Telefonu açtığımı hiç fark etmedi

Rüştü'nün kırk yıllık dostu, emekli tapu müdürü ve yıllardır ailemizin hukuki işlerinde bize yol gösteren Mehmet Rauf Bey'di.Tülay'ın elindeki kalem masaya düştü. Sencer ise sandalyesinde doğruldu. “Rauf Amca?” dedi şaşkınlıkla. “Siz burada ne yapıyorsunuz?” Rauf Bey sakin bir gülümsemeyle ceketini çıkardı. “Mukaddes Hanım davet etti. Bazı evrakları birlikte inceleyeceğiz.” Tülay hemen araya girdi. “Biz sadece annemizin geleceğini konuşuyorduk. Sizi rahatsız etmeye gerek yoktu.” “Ne güzel,” dedi Rauf Bey. “Ben de tam bu nedenle geldim.”Dördüncü fincana çay doldururken Tülay'ın gözlerinin masadaki dosyayla Rauf Bey arasında gidip geldiğini gördüm. “Haydi,” dedim. “Bana getirdiğiniz belgeleri okuyalım.” Sencer boğazını temizledi. “Anne, aslında çok basit bir mesele.” “O zaman anlamam da kolay olur.”Tülay isteksizce dosyayı Rauf Bey'e uzattı. İlk sayfada Meşe Korusu Yaşam Köyü'nün tanıtımı vardı. Bahçeler, düzenli odalar, sosyal etkinlikler... Hepsi güzel görünüyordu. Ancak sonraki sayfalarda bakım merkezine ilişkin belgelerle birlikte emlakçı Necdet'in hazırladığı bir satış yetkilendirme taslağı bulunuyordu. Rauf Bey belgeleri tek tek inceledi.“Burada taşınmazın satışına aracılık edilmesi için yetki verilmesini öngören bir metin var,” dedi. “Ayrıca noterlikte düzenlenmesi gereken işlemler için hazırlanmış bir vekâletname taslağı eklenmiş. Bunlar sıradan bakım merkezi kayıtları değil.” Tülay hemen atıldı. “Yanlış anlaşılmasın. Her şeyi Mukaddes Anneciğim rahat etsin diye düşündük.” “Benim rahatımı düşünürken evimi neden satıyorsunuz?” diye sordum.Sencer'in yüzü kızardı. “Anne, o kadar büyük evde yalnız yaşıyorsun.” “Dört yıldır yalnız yaşıyorum. Bana daha önce fikrimi sordunuz mu?” Cevap vermedi. Rauf Bey belgeleri masaya bıraktı. “Şunu açıkça söyleyeyim. Mukaddes Hanım mülk sahibi ve kendi kararlarını verebiliyor. Bu taslakların burada bulunması mülkiyeti değiştirmez. Kendisi istemedikçe satış için yetki vermek zorunda değil. Üstelik belgeleri okumadan imzalaması beklenemez.” Tülay'ın yüzü gerildi. “Biz annemizi kandırmaya çalışmıyoruz!” O ana kadar sesimi yükseltmemiştim. “Öyleyse gözlüğümü neden temizlemek istiyordun Tülay?” Mutfakta derin bir sessizlik oldu. Sencer başını kaldırdı. Tülay'ın dudakları aralandı. “Ne?” “Bu sabah saat 7.15'te beni yanlışlıkla aradın. On dokuz dakika boyunca konuştuklarınızı duydum.” Sencer gözlerini kapattı. Tülay ise bir an sonra öfkeyle ayağa kalktı. “Bizi gizlice mi dinledin?” “Telefonu sen aradın. Ben de açtım. Seslendim ama cevap vermedin. Duyduklarımı not ettim.” “Yanlış anlamışsın!” Not defterimi masaya koydum. “Öyleyse anlat. Saat 7.26'da Necdet'in evi yüz seksen bine satabileceğini neden söyledin? Çeşme tatilinizle teknenizin benim evimle ne ilgisi var?” Tülay'ın bakışları Sencer'e döndü. “Bir şey söylesene!” Oğlum kıpırdamadı. Rauf Bey dosyasını açtı. İçinden evimin güncel tapu kayıt örneğini, eski kredi borcunun kapandığını gösteren belgeyi ve önceden yaptırdığım ekspertiz raporunu çıkardı. “Rüştü Bey'le Mukaddes Hanım bu evin borcunu yıllar önce kapatmış. Mülkiyet kaydı da açık. Ayrıca burada yazılı yüz seksen bin liralık bedel, güncel değerlendirmeyle bağdaşmıyor.”
Copyright © 2015. All Rights Reserved.