Otuz Yıl Boyunca Babamın Beni Terk Ettiğine İnandım

Kasetten gelen ses Nermin’in sesiydi, daha gençti ama kelimelerin arasındaki o sert nefesi tanımamak mümkün değildi —Hasan Bey, kızınız sizinle görüşmek istemiyor, mektuplarınızı da okumadan geri veriyor, lütfen artık onu rahatsız etmeyin Ardından bir erkeğin sesi duyuldu, yorgun, kısık ve uzaktan geliyormuş gibiydi —Bunu kendi ağzından duymadan vazgeçmem Nermin kapıya doğru bir adım daha attı, bileğini bıraktığım anda kaçacağını düşündüm ama kaçmadı, yalnızca ayakkabılarını çıkarmadan halının kenarına çöktü Kasette bir sandalye sesi geldi —Onu görürseniz hayatını bozarsınız, dedi genç Nermin, annesi öldü, yeni ailesine alıştı, siz ona ne verebilirsiniz —Adımı, dedi babam, başka hiçbir şeyim kalmasa bile adımı verebilirim Elim kasetçaların üstünde dondu Hayatım boyunca hiç kimsenin beni o kadar basit ve o kadar ağır bir şeyle sahiplendiğini duymamıştım Nermin başını eğdi —Kapat şunu —Neden —Çünkü devamında duyacağın şey seni iyileştirmeyecek —Beni iyileştirmek senin görevin değildi Sesim yüksek çıkmadı, buna rağmen Nermin omuzlarını çekti, annem öldüğünde mutfakta sessizce ağladığı günü hatırladım, boşandığım gece saçımı okşayan ellerini, Elif ateşlendiğinde sabaha kadar başında bekleyişini düşündüm, önümde duran kadın bütün bunları yapmıştı ve aynı kadın babamın sesini otuz yıl boyunca benden saklamıştı Kaset devam etti Babam her yıl doğum günümde bir mektup yolladığını söylüyordu, Nermin ise mektupların bana ulaşmadığını, ulaşmayacağını anlatıyordu Sonra babam sordu —Bunu neden yapıyorsun Uzun bir sessizlik oldu Nermin’in genç sesi ilk kez titredi —Çünkü Zeynep sizi bulursa annemin kim olduğunu öğrenecek Kaseti durdurdum Nermin yüzünü ellerinin arasına aldı —Fotoğraftaki kadın kim Cevap vermedi —Benim annem mi Başını yavaşça kaldırdı —Hayır Bu cevap beklediğimden daha kötü geldi Fotoğrafı masaya koydum, genç kadının gözleri benim gözlerime benziyordu ama ağzının kenarı Nermin’inki gibiydi —O zaman kim —Benim annem Odadaki her şey yerinde duruyordu, bardaklar, masa, perdeler, duvardaki saat, yalnızca benim içimde yıllardır doğru bildiğim bütün bağlar yerinden çıkmıştı Nermin benden on iki yaş büyüktü, bana her zaman annemin önceki evliliğinden olan kızı olduğunu söylemişlerdi, aynı evde büyümemiştik ama annem öldükten sonra yanıma taşınmıştı —Hasan senin babandı, dedi, benim de babamdı Bir süre hiçbir şey söylemedim —Sen benim ablam mısın Nermin acıyla gülümsedi —Yarım ablanım Kasetten gelen cızırtı salonu dolduruyordu Nermin anlatmaya başladı Annesi Sevim, Hasan Karaca’nın ilk eşiydi, yıllar önce Kars’tan Ankara’ya taşınmışlar, Hasan uzun yol taşımacılığı yaptığı için aylarca evden uzak kalmış, evlilikleri sessizce dağılmış, Sevim kızını alıp Ankara’da kalmış Yıllar sonra Hasan başka bir kadınla tanışmış, o kadın hamile kalmış fakat doğum sırasında hayatını kaybetmiş O bebek bendim Hasan’ın işi çökmüş, borçları artmış, beni tek başına büyütemeyeceğine inanmış, doğumdan üç gün sonra geçici olarak bir aileye bırakılmama izin vermiş, birkaç ay içinde beni geri alacağını düşünmüş Fakat belgeler hızla hazırlanmış, evlat edinme kesinleşmiş ve Hasan geri döndüğünde artık benim üzerimde hiçbir hakkı kalmamış —Peki sen bütün bunların neresindeydin Nermin parmaklarını birbirine geçirdi —On yedi yaşındaydım, annem Hasan’dan nefret ediyordu, senin doğduğunu öğrendiğinde onun bizi ikinci kez terk ettiğini düşündü, yıllarca bana senin her şeyi elimizden aldığını söyledi —Ben üç günlük bir bebektim —Biliyorum —Şimdi biliyorsun Bu söz onu susturdu Hasan beni ilk kez on yedi yaşımdayken bulmuş, okul çıkışında uzaktan izlemiş, yaklaşmaya cesaret edememiş, sonra Nermin’e ulaşmış, benden haber almak istemiş Nermin önce yalnızca beni koruduğuna inanmış, evlat edinildiğimi yeni öğrendiğim yıllarda sarsılmamdan korktuğunu söyledi Sonra korku alışkanlığa dönüşmüş Her mektubu önce o almış, annemle birlikte okumuşlar, bazılarını yakmışlar, bazılarını saklamışlar, babama benim onu görmek istemediğimi söylemişler —Annem de mi biliyordu —Her şeyi Göğsümde yıllardır ölü olan bir yer yeniden ağrımaya başladı Annem bana o insanların hayatına devam ettiğini, benim de devam etmem gerektiğini söylerken çekmecesinde babamın mektuplarını saklıyormuş Nermin çantasından eski bir anahtar çıkardı ve masaya bıraktı —Annem öldükten sonra mektupları ben aldım —Neredeler —Bir depoda —Kaç tane Dudakları titredi —Yüz on dört Ayağa kalktım, sandalyenin ayağı yere sürttü Yüz on dört mektup Yüz on dört kez bir adam bana ulaşmaya çalışmış, yüz on dört kez hayatımın en güvendiğim insanları onun sesini boğmuştu Nermin de kalktı —Zeynep, dinle, Hasan son yıllarda yalnızca seni aramıyordu —Başka kimi arıyordu —Elif’i Kızımın adı ağzından çıktığı anda ona doğru döndüm —Kızımı nereden biliyordu Nermin cevap vermeden önce telefonum çaldı Arayan noterdi Hemen açtım Adamın sesi bu kez telaşlıydı —Zeynep Hanım, bugün buraya bir kadın geldi, emanetin gerçek sahibinin kendisi olduğunu söyledi —Kimmiş —Hasan Bey’in kızı olduğunu iddia ediyor Nermin’in yüzündeki renk çekildi Noter devam etti.