muydun? Murat bağırdı: — Kes sesini! Elif irkildi. Ben irkilmedim. Onun gerçek ses tonunu yıllardır biliyordum. — Altıncı kutu — dedim garaj kapısının yanındaki kutuyu işaret ederek. — Hesap dökümlerin orada, Murat. Otel ödemeleri, romantik akşam yemeği, içkiler, sahilde çekilen düğün fotoğrafları ve balayı süitine yapılan yükseltme de dahil. Nermin Hanım göğsüne elini götürdü. — Düğününü Ayşe’nin parasıyla mı yaptın? Murat öfkeyle annesine baktı. — Anne, sen de başlama. — Benimle bu şekilde konuşma! — O zaman onun tarafını tutma! Bu bağırış Elif’in gözlerini yere indirmesine neden oldu. Ve o anda anladım. Balayı çoktan bitmeye başlamıştı. O zamana kadar olanları tiyatro gibi izleyen Selin kutulardan birine yaklaştı. — Ağabeyimin eşyaları nerede? — Etiketli. Bir ve ikinci kutuda kıyafetler. Üçüncüde ayakkabılar. Dördüncüde elektronikler. Beşincide belgeler. Egosu ise hiçbirine sığmadı. Selin kahkahayı patlattı. Nermin Hanım koluna hafifçe vurdu. — Selin! — Özür dilerim anne ama gerçekten komikti. Murat öfkeyle bir kutuyu kaptı. — Bunun bedelini ödeyeceksin Ayşe. — Muhtemelen birçok şeyin bedelini ödeyeceğim. Ama bunun değil. — Sana dava açacağım. — Aç. Ben de yetkisiz kart kullanımı, dolandırıcılık, manevi tazminat ve avukatımın kahvaltıdan önce bulacağı diğer her şey için dava açacağım. Yüz ifadesi değişti. — Avukat mı? — Sabah altıdan beri. Bu söz kredi kartlarının iptal edilmesinden bile daha çok canını yaktı. Çünkü onun planı farklıydı. Benim ağlayacağımı sanmıştı. Annemi arayacağımı. Açıklama isteyeceğimi. Yalvaracağımı. Peşinden koşacağımı. Elif’e bağıracağımı. Ama sıkıcı dediği kadın; tablolar hazırlamayı, yedek almayı, ekran görüntüsü toplamayı, olay kronolojisi çıkarmayı ve hukuki dosya hazırlamayı biliyordu. Hem de o daha akşamdan kalmalılığını atlatamadan. Elif sokağa doğru baktı. — Ben gidiyorum. Murat kolundan tuttu. — Hiçbir yere gitmiyorsun. Vücudum zihnimden önce tepki verdi. — Bırak onu. Murat bana döndü. — Karışma. — Kendi garajımda, kendi kameramın önünde, ona yalan söyleyerek yasa dışı şekilde evlendiğini yeni öğrenen bir kadının kolunu tutuyorsun. Bırak onu, Murat.