OKULDAKİ HERKES KİLOMLA DALGA GEÇERKEN

“Ceylin tereddüt ederek içeri adım attı. Salona baktığı anda nefesi kesildi. Sonra gözleri karşı duvara takıldı. Elini göğsüne götürdü. ‘Allah’ım…’ diye fısıldadı. Birkaç saniye boyunca hareket edemedi.”Duvarın tam ortasında, büyük bir çerçevenin içinde yirmi yıl önceki mezuniyet balomuzda çekilmiş fotoğrafımız duruyordu. Ceylin, açık renk elbisesinin içinde gülümsüyordu. Ben ise o zamanki halimle, kilolu, bastonuma yaslanmış ve hayatımdaki ilk gerçek gülümsemeyi yüzümde taşıyordum. Fotoğrafın hemen yanında da küçük, sararmış bir kâğıt asılıydı. Ceylin birkaç adım yaklaştı. “Bu fotoğraf…” Sesi titredi.Arkamdan sessizce konuştum. “2005 mezuniyet balosu.” Birden bana döndü. Yüzüme uzun uzun baktı. Kaşları birbirine yaklaştı. Sanki hafızasının içinde yıllardır kapalı duran bir kapıyı zorlamaya çalışıyordu. Sonra gözleri büyüdü.“Sen…” Başımı hafifçe salladım. “Evet.” Ceylin ağzını eliyle kapattı. “Hayır… Olamaz.” Gülümsedim. “Benim.” Bir an boyunca hiçbir şey söylemedi.Sonra gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. “Ben seni tanıyamadım.” “Aradan yirmi yıl geçti.” “Çok değişmişsin.” “Sen de.” Bu söz ağzımdan çıkar çıkmaz pişman oldum. Ceylin başını eğdi. “Evet,” dedi sessizce. “Hayat biraz değiştirdi.”Onu salondaki koltuğa oturttum. Bir bardak su getirdim. Ellerinin hâlâ titrediğini fark ettim. “Ceylin, dün gece seni gördüğümden beri aklımdan çıkmayan tek bir şey var.” Başını kaldırdı. “Ne?” “Yirmi yıl önce sen bana neden yardım ettin?”Şaşkınlıkla baktı. “Bunu sana söylemiştim. Kardeşim yüzünden insanların ne kadar acımasız olabileceğini biliyordum.” “Hayır. Onu biliyorum. Ama sen o zaman okulun en popüler kızıydın. İstersen herkesle baloya gidebilirdin. Benimle gittiğin için insanlar seninle de dalga geçti.” Ceylin belli belirsiz gülümsedi. “Hatırlıyorsun demek.” “Her şeyi hatırlıyorum.”Bir süre sustu. Sonra gözlerini fotoğrafa çevirdi. “O gün okul koridorunda seni tek başına otururken gördüm. İki çocuk yanından geçerken kilonla dalga geçiyordu. Sen hiçbir şey söylemedin. Sadece yere baktın.” Yutkundu. “Ben o bakışı daha önce kardeşimin yüzünde görmüştüm.” Sözleri içimde eski bir yaraya dokundu. Ceylin devam etti.“Aras küçükken insanların ona nasıl baktığını gördüm. Bazıları acıyordu. Bazıları gülüyordu. Bazıları da sanki o orada değilmiş gibi davranıyordu. Ama en kötüsü, bir insanın zamanla kendisini gerçekten değersiz sanmaya başlamasıydı.” Gözleri bana döndü. “O gün senin de kendini öyle hissettiğini gördüm.” Boğazım düğümlendi. “Ve tek bir geceyle hayatımı değiştirdin.” Ceylin üzgün bir şekilde gülümsedi.“Keşke kendi hayatımı da değiştirebilseydim.” İşte asıl öğrenmek istediğim buydu. “Neler oldu?” Yüzündeki gülümseme kayboldu. Mezuniyetten sonra İstanbul’a gitmişti. Birkaç ajansla çalışmış, reklam çekimlerine katılmış, hatta bir dönem iyi para kazanmıştı. Sonra annesi hastalanmıştı. Ceylin kariyerini bırakıp eve dönmüştü.