51 milyon lira bağış yapmak için bir huzurevine gitmiştim

Arda Yılmaz milyonluk bir servetin sahibiydi. Ama huzurevinin kırık camının yanında, 40 yıldır kayıp olan annesini tekerlekli sandalyede gördüğü gün, elindeki 51 milyon liralık bağış çeki yere düştü. İstanbul’un tanınmış otel zinciri sahiplerinden Arda Yılmaz’a herkes “şanslı adam” derdi. Yedi tane lüks oteli, Boğaz manzaralı modern bir villası, pahalı arabaları ve gazetelere çıkan başarı hikâyeleri vardı. Ama içinde hep kapalı kalan bir boşluk da vardı. Çocukluğundan beri ona anne ve babasının İzmir yolunda geçirdikleri bir trafik kazasında öldüğü söylenmişti. Onu büyüten halası Kader Hanım’dı. Kader Hanım, başörtüsüyle, sakin sesiyle hep aynı şeyi tekrar ederdi: “Eski yaraları kurcalarsan sadece kanar.” O gün Arda aslında sadece bir bağış töreni için oradaydı. Şirketi, ihtiyaç sahibi bir huzurevine bağış yapmaya karar vermişti. Seçilen yer, Ankara’nın dışında eski bir huzureviydi. Duvarlarda rutubet vardı, eski vantilatörler gıcırdayarak dönüyordu, bahçede oturan yaşlılar sanki dünya tarafından yavaş yavaş unutulmuş gibiydi. Huzurevinin yöneticisi, Münevver Hanım, gergin bir gülümsemeyle Arda’yı içeri alıyordu. Kameralar hazırdı, çalışanlar sıraya dizilmişti, çaylar hazırlanmıştı. Ama Arda’nın bakışları bir anda bir köşede oturan yaşlı bir kadına takıldı. Kadın pencerenin yanında oturuyordu. Beyaz, dağınık saçlar… Zayıf bir yüz… Titreyen eller… Ve gözlerinde hâlâ sönmemiş bir ışık. Arda olduğu yerde kaldı. Münevver Hanım, — Beyefendi, buraya geçelim, fotoğraf burada daha iyi çıkar, dedi. Ama Arda sanki duymadı. Yavaşça kadının yanına gitti, önünde eğildi. Göğsünde garip bir ağırlık vardı. Nedenini bilmiyordu ama bu yüz, içinde çok eski bir kapıyı aralıyordu. Yaşlı kadın başını kaldırdı. Birkaç saniye Arda’ya baktı. Sonra titreyen eliyle onun yanağına dokundu. Arda donup kaldı. Bu dokunuş yabancı değildi. Sanki ateşli bir gecede alnına konan serin bir bez gibi… Sanki çocukken saçlarını okşayan bir el gibi… Kadının dudakları kıpırdadı. — Arda… Arda’nın nefesi kesildi. — Ne dediniz? Münevver Hanım hemen araya girdi: — Beyefendi, bu Şenay Hanım. Bazen böyle isimler sayıklar. Hiç kimsesi yok, yıllardır burada. Ama Arda gözlerini kadından ayıramıyordu. — Bana Arda dedi. Münevver Hanım huzursuz oldu: — Tesadüf olmalı. Ama kadın ağlıyordu artık. Parmakları Arda’nın yüzünden kayıp kravatına tutundu. — Oğlum… benim küçük Arda’m… Bu sözlerle Arda’nın bedeni titredi. Dünyada ona çocukken “Arda” diye seslenen tek bir kişi vardı… Ama halası bunun sadece hayal olduğunu söylemişti hep. Arda kadının ellerini tuttu. — Beni tanıyor musunuz? Benim adım ne? Kadın kaşlarını çattı, hatırlamak sanki acı veriyordu. Sonra fısıldadı: — Arda… benim Kemal’imin oğlu… Kemal. Arda’nın babasının adı. Münevver Hanım’ın yüzü bembeyaz oldu. Kameraman kaydı durdurdu. Bahçedeki yaşlılar da onlara bakıyordu. Arda ayağa kalktı. Artık bir iş adamı gibi değil, korkmuş bir çocuk gibi konuşuyordu: — Bana bu kadının bütün kayıtlarını getirin. Hemen. Kim bırakmış buraya? Ne zaman? Münevver Hanım kekelemeye başladı: — Eski dosyalar çok yıprandı… Yıllar önce su basmıştı, çoğu zarar gördü… — Ne kaldıysa getirin! Onu küçük bir odaya götürdüler. Eski bir dolaptan sararmış bir dosya çıkarıldı. Arda dosyayı açtı. İlk sayfada yazıyordu: “Şenay Yılmaz. Kabul edildiğinde yaşı: 36. Tanı: Travma sonrası hafıza kaybı, eski kafa yaralanması. Sorumlu yakını: Kader Yılmaz.” Arda’nın gözleri karardı. Kader. Onu büyüten hala. Dosyanın devamında doktor notu vardı: “Hastanın sürekli olarak ‘Oğlumu benden aldılar’ dediği gözlemlendi.” Arda masaya tutundu. — Hayır… bu olamaz… Tam o sırada dışarıdan Şenay Hanım’ın zayıf sesi duyuldu: — Kader demişti… benden korkacaksın diye… Arda irkildi. Hemen dışarı koştu. Gözleri doluydu. — Anne… eğer benim annemsen… seni buradan götüreceğim. Ama önce gerçeği bilmeliyim. Şenay Hanım onun elini sımsıkı tuttu ve tek bir kelime söyledi: — Sandık… Arda eğildi. — Hangi sandık? Kadının gözlerine korku yerleşti. — Kader’in… mavi sandığı… içinde benim kanım saklı
Copyright © 2015. All Rights Reserved.