20 yıl sonra beni tanımadı ve ben bu fırsatı değerlendirdim

“Beni affedebilir misin?” dedi. “O gün seni seçtiğim için değil… bugün seni tanımadığım için.” O anda içimde bir şey kırıldı. İnsanlar çoğu zaman geçmişteki hataları affetmenin zor olduğunu düşünür. Ama asıl zor olan, bir insanın gözlerinin içine bakıp onun nasıl düştüğünü görmektir. Yavaşça ayağa kalktım. “Ceren,” dedim. Başını kaldırdı. “Sen beni o gün kurtardın. Ama ben seni bugün kurtarabilirim.” Kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?” Telefonumu çıkardım. “Artık tek başına değilsin.” Ona küçük bir şirket kurduğumu, sosyal yardım fonum olduğunu, gençlerin yeniden ayağa kalkması için kurduğum programı anlattım. Ama en önemlisi, onun artık o eski hayatına dönmek zorunda olmadığını söyledim. “Ben bunu hak etmiyorum,” dedi hemen. “Ben sana kötü davrandım… seni tanımadım bile.” “Hayır,” dedim sert ama sakin bir sesle. “Sen bana bir gün insan olduğumu hatırlattın. Şimdi ben sana aynısını yapacağım.” Ceren sessizce ağlamaya başladı. O gece uzun süre konuşmadık. Sadece oturduk. Geçmişin yükü, iki insanın arasında sessizce dağıldı. Ertesi gün, Ceren’i sadece bir misafir olarak değil, yeni bir başlangıcın parçası olarak işe aldım. Kardeşi için gerekli tedavi sürecini başlattık. Eski hayatının enkazını yavaş yavaş birlikte temizledik. Ama en önemlisi şuydu: Artık beni tanımayan bir kadın yoktu. Ve artık “Balina” diye anılan bir çocuk da yoktu. Sadece iki insan vardı—birbirlerinin hayatını farklı zamanlarda kurtarmış, şimdi ise aynı hayata yeniden yön vermeyi öğrenen iki insan. Ve bazen hayatın en ağır borcu para değil, zamandı. Ama o borç, doğru insanla ödenince… insana yeniden yaşama sebebi verirdi.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.