Zengin Dede, Evlilik ve Sırlar
Aradan altı ay geçti. Vakıf büyüyordu. Ben ise her sabah hâlâ aynı alışkanlıkla erken kalkıyor, hesapları kontrol ediyor, burs başvurularını inceliyor ve Rıfat Bey'in bana bıraktığı emaneti korumaya çalışıyordum. Bir gün avukatım aradı. "Sizinle görüşmek isteyen biri var." "Konu ne?" "Sanırım bunu yüz yüze konuşmanız daha iyi olur." Öğleden sonra ofisime gelen adamı görünce tanımadım. Elli yaşlarında, ciddi yüzlü biriydi. Masama eski bir dosya bıraktı. "Bu dosya yıllardır kapalı tutuluyordu," dedi. "Rıfat Bey ölmeden önce açılması için talimat vermiş." İçimde tuhaf bir huzursuzluk oluştu. Dosyayı açtım. İlk sayfada doğum kayıtları vardı. İkinci sayfada hastane belgeleri. Üçüncü sayfada ise bir DNA raporu. Anlam veremiyordum. "Bu ne?" diye sordum. Adam uzun süre sessiz kaldı. Sonra tek bir cümle kurdu. "Rıfat Bey sizin biyolojik babanızdı." O an dünya durdu. Gülmeye çalıştım. Sonra ağlamaya. Sonra hiçbir şey yapamadım. "Hayır..." Adam başını eğdi. "Anneniz yıllar önce onun yanında çalışıyordu. İkisi gençti. Bir ilişki yaşadılar. Ancak aile durumu öğrenince annenize büyük baskı yapıldı." Ellerim titriyordu. "Hayır... bu mümkün değil." Adam ikinci bir zarf uzattı. "Bu da size bırakılan son mektup." Zarfın üzerinde benim ismim vardı. Titreyen parmaklarla açtım. Mektup kısa ama ağırdı. "Leyla, Bu gerçeği hayatım boyunca senden sakladım. Sana babalık yapmaya hakkım olmadığını düşündüm. Çünkü o hakkı yıllar önce korkaklığım yüzünden kaybettim. Seni ilk kez Menekşe sayesinde gördüğüm gün tanıdım. Annenin gözlerini taşıyordun. O gün gerçeği söylemek istedim. Ama seni yeniden kaybetmekten korktum. Bu yüzden seni uzaktan izledim. Sana yardım etmeye çalıştım. Senin kim olduğunu öğrenmeye çalıştım. Ve gördüğüm şey beni utandırdı. Çünkü sen, benim asla olamadığım kadar cesur ve dürüst bir insandın. Sana servet bırakmamın sebebi minnet değildi. Bu bir miras değildi. Bu, yıllarca veremediğim babalık borcunun küçük bir kısmıydı. Beni affetmeni beklemiyorum. Ama şunu bilmeni istiyorum. Hayatım boyunca yaptığım en doğru şey seni seçmekti. Her ne kadar bunu çok geç yapmış olsam da. Baban, Rıfat." Mektubu bitirdiğimde gözyaşlarım kâğıdın üzerine düşüyordu. O anda geçmişteki yüzlerce an zihnimde birleşti. Bana neden farklı baktığı. Neden herkesin sustuğu şeyleri dinlediği. Neden bana güvendiği. Neden ailesinden çok bana inandığı. Çünkü aslında beni yıllardır tanıyordu. Ben ise bunu hiç bilmiyordum. Bir hafta sonra aile avukatları yeniden toplandı. Bu kez şaşkın olan ben değildim. Ayten ve kardeşi donup kalmıştı. Çünkü Rıfat Bey'in son sürprizi henüz açıklanmamıştı. Avukat son belgeyi okudu: "Şirket hisselerinin çoğunluğu Leyla Hanım'a bırakılmıştır." Odadaki herkes birbirine baktı. Sonra avukat son cümleyi ekledi: "Çünkü kendisi aynı zamanda Rıfat Bey'in yasal olarak tanınmış tek öz çocuğudur." Sessizlik çöktü. Ayten'in yüzü bembeyaz olmuştu. Hayatı boyunca beni alt sınıftan gelen bir yabancı, bir fırsatçı ve bir yük olarak görmüştü. Şimdi ise öğreniyordu ki... Ben onların üvey kardeşiydim. Ve aslında o aileye sonradan giren kişi değil... En başından beri o ailenin parçasıydım. O an anladım. Hayat bazen insanı en çok korktuğu şeyle sınar. Ben yıllarca ait olmadığımı düşündüm. Meğer bütün hikâye boyunca ait olduğum yerin tam ortasındaymışım.