Nikah Masasında Terk Ediliş

Pastanenin açılış günü sabah erkenden geldik. Mert, kapının önüne koyduğumuz küçük kara tahtaya tebeşirle ilk yazıyı yazmakta ısrar etti. "Bugünün Özel Lezzeti: Umut Kurabiyesi." Gülerek gözlerimi sildim. "Umut kurabiyesi de neymiş bakalım?" Mert omuz silkti. "İçinde sevgi olan kurabiye." Buna itiraz edemedim. Kapılar açıldığında ilk müşteri Pervin Hanım oldu. Elinde beyaz papatyalar vardı. "Annen açılışa çiçek getirir," dedi. "Ben de bugün onu yapıyorum." O an boğazım düğümlendi. Bir yıl önce kapımda duran kadınla şimdiki kadın aynı değildi. Acı ikimizi de değiştirmişti. Ama kayıp bazen insanları ayırmak yerine birbirine bağlayabiliyordu. Öğlene doğru dükkân dolmaya başladı. Komşular geldi. Eski arkadaşlar geldi. Mahalleden insanlar geldi. Ve her gelen kişi kasanın yanındaki çerçeveye kısa bir bakış attı. Umut'un fotoğrafına. Kimisi hiçbir şey söylemedi. Kimisi "Mekânı cennet olsun" dedi. Kimisi de sadece gülümsedi. Bu yeterliydi. Akşamüstüne doğru dükkân biraz sakinleştiğinde kasanın arkasındaki sandalyeye oturdum. Ayaklarım ağrıyordu. Ellerim un içindeydi. Ama uzun zamandır ilk kez içimde huzura benzeyen bir şey vardı. Mert yanıma gelip başını omzuma yasladı. "Anne?" "Efendim?" "Babam görseydi çok mutlu olurdu." Fotoğrafa baktım. Son günlerinde yüzünü kaplayan yorgunluk yoktu o karede. Gülümsüyordu. Tam da hatırlamak istediğim gibi. "Görüyor olabilir," dedim. Mert fotoğrafa baktı. Sonra çok ciddi bir ifadeyle başını salladı. "Evet. Bence de." O gece dükkânı kapattıktan sonra ışıkları tek tek söndürdüm. En son kasanın yanındaki küçük lambayı kapatacaktım. Ama durdum. Fotoğrafın önüne bir kurabiye bıraktım. Sonra kendi kendime güldüm. "Bir adet kalp kırıklığı kruvasanı ve yanında psikolojik destek yaban mersinli kek." Yıllar önce yaptığı şakayı hatırlamıştım. Sessiz dükkânın içinde kendi kahkaham yankılandı. Ve ilk kez o kahkahanın ardından gözyaşı gelmedi. Çünkü bazı insanlar hayatımızda kalmak için yaşamaya devam etmez. Bazen gittikten sonra da bizimle kalmanın bir yolunu bulurlar. Umut'un bana bıraktığı şey sadece bu dükkân değildi. Sadece bir anahtar da değildi. Bana yeniden başlayabilme cesaretini bırakmıştı. Ben de o cesareti her sabah kapıyı açarken, her yeni tarifte ve Mert'in her gülüşünde yaşatmaya karar verdim. Çünkü aşk bazen sonsuza kadar sürmez. Ama gerçek sevgi, sona erdikten sonra bile hayat vermeye devam eder. Ve ben artık onun yokluğuyla değil, bana bıraktıklarıyla yaşamayı öğreniyordum.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.