BÖLÜM 3 Alper hemen Leyla’nın evine gitmedi. Kendi sabırsızlığının, çocukların duygusal güvenliğinden daha önemli olamayacağını ilk kez anlamıştı. Avukatlar, hediyeler ya da korumalarla kapıya dayanmak yerine, boşanmadan önceki aylarda yaşananları aydınlatmak için bağımsız bir denetim firması tuttu. Tespit edilen ilk şüpheli para transferi 4.800 Euro tutarındaydı. Para, Leyla’nın ilk ultrason muayenesine gittiği klinikteki asistan Songül Bektaş’ın hesabına geçmişti. Songül hasta kaydını incelerken Karacabey soyadını fark etmiş, birkaç dakikalığına poliklinikten ayrılmış ve birkaç hafta sonra da istifa etmişti. Ödeme, Ejder’in kontrolündeki paravan bir şirketten yapılmıştı. İkinci transfer ise çok daha korkunçtu: Leyla ve Alper’i yaklaşık iki yıl boyunca tedavi eden uzman doktor Ragıp Orhan’a aktarılan 36.000 Euro. Orijinal raporlar, doktorun tarihleri değiştirdiğini, sağlıklı örnekleri elediğini ve Alper’in testlerini kasten geciktirdiğini ortaya koyuyordu. Leyla ağır ilaçlara, bitmek bilmeyen kontrollere ve suçluluk duygusuna katlanırken, Orhan kocasının daha kapsamlı incelenmesine gerek olmadığını savunmuştu. Denetim ekibi Karacabey Holding’in eski genel merkezindeki güvenlik kamerası kayıtlarını da ortaya çıkardı. Görüntülerden birinde, 12 haftalık hamile olan Leyla, Ejder’e içinde ultrason görüntüsü bulunan bir zarf veriyordu. Ejder ona asansöre kadar eşlik ediyor, ardından özel bir odaya geçiyordu. İçeride onu bekleyen kişi Vildan Karacabey idi. Oysa aynı kadın, oğluna İsviçre’deki bir klinikte ameliyat sonrası nekahet döneminde olduğunu söylemişti. Alper annesini Levent’teki ofisine çağırdı. Leyla, çocukları gizleyen ailenin ayarladığı bir toplantıya gitmek istemediği için görüşmeye görüntülü aramayla katıldı. Buse de oradaydı. — Ne yaptığınızı bilmek istiyorum, dedi Alper. — Ve bunu senin yerine konuşacak avukatlar olmadan doğrudan senden duymak istiyorum. Vildan soğukkanlılığını korudu: — Ejder’i suçlamadan önce, o çocukların aile dengesini neden asla bozmaması gerektiğini kendine sormalısın. Ardından tüm bu entrikanın arkasındaki gizli şartı açıkladı. Alper’in dedesi, Karacabey Holding’in kontrolünü güvenceye almak için özel bir mal varlığı fonu kurmuştu. Eğer Alper 40 yaşına basmadan biyolojik bir mirasçı sahibi olursa, şirketteki oy haklarının yüzde 18’i doğrudan çocuklarının adına açılacak korumalı bir fona devredilecekti. Mirasçılar reşit olana kadar da bu kararlar bağımsız bir kayyum tarafından denetlenecekti. Ortada resmî bir çocuk olmayınca o yüzde 18’lik pay Vildan’da kalıyor ve her türlü stratejik kararı veto etmesini sağlıyordu. Deniz ve Veda’nın varlığı, kadının yedi yıldır yasal olarak kendisine ait olmayan bir yetkiyi kullandığı anlamına geliyordu. — Birkaç hisse senedi için evliliğimizi mi yıktın? diye sordu Alper. — Nesillerin emeğini korudum, diye karşılık verdi Vildan. — Leyla asla bizim dünyamıza ait değildi. Her şeyi ele geçirmek için çocuklarını kullanırdı. Leyla geçmişteki o aşağılanmayı yeniden hissetti ama bu kez başını öne eğmedi. — Sizin hisselerinize ihtiyacım yoktu. Tek ihtiyacım, oğlunuzun bir telefonuma