Üç serseri savunmasız bir kıza saldırdı

Lider bir adım daha yaklaştı ve ona doğru eğildi. — Ne diyorsun, güzelce mi vereceksin yoksa anlatmamız mı gerekecek? Veronika dikkatle ona baktı. Ne çığlık ne panik. Sadece gözlerinde gerginlik ve soğuk bir odaklanma. — Bunun iyi bir fikir olduğunu gerçekten düşünüyor musunuz? — diye sordu sessizce. Adamlar birbirine baktı ve güldü. — Duydunuz mu? Bizi korkutuyor. — Kızım, kiminle konuştuğunu biliyor musun? — Burada kimse yok. Sadece biz ve sen. Veronika birden gülümsedi. — Aynen öyle. Sadece siz ve ben. İçlerinden biri donakaldı. — Neye gülüyorsun? — Çünkü neyin içine girdiğinizi hayal bile edemiyorsunuz, — diye cevap verdi. Lider sinirlenerek bir adım attı. — Rol yapmayı bırak. Telefon ve zincir. Hemen. Ve o anda, patikanın virajından, ağaçların gölgesinden iki iri adam yavaşça ortaya çıktı. Bunlar onun korumalarıydı. Uzun boylu, siyah giyimli, soğuk yüzlüydüler. Sakin ama güçlü adımlarla ilerliyorlardı. Serseriler az önce ülkenin en zengin adamlarından birinin kızını soymaya çalıştıklarını bilmiyorlardı. Adamlar dönüp baktı. — Bunlar da kim? Korumalardan biri yaklaşıp kısa bir şekilde sordu: — Bir sorun mu var? Veronika arkasına bile bakmadı. — Artık yok, — diye sakince cevap verdi. Adamların yüzündeki gülümsemeler kayboldu.