şten eve geldim ve bebeğimi yağmurun altında buldum

"Güvende misiniz?" Dizimdeki yanmaz kutuya baktım. İçinde para transferlerinin kopyaları, paravan şirket kayıtları, sahte belgeler ve annemin asla fark etmediğimi sandığı tapu kayıtları vardı. Aylardır sessizce delil topluyordum. Çünkü benim ailemde hırsızlık, her zaman "hak ediş" kılıfına uydurulurdu. Rahmetli babamın şirketinden çoktan para kaçırmışlardı. Bana ait olan hisseden vazgeçmem için çoktan baskı yapmaya başlamışlardı. Ama bu gece, geri dönüşü olmayan bir sınırı aştılar. "Çocuğuma dokundular," dedim. Sesi anında değişti; keskin ve profesyonel bir hal aldı. "O zaman endişelenmeyin," diye cevap verdi. "Bu işi şimdi çok kolaylaştırdılar." Gece yarısına doğru Yiğit, sıcak ve güvenli bir şekilde uykuya daldı. Yanına oturdum ve çoktan imzalamam gereken o ifadeyi imzaladım. Dışarıda fırtına kopmaya devam ediyordu. İçeride ise korkum sona ermişti. Sabah olduğunda annem hikâyeyi çoktan yeniden yazmaya başlamıştı. Akrabalara, "Sinir krizi geçirip kaçtı," diyordu. "Anne olmayı beceremediği için bizi istismarla suçluyor." Bir saat sonra Leyla, sosyal medyada acımasız bir açıklamayla şık bir kahvaltı fotoğrafı paylaştı, beni herkesin önünde aşağılıyordu. Beni rezil etmek istiyordu. Geri dönecek kadar çaresiz kalmamı istiyordu. Bunun yerine, şirketimin kullandığı güvenlikli bir rezidansa taşındım ve beş kişi dışındaki herkesle iletişimimi kestim: avukatım, komiser, çocuğumun doktoru, asistanım ve bankanın yolsuzluk inceleme ekibi. Öğlen vakti annem, üzerinde incileri ve yüzünde haklıymış gibi takındığı o öfkeyle ofisime geldi, benimle görüşmek istiyordu. Hâlâ benim evrak işleriyle uğraşan, ortalıkta görünmeyen o sessiz kız evlat olduğumu sanıyordu. Sekreterim yukarıyı aradı. "Geri mi çevireyim?" Hafifçe gülümsedim. "Hayır. B Toplantı Odası’na al."İçeri girdiğimde sanki mekânın sahibiymiş gibi kurulmuştu. Leyla da yanında kibir saçarak oturuyordu. "Bu aileyi yeterince utandırdın," dedi annem. Masaya Yiğit’in sağlık raporunu koydum. Sonra Leyla’nın paylaşımlarının ekran görüntülerini. Ardından oğlumun yağmurda dışarıda bırakıldığını gösteren güvenlik kamerası kayıtlarını. Leyla’nın gülümsemesi soldu. "Bunları nereden buldun?" "Yan komşudan," diye yanıtladım. "Nermin Hanım her şeyi kaydeder." Annem çabuk toparlandı. "Abartıyorsun. Sadece bir dakikalığına dışarıdaydı." "Yirmi altı dakika." Hâlâ anlamıyorlardı. Henüz değil. Masanın üzerinden bir dosya daha uzattım. Bu dosya annemi olduğu yerde dondurdu. İçinde mali usulsüzlüklerin kanıtları vardı: Babamın şirketinden sahte tedarikçiler, paravan hesaplar ve onlara uzanan gizli oluşumlar aracılığıyla kaçırılan paralar. "Kayıtlarımı mı inceledin?" diye fısıldadı. "Mirası aylar önce denetledim." Leyla alay etti. "Alt tarafı bir muhasebecisin." Gözlerinin içine baktım. "Cumhuriyet Başsavcılığı’nın baş adli muhasebecisiyim."
Copyright © 2015. All Rights Reserved.