45 yıl ayrı kaldıktan sonra onun son dileği

Kâğıdın ilk satırında şöyle yazıyordu: 'Tarık, kırk beş yıl önce senden ayrılmadım. Beni senden uzaklaştıran gerçeği ikimiz de hiçbir zaman öğrenemedik.' Caminin avlusundaki taş duvara tutunmak zorunda kaldım. Parmaklarım titriyordu. Gülnaz'ın oğlu Utku, yüzümdeki ifadeyi görünce hemen yanıma yaklaştı. 'İyi misiniz? Bir yere oturalım isterseniz.' Başımı salladım. Bahçedeki ahşap banka oturduk. Kâğıdı yeniden açtım. 'Tarık, sana bütün bunları hastane odasında anlatamadım. Çünkü son günlerimi geçmişin hesabını sorarak değil, seninle yeniden mutlu olarak geçirmek istedim. Ama bilmeden gitmeni de istemiyorum.' Gözlerim satırların üzerinde ilerlerken gençliğimizin en acı günü zihnimde canlandı. Üniversiteye başladığımız ilk yıl Gülnaz'a sayısız mektup yazmıştım. Başlarda cevap geliyordu. Sonra birden kesilmişti. Bir gün ailesinin evine telefon ettiğimde babası, Gülnaz'ın başka biriyle görüşmeye başladığını, benim onu rahatsız etmemem gerektiğini söylemişti. O sözleri duyduğumda henüz on sekiz yaşındaydım. Gururum kırılmış, dünyam yıkılmıştı. Bir daha aramamıştım. Mektupta ise bambaşka bir hikâye anlatılıyordu.'Sen üniversiteye gittikten sonra her hafta mektuplarını bekledim. İlk aylar ne kadar güzeldi, hatırlıyor musun? Sonra yazmayı bıraktığını sandım. Sana gönderdiğim son üç mektuba da cevap alamadım. Bir akşam babam senin beni unuttuğunu, artık başka biriyle görüştüğünü söyledi.' Bir an okumayı bıraktım. 'Bu imkânsız,' diye fısıldadım. Utku sessizce bekledi. Mektubun devamında Gülnaz, yıllar sonra babasının ölümünden önce kendisine bir itirafta bulunduğunu yazmıştı. Babası, farklı şehirlerde okuyan iki gencin evliliğine karşıymış. Gülnaz'ın eğitimini yarıda bırakacağından, benim de henüz düzenli bir işim olmadığı için ona iyi bir hayat sağlayamayacağımdan korkmuş. Bu yüzden gelen mektupları saklamış. Gülnaz'ın bana gönderdiklerinin bazılarını da postaya vermemiş. Gülnaz gerçekleri öğrendiğinde ikimiz de çoktan başka hayatlar kurmuştuk. 'Babam yaptığının yanlış olduğunu kabul etti. Onu affedip affetmediğimi bugün bile bilmiyorum. Ama senin beni terk ettiğini düşünerek geçirdiğim yılların ardından, aslında ikimizin de aynı acıyı yaşadığını öğrenmek çok ağırdı.' Kâğıdı dizlerimin üzerine bıraktım. 'Annen neden beni bulmadı?' diye sordum. Utku gözlerini yere indirdi. 'Çünkü bulmuş.' Şaşkınlıkla ona baktım.
Copyright © 2015. All Rights Reserved.