Üçüzler ve Tehlikeli Adamlar
İşte o an, otobüsün arkasından bir adam ayağa kalktı. Koyu renkli bir palto giymişti ve insanların nedenini anlamadan kenara çekilmesine sebep olan o vakur otoriteyle hareket ediyordu. Doğruca yanına geldi; şoförün otobüsü durdurmayacağını, bu yüzden kendisiyle gelmesi gerektiğini söyledi. Elif itiraz edemeden, adam onu tüy gibi hafifmişçesine kucağına aldı, acil çıkış kapısını açtı ve yağmurun altından geçerek trafik bariyerlerinin arkasında bekleyen siyah, zırhlı bir araca taşıdı. Onu içeri yerleştirdi, şoföre kısa bir emir verdi ve Elif’e üzerinde altın yaldızlı harfler olan siyah bir kart uzattı. Sakin nefes almasını ve eğer Kerem Demirtaş o gece bir daha yanına yaklaşacak olursa bu numarayı aramasını söyledi. Kartta "Levent Arkan" yazıyordu; yargıdan siyasete, finanstan iş dünyasına kadar her yerde inanılmaz bir nüfuzu olan o isim. Elif, neden kendisine yardım ettiğini sordu. Levent ona uzun bir süre baktı ve annesinin, ölmeden önce onu korumasını istediğini söyledi. Elif henüz bunu sindiremeden, telefonu onu donduran bir mesajla aydınlandı. Fotoğrafta Kerem, arkasında avukatlarıyla bir hastanenin resepsiyonunda duruyordu. Mesajda üçüz taşıdığını bildiğini ve o hastaneden "varisleri" olmadan çıkamayacağını yazmıştı. Levent mesajı okudu, telefonu geri verdi ve eğer Kerem nüfuzunun kendisini dokunulmaz kıldığını sanıyorsa, henüz gerçek bir bedelle yüzleşmediğini söyledi. Araç, tüm güzergah önceden hazırlanmış gibi bekleyen Özel Yıldız Hastanesi’ne doğru hızla ilerledi. Hastaneye vardıklarında Elif tamamen fenalaşmıştı. Levent çoktan emirlerini yağdırmaya başlamıştı: Doğum katını emniyete alın, girişleri kısıtlayın, yetkisiz kimseyi yaklaştırmayın. Hastane girişinde güvenlik ona derhal yol açtı. Elif lobi camından, barikatın arkasında tartışan pahalı takım elbiseli adamları gördü ve Kerem’in çoktan oraya ulaştığını anladı. Çocukların kendisine ait olduğunu bağırıyordu. Levent onun tarafına bakmadı bile. Doktorlar sedyeyle koşarken o hareketine devam etti. Doğumhanede dünya; acı, sesler ve steril ışıklardan ibaret parçalara bölündü. Bir doktor bebeklerin sıkıntıya girdiğini ve acil müdahale gerektiğini duyurdu. Elif korkuyla elini uzattı; Levent, Elif’in bir an bile yalnız kalmayacağına dair verdiği sözü duyabileceği kadar yaklaştı. Elif gözyaşları içinde onun kendisi için gerçekten kim olduğunu sordu. Aldığı cevap, hayatı hakkında bildiği her şeyi yerle bir etti. Levent, annesinin ölmeden önceki gece mektup yazdığı adam olduğunu ve onu daha önce bulmuş olması gerektiğini söyledi. Sonra anestezi Elif’i karanlığa çekti. Uyandığında duyduğu ilk şey, üç bebeğin de kurtulduğu oldu. İki oğlan, bir kız. Güvendeler. Durumları iyi. Hayattalar. Düşünceleri yerine oturmadan büyük bir rahatlama dalgası göğsüne vurdu. Kısa süre sonra Levent, daha önce kendine izin vermediği kadar yorgun bir ifadeyle odaya girdi. Elif annesi hakkındaki gerçeği bilmek istediğinde, yatağının kenarına mühürlü bir zarf bıraktı. Annesi İclal Hanım'ın bir zamanlar kendisiyle derin bir bağı olduğunu, ancak hayatlarının Demirtaş ailesinin siyasi ve ticari oyunlarıyla mahvedildiğini anlattı. Mektup daha derin bir gerçeği fısıldıyordu: Kerem’in babası, Elif’in gerçek kökenlerini gizlemiş ve olayları yıllarca manipüle etmişti. Levent açıkça söyledi: Elif’in biyolojik babasıydı ve Kerem, bu gerçeğin bir gün ortaya çıkmasından hep korkmuştu.