Sevginin Çoğaldığı Dokuz Kız

Ev Yeniden Sessizleşiyor 90’ların sonuna gelindiğinde, saçları ağarmış ve beli bükülmüştü. Kızlar birer birer üniversite, kariyer ve evlilik için yuvadan uçtu. Ev yeniden sessizleşti. Ama bu seferki sessizlik boş değildi. Huzur doluydu. Son kızının da evden taşındığı gece Rıfat, ipe dizilmiş inciler gibi yan yana dizilmiş dokuz küçük çocuğun çerçevelenmiş fotoğrafını tutarak tek başına oturdu. “Sözümü tuttum, Emine,” diye fısıldadı. Miras 2025 — Kırk Altı Yıl Sonra On yıllar geçti. Dokuz kız çiçek açtı. Öğretmenler, hemşireler, sanatçılar, anneler oldular. Kendi hayatlarını kurdular ama her bayramda geri dönüp evi duvarlar titreyene kadar kahkahalarla doldurdular. 2025 yılında —o yağmurlu geceden kırk altı yıl sonra— Rıfat, yaşlı ama gururlu bir şekilde büyük koltuğunda oturuyordu. Etrafında krem rengi elbiseler içinde ışıl ışıl dokuz kadın duruyordu; elleri nazikçe babalarının omuzlarındaydı. Kameralar patladı. Gazeteler şöyle yazdı: “1979’da dokuz kız çocuğunu evlat edinmişti. İşte şimdi onlar.” Ama Rıfat için mesele hiçbir zaman gazete manşetleri değildi. Mesele, çemberin tamamlanmasıydı. Kimsenin istemediği o bebekler, dünyanın hayranlık duyduğu kadınlar olmuştu. Derya yaklaşıp kulağına fısıldadı: “Baba, başardın. Bizi bir arada tuttun.” Rıfat’ın dudakları titreyerek bir gülümsemeye dönüştü. “Hayır,” diye fısıldadı. “Biz başardık. Sevgi başardı.” On yıllar sonra ilk kez, gözyaşlarının özgürce akmasına izin verdi. Bir hastane odasında verilen söz sadece tutulmamıştı. Kocaman bir mirasa dönüşmüştü.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.