cevap vermesiydi. Vildan hiçbir pişmanlık göstermeden anlattı. Ejder, evliliğe şüphe tohumları ekmesi için doktor Orhan’a rüşvet vermişti. Doktor tedaviyi sabote ederken, Vildan da oğlunu Leyla’nın bir kusuru olduğuna ve onu şirketten koparmak için anneliği kullandığına inandırmıştı. Leyla doğal yollarla hamile kaldığında Songül hasta mahremiyetini çiğneyip durumu Ejder’e bildirmişti. Danışman aramaları engellemiş, postaları saklamış ve şirket çalışanlarına Alper’in eski eşini kabul etmeyi yasakladığını söylemişti. — Ultrason fotoğrafına ne yaptınız? diye sordu Leyla. Vildan tereddüt etti: — Ejder imha ettiğini söylemişti. Alper, eski danışmanın ofisinden getirilen çelik bir dolabı açtı. İçinde ultrason görüntüsü, çıktısı alınmış 17 e-posta, yerine ulaşmayan o mektup ve Vildan’ın imzasını taşıyan bir talimat metni duruyordu. Metinde hamileliğin şirket belgelerinden uzak tutulması emrediliyordu. Ejder, ileride Karacabeyler suçu tek başına ona yıkmaya kalkarsa kendini korumak için delilleri saklamıştı. Buse telefonunu masaya bıraktı: — Bu konuşma Alper’in rızasıyla baştan sona kaydedildi. Vildan’ın asil duruşu bir anda öfkeye dönüştü: — Bu gerçeğin ailemize neler yapacağını anlamıyorsunuz! — Bu aile iki çocuğu yok saymayı atlattı, diye cevap verdi Buse. — Ama belki de senin iktidarın bunu atlatamaz. Bütün deliller Cumhuriyet Başsavcılığına, Kişisel Verileri Koruma Kurumuna ve ilgili Tabip Odasına teslim edildi. Mahkeme tedbiren Vildan’ın oy haklarını askıya aldı ve ikizlerin payını güvenceye almak için tarafsız bir kayyum atadı. Buna rağmen Leyla, Alper’in çocukları Beykoz Konakları’ndaki lüks villasına götürmesine izin vermedi. Deniz ve Veda’nın, henüz ortada olmayan bir sevginin yerine lüks otomobillerle dolu bir garajı koymasını istemiyordu. İlk buluşma çocukların çok iyi bildiği bir bilim müzesinin kafeteryasında gerçekleşti. Alper korumasız, asistansız ve pahalı hediyeler olmadan geldi. Yanında yalnızca Deniz’in restoranda bıraktığı ve sade bir çerçeveye koyduğu o köprü çizimi vardı. Buse dışarıda beklemeyi düşünmüştü ama Veda içeri gelmesini rica etti: — Gerçeği öğrendiğinde onun yanındaydın. Artık bu zorlu sürecin bir parçasısın. Alper çocukların karşısına oturdu. Deniz çerçeveli çizimine baktı, Veda ise doğrudan yaraya parmak bastı: — Neden annemin suçlu olduğuna inandın? — Çünkü onu suçlamak, korktuğumu kabul etmekten çok daha kolaydı, diye yanıtladı Alper, kendinden acı bir dürüstlükle bahsederek. — Bir korkak gibi davrandım ve işimin, onu dinlemekten daha önemli olmasına izin verdim. — Onu sevmeyi bıraktın mı? Alper, Leyla’ya baktı: — Artık sevmediğime kendini inandırmıştı. Ama ne hissettiğini anlamadan çok önce ona sevgiyle davranmayı bırakmıştı. Veda onu affetmedi. Ancak tamamen sırtını da dönmedi. Deniz, bugünden itibaren ona baba deyip demeyeceğini sordu. — Hayır, dedi Alper. — Biyoloji benim kim olduğumu açıklar ama hak etmediğim bir konumu bana veremez. — Tek yapabileceğim gelmeye devam etmek, kararlarınıza saygı duymak ve sabırla beklemek. Leyla o an hiç beklemediği bir şeyi fark etti: Alper bir barışmayı parayla satın almaya