Zengin Dede, Evlilik ve Sırlar

En yakın arkadaşımın zengin dedesiyle, özsaygım yerine maddi güvenceyi seçtiğimi düşünerek evlendim. Düğün gecemizde bana gerçeği anlattı; utanç verici bir anlaşma sandığım şey; haysiyet, sadakat ve hakikat için verilen bir savaşa dönüştü. İnsanların fark edeceği türden bir kız değildim; tabii bana gülüp gülmemeye karar verdikleri anlar hariç.On altı yaşıma geldiğimde, bir saniye gecikmeyle gülmeyi, acınası bakışları görmezden gelmeyi ve yalnızlığın bir tercihmiş gibi davranmayı öğrenmiştim. Sonra kimya dersinde Menekşe yanıma oturdu ve bilerek nazik davranarak her şeyi değiştirdi. O, çaba sarf etmeden güzeldi; bense görünmezdim. Ama bana asla bir "iyileştirme projesi" gibi davranmadı. "Ne kadar özel olduğunun farkında değilsin Leyla," derdi. "Beni güldürüyorsun." Lise ve üniversite boyunca yanımda kaldı; benimle uğraşmanın çok zor olduğunu fark edip beni terk edeceğini düşündüğüm her yıl yine oradaydı. Aramızdaki fark mı? Onun bir evi vardı. Benimse ağabeyimden gelen ve eve geri dönmememi söyleyen bir mesajım... Bu yüzden onun peşinden şehre gittim; bu bir takıntı değil, sadece hayatta kalma çabasıydı. Evim küçük, gürültülü ve zar zor ayakta duran bir yerdi ama benimdi. Menekşe bir gün elinde erzaklar ve benim hiç inanmadığım bir iyimserlikle kapımda belirdi. "Perdeye ihtiyacın var," dedi. "Benim kira parasına ihtiyacım var," diye cevap verdim. Dedesi Rıfat Bey ile işte böyle tanıştım. Malikânesini ilk ziyaret ettiğimde kendimi tamamen oraya ait olmayan biri gibi hissettim. Sadece gümüş çatal bıçak takımları bile gözümü korkutmaya yetmişti. Rıfat Bey bunu fark etti. "Çatal bıçaklarla pazarlık yapmanın özel bir sebebi var mı?" diye sordu. Bu başlangıçtı. Ondan sonra benimle farklı konuşmaya başladı. Dinliyordu. Şeyleri hatırlıyordu. Bir keresinde, "Her şeyin güzelliğinden önce fiyatını fark ediyorsun," dedi. "Çünkü neyin güzel kalacağına fiyat karar veriyor," diye cevap verdim. Hafifçe gülümsedi. "Bu ya bilgelik ya da hüzün." "Muhtemelen ikisi de." Menekşe aramızdaki bağı fark etti. "Dedem seni seviyor," dedi. "Teşekkür etmemi seviyordur," diye şaka yaptım. Ama bir gece Rıfat Bey beklenmedik bir şey sordu: "Maddi güvence için evlenmeyi hiç düşündün mü?" Şaka yaptığını sandım. Yapmıyordu. "Bana evlenme mi teklif ediyorsunuz?" diye sordum. "Evet." Bu, arkama bakmadan gitmem gereken andı. Bunun yerine nedenini sordum. "Çünkü sana kendi ailemden daha çok güveniyorum," dedi. Bunu Menekşe’ye anlattığımda her şey değişti. Gülmedi. "Kendine daha çok saygın olduğunu düşünmüştüm," dedi sessizce. "Ama sen de herkes gibisin." Bu her şeyden daha çok canımı yaktı. "Gurur pahalı bir şey," diye yanıtladım. "Sen gururunu koruma lüksüne sahip oldun." Bana gitmemi söyledi. Ben de gittim. Üç hafta sonra dedesiyle evlendim. Düğün küçük, masraflı ve huzursuzdu. Aramızda elli yaş fark vardı ve hiç romantizm yoktu. Menekşe yüzüme bile bakmadı. Resepsiyonda kızı Ayten, soğuk bir gülümsemeyle yanıma yaklaştı.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.