Torunuma bakmam için Amerika’ya gelmemi isteyen kızım
Bölüm 2 O gece söylediklerini duyduktan sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ettim. Yıllardır insan sarrafı olmuştum. Bazen gerçeği öğrenmenin en iyi yolu, insanların sizi hâlâ saf sandığını düşünmelerine izin vermektir. Aradan iki hafta geçti. Bir akşam Emir’i banyoda yıkıyordum. Köpüklerle oynuyor, oyuncak gemisini yüzdürüyordu. Birden bana baktı. Sonra küçük parmağıyla yüzümü işaret etti. — Babaanne… — Efendim canım? — Sen ne zaman öleceksin? Elimdeki sünger yere düştü. Kalbim sanki durmuştu. — Ne dedin yavrum? Emir gayet doğal bir sesle cevap verdi. — Babam söylüyor. Sen ölünce Türkiye’deki ev de bizim olacakmış. Sonra çok zengin olacakmışız. Banyodaki sıcak su bir anda buz gibi geldi bana. Çocuklar yalan söylemez. Çocuklar duyduklarını tekrar eder. O gece uyuyamadım. Sabah herkes işe gittikten sonra çalışma odasına girdim. Aylar önce Murat’ın bana verdiği eski bir tablet vardı. Şarj edip açtım. Tesadüfen değil… İçimdeki şüpheyle. Bir süre kurcaladıktan sonra e-posta hesabının açık kaldığını fark ettim. Ve hayatımın en büyük ihanetiyle karşılaştım. Murat ile bir emlak danışmanı arasında yazışmalar vardı. Türkiye’deki evimin fotoğrafları gönderilmişti. Tapu bilgileri araştırılmıştı. Hatta bir mesajda şöyle yazıyordu: “Kayınvalidem yaşlandığında evi satıp parayı Amerika’ya aktarmayı planlıyoruz.” Ama asıl darbe bir sonraki satırdaydı. “Şimdilik onu yanımızda tutuyoruz. Çocuk bakımı için yılda en az 40 bin dolar tasarruf sağlıyor.” Ben onlar için anne değildim. Ben ücretsiz iş gücüydüm. Ve gelecekte nakde çevrilecek bir mal varlığıydım. Ağlamadım. Bu kez hayır. Çünkü içimdeki kırgınlığın yerini öfke almıştı. Türkiye’deki avukatımı aradım. Aynı gün. Bütün banka hesaplarımı yeniden düzenledim. Evimin ve dükkânımın üzerine aile vakfı benzeri koruma sistemi kuruldu. Vefatımdan sonra hiçbir şey doğrudan Leyla’ya geçmeyecekti. Sonra bir bilet aldım. Ama kimseye söylemedim. Gitmeden önce son hamlemi yaptım. Bir pazar akşamı aile yemeği hazırladım. Murat’ın birkaç arkadaşı da davetliydi. Sofra kurulunca ayağa kalktım. — Size bir haberim var. Murat’ın gözleri parladı. Leyla merakla baktı. — Türkiye’deki evimi sattım. Murat neredeyse heyecandan nefessiz kaldı.