Yarın bu evden gidiyorsunuz

Sonra yüzü değişti. — Bu ne? Kimse konuşmadı. — Sana soruyorum. Bu ne? Telefonu masaya bıraktı. Ekranda bizim evin tapusunun fotoğrafı vardı. Benim kalbim duracak gibi oldu. — Bu fotoğraf sende neden var? Elif başını eğdi. — Çünkü… — Çünkü ne? — Borcu kapatmak için teminat göstermem gerekiyordu. Hasan Bey öfkeyle bağırdı. — Hangi teminat? Elif hıçkırarak konuştu. — Evin… — Hangi ev? — Sizin değil… Emre ile Zeynep’in evi. O an Fatma Hanım bile kızını savunamadı. Ben şok içinde Emre’ye baktım. Elif gizlice evrakların fotoğraflarını çekmişti. Borç aldığı kişilere bizim evi göstererek zaman kazanmaya çalışmıştı. Üstelik bunu bize haber vermeden yapmıştı. Emre telefonu masaya bıraktı. Sesi buz gibiydi. — Yarın sabah gidiyorsunuz. Bu kez kimse itiraz etmedi. Ertesi sabah beklenmedik bir şey oldu. Kapı çaldı. Açtığımızda iki adam vardı. Elif’i soruyorlardı. Ben korkudan Defne’yi kucağıma aldım. Ama Emre geri çekilmedi. — Borcunuz varsa hukuk yoluna başvurursunuz. Bir daha bu eve gelirseniz polisi çağırırım. Adamlar birkaç dakika tartıştıktan sonra gittiler. Ancak o olaydan sonra Hasan Bey ilk kez kızına döndü. — Biz seni çalışıyor sanıyorduk. — Baba… — Biz sana güveniyorduk. Elif ağlıyordu. Ama yıllardır ilk kez yaptığı şeyin sonuçlarıyla yüzleşmek zorundaydı. Bir hafta sonra kayınvalidem aradı. Ses tonu tamamen değişmişti. — Zeynep… Bu, bana ilk kez ismimle hitap edişiydi. — Evet? — Sana bir şey söylemek istiyorum. Sessizlik oldu. — Özür dilerim. Ne diyeceğimi bilemedim. — Seni hep küçümsedim. Evde çocuk büyütmenin kolay olduğunu sandım. Ama sen bizim hepimizin yükünü taşımışsın. İlk kez samimi görünüyordu. Sonra ekledi: — Defne’yi görebilir miyim? İşte o an içimdeki öfkenin bir kısmı eridi. Aylar geçti. Elif sonunda bir muhasebe şirketinde işe başladı. Borçlarını yapılandırdı. Lüks yaşam görüntüsü vermek için açtığı tüm sahte hesapları kapattı. Kayınpederim emeklilik birikimlerinden tek kuruş vermedi. Emre de vermedi. Bu kez herkes kendi sorumluluğunu taşımak zorundaydı. Bir akşam Defne ilk adımlarını attı. Salonda yürürken sendeledi. Tam düşecekken Emre onu yakaladı. Defne kahkahalarla güldü. Ben de güldüm. Aylar sonra ilk kez ev gerçekten huzurluydu. Emre bana baktı. — Biliyor musun? — Ne? — O gün eve erken gelmeseydim bazı şeyleri hiç göremeyecektim. Elimi tuttu. — Sana teşekkür ederim. — Neden? — Çünkü herkes giderken sen kaldın. Gözlerim doldu. Küçük dairemiz hâlâ aynıydı. Kredi hâlâ bitmemişti. Zengin değildik. Ama artık evimizde saygı vardı. Ve bazen bir aileyi ayakta tutan şey para değil, tam da buydu. SON.