Üç Yıl Önce Öldüğünü Sandığım Kızım

Kadın koridorun sonunda gözden kaybolurken aklımda tek bir soru vardı: Ya üç yıl önce bana anlatılanların tamamı yalan ise? O gece neredeyse hiç uyuyamadım. Murat'a okulda yaşananları anlattığımda önce bunun bir tesadüf olduğunu söyledi. Dünyada birbirine benzeyen insanlar vardı. Üstelik üç yıl boyunca yaşadığım acının beni etkilediğini düşünüyordu. Ama ben emindim. O kız sadece benzemiyordu. Annesi olarak bunu hissediyordum. Ertesi sabah Zeynep'i okula bıraktıktan sonra okulun karşısındaki kafeye oturdum. Saatlerce bekledim. Öğrenciler gelmeye başladığında gözlerim sürekli giriş kapısındaydı. Sonunda onları gördüm. Dünkü kadın ve kız. Kadın etrafına bakınarak yürüyordu. Sanki birinden saklanıyormuş gibiydi. Kız ise neşeli görünüyordu. Ayağa kalkıp peşlerinden gittim. Kadın beni fark ettiği anda yüzündeki ifade değişti. "Bir dakika," dedim. Durmadı. "Ne istiyorsunuz?" diye sordu sonunda, gergin bir sesle. "Kızınızın adı gerçekten Esra mı?" Kadın bir an sustu. "Tabii ki öyle." ama."Kızınız kaç yaşında?" "Yedi." Kalbim sıkıştı. Elif de yedi yaşında olacaktı. Kadın tekrar yürümeye başladı. Tam uzaklaşacakken kız bana döndü. Ve söylediği şey tüylerimi diken diken etti. "Sizi daha önce gördüm." Kadın aniden durdu. "Esra!" Ama kız konuşmaya devam etti. "Rüyalarımda görüyorum sizi." Kanım dondu. Kadın kızını kolundan çekiştirerek hızla uzaklaştırdı. Ben ise olduğum yerde kalakaldım. O gün okuldan sonra doğruca eski şehrimize gittim. Saatler süren yol boyunca aklımda tek bir düşünce vardı. Gerçeği öğrenmek. Eski hastaneye vardığımda aradan yıllar geçtiği için kayıtları vermek istemediler. Ancak uzun uğraşlar sonunda Elif'in dosyasına ulaşabildim. Dosyayı incelerken dikkatimi çeken bir ayrıntı oldu. Elif'in ölüm raporunu imzalayan doktorun adı tanıdık değildi. Oysa ben o günlerde sürekli başka bir doktorla görüşmüştüm. Üstelik rapordaki saatlerle benim hatırladıklarım da uyuşmuyordu. Daha fazla araştırınca o doktorun yıllar önce görevden ayrıldığını öğrendim. Adresini bulmak günlerimi aldı. Sonunda küçük bir sahil kasabasında yaşadığını öğrendim. Kapısını çaldığımda beni görünce yüzü gerildi. "Ben Elif'in annesiyim," dedim. Adamın rengi değişti. İşte o an doğru yerde olduğumu anladım. Başta konuşmak istemedi. Fakat yıllardır taşıdığı yük artık ağır geliyordu. Bana oturmamı söyledi. Sonra hayatımı altüst eden gerçeği anlattı. O gece hastanede büyük bir karışıklık yaşanmıştı. Aynı serviste birbirine çok benzeyen iki kız çocuğu tedavi görüyordu. Birinin ailesi oldukça nüfuzluydu. Hastaneye sürekli özel ziyaretçiler geliyordu. Doktor, bazı evraklarda sonradan değişiklik yapıldığını fark etmişti. Ancak itiraz ettiğinde üstü örtülmüş, sessiz kalması istenmişti. "Elif'in öldüğünden hiçbir zaman yüzde yüz emin olamadım," dedi. Dünyam başıma yıkıldı. "Emin olamadınız mı?" Başını eğdi. "Hayır." Eve dönerken ellerim direksiyonda titriyordu. Murat'a her şeyi anlattım. Bu kez o da sessiz kaldı. Çünkü artık ortada sadece bir tesadüf yoktu. Sonraki günlerde Esra'nın peşine düşmedim. Onu korkutmak istemiyordum. Ama okul çıkışlarında uzaktan izledim. Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da bazı şeyler gözümden kaçmıyordu. Elif çocukken heyecanlandığında sağ kulağını tutardı. Esra da aynısını yapıyordu. Elif gülerken sol yanağında küçük bir çukur oluşurdu. Esra'da da vardı. Bir gün Zeynep eve geldiğinde bana şaşkınlıkla baktı. "Anne, Esra çok garip." "Neden?" "Bazen bana Elif diye sesleniyor."
Copyright © 2015. All Rights Reserved.