çalışmıyordu. Kayıp yedi yıl, kontrolü güç zanneden o kibirli adamı yerle bir etmişti. Görüşmeler her cumartesi 90 dakikalık buluşmalarla başladı. Alper, Veda’nın astronomiye bayıldığını, piyano çaldığını ve parça bitmeden tebrik edilmekten nefret ettiğini öğrendi. Deniz ise mekanik maketlere, köpekbalıklarına ve binalarla ilgili imkânsız sorular sormaya meraklıydı. Alper okul sergisine gidip en arka sırada oturdu. Veda resitalden sonra onu yanına çağırmayınca bu sınıra hiç itiraz etmeden saygı gösterdi. Deniz ahşap bir köprü yapmak için yardım istediğinde Alper profesyonel mimari planlarla geldi ama çocuk planları bir kenara itti: — Nasıl biteceğini zaten biliyorsan bu bizim köprümüz olmaz ki. Alper çizimleri çantasına kaldırdı ve onunla sıfırdan başladı. Buse bazen eşine eşlik etti ama asla üvey anne rolüne soyunmadı. Leyla ile yarışmadı, henüz filizlenen bir bağı sahiplenmeye kalkışmadı. Kendi tüp bebek tedavisi tecrübesi, eski sağlık raporlarını sorgulamasını sağlayan asıl etken olmuştu. Üç ay sonra Alper’den dostça ayrılmak istediğini söyledi: — Seni seviyorum, dedi Alper’e, — ama senin çözülmemiş geçmişini ömür boyu kendi sorumluluğum yapamam. — Çocuklarının seni, evliliğimizi yalnızlığa karşı bir sığınak gibi görmeden tanıması gerekiyor. Alper bu kararı ekonomik tehditler savurmadan ya da karalama kampanyalarına girişmeden olgunlukla kabul etti. Leyla, bu tepkinin Alper’in değiştiğini her türlü süslü sözden çok daha iyi kanıtladığını anladı. Bu sırada Ejder ceza indirimi almak için itirafçı oldu. Vildan’ın, Alper’in denetimi dışında çocuk sahibi olmasını engellemesi karşılığında kendisine holding genel müdürlüğünü vadettiğini itiraf etti. Savcılığa birçok ses kaydı da sundu. Kayıtlardan birinde Vildan, bebekleri oğulları 40 yaşına gelene kadar gizlenmesi gereken “verasetteki bir pürüz” olarak nitelendiriyordu. Alper adliye koridorundaki duruşma salonunda Leyla’nın yanında otururken bu sözleri dinledi. Elleri kaskatı kesilmişti. — Çocuklarımızı oy anlaşmasındaki basit bir engele indirgemiş. — Planı o kurdu, dedi Leyla, — ama aranızda bu yalanı saklayacak kadar derin bir sessizlik olduğu için başarılı oldu. Alper kendini savunmaya çalışmadı: — Başkaları bundan faydalandı diye senden hatalarımı silmeni asla istemeyeceğim. Doktor Orhan meslekten menedildi; evrakta sahtecilik, dolandırıcılık ve hasta verilerini ihlal suçlarından yargılandı. Songül soruşturmada iş birliği yaptı ve parayı mirasla ilgili acil bir durum olduğuna inandırıldığı için kabul ettiğini itiraf etti. Vildan tüm görevlerinden istifa etti ve Karacabey Holding’den tamamen uzaklaştırılmasını öngören adli uzlaşmayı kabul etti. Ejder ise başka şirket belgelerini de imha ettiği kanıtlanınca çok daha ağır bir hapis cezasına çarptırıldı. Bağımsız denetim altında yapılan DNA testleri babalığı kesin olarak tescilledi. Şirketin yüzde 18’lik hissesi Deniz ve Veda adına koruma altına alındı. Ne Alper ne de Leyla bu varlığa kişisel harcamaları için dokunamayacaktı. Basın skandalı öğrendiğinde mahkeme çocukların kimliğini koruma altına alan bir gizlilik kararı çıkardı. Alper, denetim