Aile Sırları ve Para Tartışması
Kadehimi havaya kaldırdım. "Harika," dedim. "O zaman benden para istemeyin." Babam kaşlarını çattı. "Ne parası?" Kimse cevap vermedi. Telefonumu çıkardım ve transfer geçmişini açtım. "Her ay Deniz’e gönderdiğim paradan bahsediyorum," dedim. "Bu ev için. Senin ilaçların için. Tuna’nın çıkardığı sorunlar için. Hepsi bu gece bitiyor." Deniz’in yüzündeki tüm renk çekildi. Ve babamın ona bakışından anladım ki, gecenin en zalimce kısmı Deniz’in söyledikleri değildi. Asıl gerçek; babamın o paraların nereden geldiğinden asla haberinin olmamasıydı. Babam ertesi sabah, elinde iki karton bardak kahve ve yüzünde on yılın yorgunluğuyla kapımda belirdi. Daha kapıyı tam açmadan, "Gerçeği bilmem lazım," dedi. Onu içeri aldım. Dizüstü bilgisayarımı ona çevirip Deniz’in şahsi hesabına gönderilen on dokuz adet banka transferini gösterene kadar oturmadı. Ocak. Şubat. Mart. Aylar, geçici olduğunu sandığım ama sessizce finanse ettiğim bir hayatın makbuzları gibi üst üste dizilmişti. Çenesi kasılmış bir halde ekrana bakmaya devam etti. "Bana ipotek taksitlerinin annesinden kalan mirastan geldiğini söylemişti," dedi. "Annesinin mirası iki yıl önce bitti," diye cevap verdim. "Geri kalanının nereye gittiğini biliyor musun? Tuna’ya." Öğlene doğru, bir banka görevlisinin karşısında, babamın ben dün akşam gittikten sonra Deniz’in masasından aldığı dökümanlarla dolu bir klasörle oturuyorduk. Evin borcu sadece biraz gecikmiş değildi; icra takibine girmesine ramak kalmıştı. Rehabilitasyon faturaları sadece ben karşıladığım için ödenmişti. Göl evinin üzerine kredi çekilmişti. Ve Deniz’in sürekli "zor bir dönem" diye bahsettiği Tuna’nın tamir dükkanı, ödenmemiş vergiler ve borçlar altında ezilip batmadan önce ailenin yaklaşık bir buçuk milyon lirasını yiyip bitirmişti. Midem bulanıyordu ama babam neredeyse sakin görünüyordu. Bu beni daha çok korkuttu. Dönüş yolunda direksiyonu sıkıca kavradı ve "Deniz’in Tuna’yı kayırdığını biliyordum. Bunun normal olduğunu kendime telkin edip durdum. Ama senden alıp benden saklayacağı hiç aklıma gelmezdi," dedi. "Hiç sormadın ki," dedim ve hemen ardından bunu söylediğim için pişman oldum. Ama babam onaylayarak, "Evet. Sormadım," dedi. O akşam Deniz beni on bir kez aradı. Tuna dört kez aradı. Reyhan bir mesaj gönderdi: "Lütfen bunun bir yanlış anlaşılma olduğunu söyle." Deniz saat yedi buçukta kapıma dayanana kadar hepsini görmezden geldim. Saçları kusursuz, ruju eksiksizdi ama öfkesi her halinden okunuyordu. "Beni kendi evimde rezil ettin," dedi. "Sen de beni kendi evimde dolandırdın," diye cevap verdim. Gülümsemesi gerildi. "Dramatikleşme. Aileler birbirine yardım eder." "Aileler, bir kızın parasını bir buçuk yıl boyunca alıp sonra ona aileden olmadığını söylemez." Maskesini düşürdü. "Zaten her zaman zordun. Tuna’nın yardıma ihtiyacı vardı. Senin bir kariyerin, evin, emeklilik hesabın var. Tam olarak neden mahrum kaldın?"