İlk Cümle Dizlerimin Bağını Çözdü
Kâğıdın ilk satırında şöyle yazıyordu: 'Tarık, kırk beş yıl önce senden ayrılmadım. Beni senden uzaklaştıran gerçeği ikimiz de hiçbir zaman öğrenemedik.' Caminin avlusundaki taş duvara tutunmak zorunda kaldım. Parmaklarım titriyordu. Gülnaz'ın oğlu Utku, yüzümdeki ifadeyi görünce hemen yanıma yaklaştı. 'İyi misiniz? Bir yere oturalım isterseniz.' Başımı salladım. Bahçedeki ahşap banka oturduk. Kâğıdı yeniden açtım. 'Tarık, sana bütün bunları hastane odasında anlatamadım. Çünkü son günlerimi geçmişin hesabını sorarak değil, seninle yeniden mutlu olarak geçirmek istedim. Ama bilmeden gitmeni de istemiyorum.' Gözlerim satırların üzerinde ilerlerken gençliğimizin en acı günü zihnimde canlandı. Üniversiteye başladığımız ilk yıl Gülnaz'a sayısız mektup yazmıştım. Başlarda cevap geliyordu. Sonra birden kesilmişti. Bir gün ailesinin evine telefon ettiğimde babası, Gülnaz'ın başka biriyle görüşmeye başladığını, benim onu rahatsız etmemem gerektiğini söylemişti. O sözleri duyduğumda henüz on sekiz yaşındaydım. Gururum kırılmış, dünyam yıkılmıştı. Bir daha aramamıştım. Mektupta ise bambaşka bir hikâye anlatılıyordu.