zafiyetlerinden ötürü sorumluluğu üstlendiğini belirten bir basın açıklaması yaptı; metinde Leyla’nın adını geçirmedi ve kendisini asla bir mağdur gibi göstermedi. Yönetim kurulu geçici istifasını talep etti. Eskiden koltuğunu korumak için dünyayı yakacak olan adam, görevini tek kelime etmeden bıraktı. — Gücü kaybetmek rahatsız edici, diye açıkladı bir ziyaret sırasında Veda’ya. — Ama sizinle geçen o 7 yılı kaybetmek, bana güç ile değerin aynı şey olmadığını öğretti. — Gerilince hâlâ şirket faaliyet raporu gibi konuşuyorsun, dedi küçük kız. Deniz o kadar çok güldü ki sütünü masaya döktü. Alper de sonunda onlarla birlikte kahkahalara boğuldu. Restorandaki karşılaşmadan tam bir yıl sonra Alper, ikizlerin Leyla’nın evinin bahçesinde düzenlenen doğum gününe katıldı. Erkenden geldi, sandalyeleri taşıdı, mangalda birkaç köfteyi yaktı ve Deniz’in çim lekeleriyle bahçe masasından daha pahalı olan ayakkabılarını kirletmesine izin verdi. Buse hediyeler ve içten bir mektup gönderdi. Yasal bir bağın kendisini otomatikman aile yapmayacağını bilerek, çocuklarla mesafeli ama çok nazik bir bağ kurmuştu. Pasta kesildikten sonra Deniz, Alper’e yeni bir resim uzattı. Resimde dört kişi vardı: Bir kıyıda Leyla ve ikizler, diğer kıyıda ise Alper duruyordu. İki yakanın arasında ise henüz tamamlanmamış bir köprü uzanıyordu. — Tahtaları eksik, çünkü sen hâlâ kendi tarafını inşa ediyorsun, diye açıkladı Deniz. Alper boğazındaki düğümü güçlükle yuttu: — O zaman köprü tamamen güvenli hâle gelene kadar karşıya geçmenizi istemeden inşa etmeye devam edeceğim. Bir süre sonra Alper, Leyla’yı mutfak penceresinin kenarında buldu. Ona hâlâ sevip sevmediğini sormadı. Bu komplonun ortaya çıkmasının, ellerinden kayıp giden evliliği geri getireceğini de ima etmedi. — Bazen ilk aradığında o telefona baksaydım ne olurdu diye düşünüyorum, diye fısıldadı adam. — Her şey bambaşka olurdu, dedi kadın, — ama bu yine de birlikte kalacağımız anlamına gelmezdi. Alper başını salladı. Vildan ve Ejder hayatlarını manipüle etmişti; ancak Alper’in soğukluğunu, Leyla’nın korkusunu ve bu denli büyük bir gerçeği gizleyecek o derin mesafeyi yaratan onlar değildi. Gitmeden önce ikizler ona doğru koştu. Önce Veda sarıldı. Ardından Deniz, sanki tek amacı Alper’in ceket cebindeki boya kalemini almakmış gibi yaparak kollarını ona doladı. Alper fotoğraf çekmedi. Bu sarılmayı basına anlatmadı. Evine döndü ve çocukları onu teselli etmek zorunda hissetmesin diye gözyaşlarını tek başına akıttı. Yedi yıl önce, ellerinde büyük güç olan birkaç yetişkin, henüz doğmamış iki çocuğu paralarını ve iktidarlarını korumak için birer engel olarak görmüştü. Şimdiyse o çocuklar masanın tam ortasında oturuyor, yetişkinlerin ciddi konuşmalarını bölüyor ve babalarının hayatlarına ne hızla girebileceğine sadece kendileri karar veriyordu. Deniz’in yarım kalan köprü resmi, Alper’in duvarındaki yerini aldı. O resim, yeniden kazanılmış bir ailenin hatırası değildi. Bazen gerçek sevginin birinin geri dönmesini zorlamak değil, korkmadan geri gelebilmesi için gereken süre boyunca o yolu sabırla inşa etmek olduğunun sessiz bir vaadiydi.