Sevginin Çoğaldığı Dokuz Kız

Dünyanın Anlamadığı Bir Karar Evrak işleri bir savaş alanına döndü. Sosyal hizmet görevlileri bunun tedbirsizlik olduğunu söyledi. Akrabaları aptallık dedi. Komşular perdelerin arkasından fısıldaştı. “Bekâr bir adam dokuz kız çocuğuna nasıl bakacak?” Daha ağırını söyleyenler de oldu. Rıfat geri adım atmayı reddetti. Kamyonetini sattı. Emine’nin takılarını sattı. Hatta kendi alet edevatlarını bile sattı. Fabrikada ek mesailere kaldı. Hafta sonları çatı tamir etti. Bir lokantada gece vardiyasına girdi. Her kuruş mamaya, bezlere ve ihtiyaçlara gitti. Beşiklerini kendi elleriyle yaptı. Biberonları ocakta kaynattı. Bahçeye boydan boya asılan çamaşırlar birer zafer bayrağı gibi dalgalanıyordu. Geceleri, bir tanesini bile kaybetme korkusuyla, karanlıkta dokuz nefes alış verişi sayarak uyanık kalıyordu. Babaliği Sıfırdan Öğrenmek Hangi ninninin hangi bebeği sakinleştirdiğini öğrendi. Beceriksiz parmaklarıyla saç örmeyi kendi kendine öğretti. Ağlamalarının ritmini ezberledi. Dış dünya onu sertçe yargıladı. Okuldaki anneler şüpheyle fısıldaştı. Marketlerdeki yabancılar dik dik baktı. Bir keresinde bir adam ayaklarının dibine tükürüp, “Buna pişman olacaksın,” diye hırladı. Ama pişmanlık hiç gelmedi. Onun yerine, dokuzunun birden aynı anda güldüğü ve evi bir müzikle doldurduğu o ilk an geldi. Elektriklerin kesildiği fırtınalı gecelerde, kollarında uyuyakalana kadar onlara sarıldığı anlar geldi. Yamuk yumuk pastalarla kutlanan doğum günleri. Eski gazete kağıtlarına sarılmış hediyelerle geçen bayram sabahları. Dışarıdakiler için onlar “Demir’in Dokuzlusu”ydu. Rıfat için ise onlar sadece kızlarıydı. Dokuz Kız, Dokuz Hikâye Her biri kendi ışığıyla büyüdü. En yüksek sesle gülen Zeynep. Utangaçça babasının gömleğine tutunan Meryem. Yaramazca kurabiye baskınları düzenleyen Nihan ve Esma. Şefkat dolu iyiliğiyle Leyla. Sessiz gücüyle Canan. Birbirinden ayrılmayan ve durmadan bıcır bıcır konuşan Hülya, Reyhan ve Derya. Para her zaman kısıtlıydı. Bitmek bilmeyen vardiyalar yüzünden vücudu yorgun düşmüştü. Ama asla umutsuzluğunu belli etmedi. Kızları için o her zaman güçlüydü. Onların babalarına olan inancı ise onu daha da güçlendirdi. Birlikte, ön yargılardan çok daha gür bir sesle şunu kanıtladılar: Sevgi kandan daha güçlüdür. Şüpheden daha güçlüdür. Korkudan daha güçlüdür.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.