18 Yıl Boyunca Aynı Köşkte Hizmetçilik Yaptım

"Başka?" "On sekiz yıldır çalışan bütün personelin kıdem haklarını eksiksiz ödeyeceksiniz." Sessizlik oldu. "Ve..." Avukat son sayfayı açtı. "Köşkü satamayacak, ipotek ettiremeyecek veya çalışanları haksız yere işten çıkaramayacaksınız." Murat masaya yumruğunu vurdu. "Babam bana güvenmemiş." Nihat Bey sakin bir sesle cevap verdi. "Sanırım tam tersine... Size son bir fırsat vermiş." Murat hiçbir şey söylemeden odadan çıktı. Arkasından bakarken içimde öfke yerine garip bir huzur vardı. Aylar sonra iki daireden birini kiraya verdim. Diğerine torunumla birlikte taşındık. Yıllardır ilk kez kira derdimiz yoktu. Torunum iyi bir okula başladı. Ben ise tamamen çalışmayı bırakmadım. Mahalledeki ihtiyaç sahibi kadınlara temizlik işleri bulmalarına yardımcı olmaya başladım. Bazılarına referans oldum, bazılarına küçük destekler verdim. Çünkü yoksulluğun insanı nasıl çaresiz bıraktığını çok iyi biliyordum. Bir gün posta kutuma küçük bir zarf bırakıldı. Gönderen yoktu. İçinden sadece tek sayfalık bir mektup çıktı. Murat yazmıştı. "Babamı yıllarca anlamadım. Sizin gibi insanların değerini de... O gün sizi kapının önüne koyarken güçlü olduğumu sanıyordum. Aslında en yoksul kişi benmişim. Beni affedip affetmeyeceğinizi bilmiyorum ama ilk kez babamın neden size bu kadar güvendiğini anlıyorum." Mektubu katlayıp çekmeceye koydum. Cevap yazmadım. Bazı pişmanlıklar kelimelerle değil, insanın değişmesiyle anlam kazanırdı. Aradan bir yıl geçti. Kemal Bey'in ölüm yıldönümünde mezarını ziyaret ettim. Yanımda torunum vardı. Çiçekleri bıraktıktan sonra sessizce dua ettik. Tam ayrılırken torunum elimi tuttu. "Babaanne..." "Efendim?" "Kemal dedeyi hiç tanıyamadım ama galiba o bizi uzaktan hâlâ koruyor." Gözlerim doldu. Mezara son kez baktım. Kemal Bey bana servet bırakmıştı ama aslında verdiği en büyük miras para değildi. Bana, iyiliğin er ya da geç karşılığını bulacağını; insanın gerçek zenginliğinin sahip oldukları değil, geride bıraktığı güven ve vefa olduğunu göstermişti. O gün köşkün kapısından kovulurken hayatımın bittiğini sanmıştım. Meğer asıl kapı, tam o gün benim için açılıyormuş.